Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (TCK m. 170)
Yayın tarihi:
Düğünde havaya sıkılan kurşun, kalabalık bir sokakta patlatılan madde, komşu evi de tutuşturan bir yangın: Türk Ceza Kanunu'nun 170. maddesi bunları kimse zarar görmese bile cezalandırır. Bu rehber maddenin hangi hareketleri suç saydığını, cezanın nasıl belirlendiğini, silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanun'la ilişkisini ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Türk Ceza Kanunu'nun 170. maddesinde düzenlenen bir tehlike suçudur. Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda yangın çıkarmak, bina çökmesine veya sele neden olmak, silahla ateş etmek ya da patlayıcı madde kullanmak bu suçu oluşturur. Cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Kimsenin yaralanmış veya bir malın zarar görmüş olması aranmaz; korunan değer tek tek kişilerin değil, toplumun güvenliğidir. Suç şikâyete bağlı değildir, soruşturma kendiliğinden yürütülür.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 170 hangi hareketleri suç sayıyor?
- Silahla ateş etme (TCK m. 170/1-c): hangi alet, hangi ortam?
- Yangın çıkarma (TCK m. 170/1-a): yangın gerçekten başlamalı mı?
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun cezası nedir?
- Silahla tehdit, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'la ilişkisi nasıl kuruluyor?
- TCK m. 171 ile sınır: kasıt mı taksir mi?
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu nasıl ispatlanır?
- Yargılama nasıl işler: seri muhakeme, HAGB ve zamanaşımı
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. TCK m. 170 şikâyet koşulu öngörmez; savcılık suçu öğrendiğinde soruşturmayı kendiliğinden yürütür. Suç toplumun güvenliğini koruduğu için olaydan doğrudan zarar görmüş bir mağdur da bulunmayabilir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu suçtan doğrudan zarar görmeyen kişinin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığını belirtmektedir.
Dayanak: TCK m. 170/1, CMK m. 237/1
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir.
Dayanak: TCK m. 73/1
- Uzlaştırma
Hayır. Uzlaştırma önce şikâyete bağlı suçlarda gündeme gelir; bu suç şikâyete bağlı değildir. Şikâyete bağlı olmayan suçlar bakımından kanun, uzlaştırma kapsamına giren Türk Ceza Kanunu suçlarını tek tek saymıştır ve m. 170 bu sayımda yer almaz. Tek istisna sanığın çocuk olmasıdır: CMK m. 253/1-c, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları da kapsama aldığından, m. 170/1'in ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenen hâli ile m. 170/3 bu yoldan uzlaştırmaya tabi olur.
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. TCK m. 170/1'de cezanın üst sınırı beş yıl, m. 170/2'deki yarı oranında artırımla yedi yıl altı aydır; her ikisi de ağır ceza mahkemesinin görev ölçütü olan on yılı aşmaz ve m. 170 ağır ceza mahkemesine cezadan bağımsız olarak verilen suçlar arasında sayılmamıştır.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12
- Dava zamanaşımı
TCK m. 170/1'in temel şeklinde olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; üst sınır beş yılı aşmadığı için TCK m. 66/1-e uygulanır. Aynı süre ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenen hâlde ve m. 170/3'te de geçerlidir. TCK m. 66/3 uyarınca sürenin belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur; buna göre m. 170/2'deki artırım uygulandığında üst sınır yedi yıl altı aya çıktığından süre TCK m. 66/1-d uyarınca on beş yıl olarak hesaplanır. Bu fıkra 25 Aralık 2025'te yürürlüğe girdiği için henüz uygulandığı bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır.
- Adli para cezası
TCK m. 170/1'de adli para cezası seçenek değildir; madde yalnızca hapis öngörür. Seçenek yaptırım yalnız m. 170/3'te vardır: orada ceza üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ayrıca m. 170/1'den hükmedilen ceza bir yıl veya daha az ise kısa süreli hapis sayılır ve mahkeme onu TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevirebilir.
- HAGB ve erteleme
İkisi de mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme karar verebilir; denetim süresi beş yıldır. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir. TCK m. 170/1'in alt sınırı bir yıl olduğu için her iki kurum da uygulama alanı bulur; kararların çoğunda hükmedilen ceza beş ay ile on ay arasındadır.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 170 hangi hareketleri suç sayıyor?
TCK m. 170/1 üç grup hareketi cezalandırır: a) yangın çıkarmak, b) bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak, c) silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak. Bu hareketlerin hepsi aynı iki koşuldan birine bağlıdır: fiil ya kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmiş olmalıdır. Koşullar arasında "ya da" bağlacı vardır; ikisinin birden bulunması gerekmez.
Madde bir tehlike suçu kurar. Kimsenin yaralanması, kimsenin ölmesi ya da bir malın zarar görmesi aranmaz; hareketin tehlike yaratmaya elverişli olması yeterlidir. Bunun doğrudan bir usul sonucu vardır: suçun belirli bir mağduru olmayabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, av tüfeğiyle havaya ateş edilen bir olayda kurşunun aracına isabet ettiği kişinin bile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan doğrudan zarar gören sayılamayacağını, bu nedenle davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığını saptamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/1039)1 Aynı kişinin mala zarar verme suçu bakımından katılan sıfatı ise kabul edilmiştir; ayrım, hangi suçun kimi koruduğundan doğar.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları farklı işler görür. TCK m. 170/2, 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la eklenmiştir ve birinci fıkradaki suçun kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. TCK m. 170/3 ise ayrı ve daha hafif bir suç tipidir: yangının, bina çökmesinin, toprak kaymasının, çığ düşmesinin, sel veya taşkının kendisine değil, yalnızca tehlikesine neden olan kişi üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Birinci fıkrada netice gerçekleşmiştir, üçüncü fıkrada gerçekleşmemiş, yalnız yakın tehlike doğmuştur.
Silahla ateş etme (TCK m. 170/1-c): hangi alet, hangi ortam?
Bu rehberde incelenen kararların çoğu (c) bendine ilişkindir ve tipik olay havaya ateş etmedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi suçun iki ayrı unsuru bulunduğunu vurgular: eylemin kişilerde korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesi tek başına yetmez, kullanılan aletin de TCK m. 6/1-f'deki tanıma uygun bir silah olması gerekir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/14694)2 Daireye göre bu suç bakımından aranan, fonksiyonu itibarıyla ateş etmeye elverişli gerçek bir ateşli silahtır.
Bu ölçüt kuru sıkı tabancalar bakımından belirleyici olmuştur. Daire, düğün yerinde kalabalık ortamda kuru sıkı tabancayla havaya ateş eden kişinin eyleminin, korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olsa dahi TCK m. 170/1-c kapsamına girmediğini; gaz tabancalarının nitelikleri itibarıyla bu suç açısından silah sayılamayacağını ve fiilin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatini oluşturacağını belirtmiştir.2 Bu içtihat, 25 Aralık 2025'ten önce işlenen fiiller bakımından okunmalıdır: o tarihte yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'la m. 170/1'e eklenen cümle, suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi hâlini altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla açıkça suç hâline getirmiştir.
Silahın 6136 sayılı Kanun'a göre yasak nitelikte olması ise aranmaz. Daire, ele geçen av tüfeğinin ve fişeklerinin 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olmadığı belirlenmiş olmasına rağmen, atış artıkları üzerinde antimon tespit edilen olayda korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan kurulan mahkûmiyeti onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/26273)3 Ruhsatlı bir silahla ateş etmek de suçu ortadan kaldırmaz; maddede ruhsat aranmamıştır.
Ortam, korku ve panik unsurunun değerlendirilmesinde ağırlık taşır. Daire, olay günü meskûn mahalde havaya ateş eden kişinin eylemini korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme olarak nitelendiren mahkeme kabulünü isabetli bulmuştur. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/16349)4 Buna karşılık ateşin yöneltildiği yer her zaman meskûn mahal olmak zorunda değildir: babasına ait evin garajına pompalı tüfekle ateş eden kişi hakkında kurulan m. 170/1-c mahkûmiyeti de onanmıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/20760)5
Yangın çıkarma (TCK m. 170/1-a): yangın gerçekten başlamalı mı?
TCK m. 170/1-a "yangın çıkaran" kişiyi cezalandırır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu ifadeyi sonuca bağlı okur: yangın başlamamışsa suçun yasal unsurları oluşmaz. Bir kamu kurumunun müdür odasında üzerine benzin döküp çakmakla kendisini yakacağını söyleyen, ancak polislerce etkisiz hâle getirildiği için ateşi hiç tutuşturamayan kişi hakkında verilen beraat kararı bu gerekçeyle onanmıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/19238)6 Hazırlık hareketi ya da tehdit aşamasında kalmış davranış, m. 170/1-a bakımından yeterli değildir.
Maddenin metni yanan şeyin kime ait olduğunu aramaz; birinci fıkranın (a) bendinde sayılan hareket yalnızca yangın çıkarmaktır. Daire, ailesiyle yaşadığı tartışma sonucu babasına miras kalan iki katlı ahşap yapının içindeki çuvalı ateşe veren ve yangın raporuna göre alevin bitişikteki başkasına ait ahırın çatısına da sirayet ettiği olayda, m. 170/1-a'dan kurulan mahkûmiyeti eyleme uyan suç vasfının doğru belirlendiği gerekçesiyle onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/24502)7 Daire bu kararda mülkiyete ilişkin ayrı bir kural koymuş değildir; onadığı olayda alev başkasına ait yapıya sirayet etmiştir.
Yangın çıkarma çoğu zaman mala zarar verme suçuyla birlikte gündeme gelir ve iki suçun akıbeti birbirinden ayrılabilir. Aile içi bir olayda Daire, aynı yangın nedeniyle açılan iki davadan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu bakımından zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verirken, yakarak mala zarar verme suçu bakımından TCK m. 167/1'deki şahsi cezasızlık sebebi nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/10)8 Mala zarar vermede eşler ve kayınpeder arasındaki akrabalık cezayı kaldırırken, m. 170 bakımından böyle bir hüküm yoktur; çünkü orada zarar gören taraf toplumdur.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun cezası nedir?
TCK m. 170/1'in temel şeklinde ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Maddeye 7571 sayılı Kanun'la eklenen cümleyle, suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi hâlinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapis olarak ayrıca düzenlenmiştir. TCK m. 170/2 ise bir artırım sebebidir: birinci fıkradaki suç kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır. TCK m. 170/3'teki tehlikeye neden olma hâli bir artırım değil, kendi ceza aralığı olan ayrı bir suçtur: üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası.
Adli para cezası yalnız m. 170/3'te seçenek yaptırımdır. Birinci fıkrada kanun "veya adlî para cezası" demez, yalnızca hapis öngörür. Buna karşılık hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise TCK m. 49/2 uyarınca kısa süreli hapis cezası sayılır ve mahkeme TCK m. 50/1-a uyarınca onu adli para cezasına çevirebilir. Bu ikisi karıştırılmamalıdır: birincisi suç tanımındaki seçenek, ikincisi hükmedilen cezanın sonradan çevrilmesidir. Daire, m. 170/1-c'den belirlenen kısa süreli hapis cezasının TCK m. 50/1-a ve m. 52 uygulanarak 3.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesini hukuka uygun bulmuştur.3
Birinci fıkradaki bu aralık 25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'la yükseltilmiştir; o tarihten önce m. 170/1'in cezası altı aydan üç yıla kadar hapisti. Bunun okurken akılda tutulması gereken bir sonucu vardır: bugün yayımlanmış Yargıtay kararlarının neredeyse tamamı 25 Aralık 2025'ten önce işlenmiş fiillere ilişkindir ve eski aralığa göre kurulmuş cezalar taşır. Eski metne göre yargılanan dosyalarda m. 170/1-c'den TCK m. 62 takdiri indirimiyle birlikte beş ay hapis en sık görülen sonuçtur;4 m. 170/1-a'dan kurulan bir mahkûmiyette ceza altı ay hapis olarak belirlenmiştir.7 Yeni metinde alt sınır bir yıl olduğu için, tek başına takdiri indirimle inilebilecek en düşük ceza on aydır; bu rakamlar yeni kanuna göre yargılanan dosyalar için ölçü alınamaz.
Ceza alt sınıra yakın belirlendiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme için gereken iki yıllık eşikler karşılanır; yeni aralıkta da temel şekilden alt sınırdan verilen ceza bu eşiğin altında kalır.
Silahla tehdit, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'la ilişkisi nasıl kuruluyor?
Havaya ateş eden kişinin aynı anda başka bir suç da işlemesi olağandır ve asıl tartışma buradadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bir iş yerine girmesine izin verilmeyen kişilerin silahla iş yerine ateş etmeleri olayında, eylemin hem TCK m. 106/2-a'daki silahla tehdit hem de TCK m. 170/1-c'deki suçu oluşturduğunu, ancak TCK m. 44'teki "işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır" hükmü karşısında yalnız silahla tehdit suçundan ceza verilebileceğini belirtmiş ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan mahkûmiyeti kanun yararına bozarak kaldırmıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/3986)9 Ölçüt tek fiil olmasıdır: ateş etme ile korkutma aynı hareketse iki ayrı mahkûmiyet kurulamaz.
Ateş belirli bir kişiye yöneltilmişse nitelendirme büsbütün değişir. Daire, yolda yürüyen kişinin yanında araçla durup ona ateş eden, ancak mağdurun duvar arkasına saklanması nedeniyle mermilerin isabet etmediği olayda eylemin kül hâlinde kasten yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu kabul etmiş; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin kararı onamış ve tebliğnamedeki silahla tehdit yönündeki bozma isteğine katılmamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/19915)10 Aynı olayda daha önce verilen, tek fiili konusu yönünden ikiye bölerek hem m. 170'ten beraat hem yaralamaya teşebbüsten mahkûmiyet kuran hüküm ise çelişki nedeniyle bozulmuştu.
Ceza Genel Kurulu bu bölme yasağını genel bir kural olarak ifade etmiştir. Kurula göre hükmün konusu iddianamede gösterilen fiildir ve mahkemece sabit kabul edilen fiilin hukuksal niteliğine göre tek bir hüküm kurulmakla yetinilmesi gerekirken, fiilin nitelik yönünden ikiye bölünerek aynı fiilden dolayı hem mahkûmiyet hem beraat kararı verilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırılık oluşturur. (Yargıtay CGK, E. 2024/102)11 Kurul aynı kararda, tartışma sırasında mağduru korkutmak amacıyla havaya dört el ateş eden kişinin tek olan fiilinin TCK m. 106/2-a ile birlikte m. 170/1-c'yi de oluşturduğunu ve TCK m. 44 gereğince silahla tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiş; ancak aleyhe temyiz bulunmadığı için bu hususu bozma değil eleştiri konusu yapmıştır.
Buna karşılık ruhsatsız silahla ateş edilmişse iki ayrı suç doğar ve TCK m. 44 devreye girmez. Daire, ruhsatsız silah bulundurmak suretiyle 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesine aykırılık ile meskûn mahalde havaya ateş etmek suretiyle m. 170/1-c suçundan ayrı ayrı kurulan mahkûmiyetleri birlikte onamıştır.4 Buradaki fark hareketin sayısındadır: silahı bulundurmak ile onunla ateş etmek ayrı fiillerdir, dolayısıyla gerçek içtima kuralları uygulanır ve kişi her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
TCK m. 171 ile sınır: kasıt mı taksir mi?
TCK m. 171, genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulmasını düzenler ve yalnızca iki hâli kapsar: taksirle yangına ya da bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak. Ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir ve fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması aranır. İki maddeyi ayıran şey neticenin niteliği değil, failin iç dünyasıdır: m. 170 kasıt, m. 171 taksir ister.
Ayrımın pratik önemi büyüktür, çünkü ceza aralıkları arasında beş kata varan fark vardır. Söndürülmemiş bir anız ateşinin ormana sıçraması ya da bakımsız bir yapının çökmesi kural olarak m. 171'in alanındadır; benzin dökülerek bilinçli biçimde tutuşturulan bir yangın m. 170/1-a'nın. TCK m. 21/1'e göre kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir; m. 170 bakımından failin hem yangın çıkarma, ateş etme ya da patlayıcı kullanma hareketini hem de bunun yarattığı genel tehlikeyi bilmesi ve istemesi gerekir.
Bir üçüncü ihtimal daha vardır: hareket kasıtlı olduğu hâlde ortaya çıkan zarar bakımından olası kastın kabul edilmesi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bir dosyada, pencereden av tüfeğiyle üç el havaya ateş eden ve isabet eden saçmalarla bir aracın zarar görmesine yol açan kişi bakımından, mala zarar verme suçunda TCK m. 21/2'deki olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu; aynı dosyayı bozmadan sonra yeniden inceleyen kararda bu bozma gerekçesi aktarılmaktadır.1 Ateş etme fiili kasıtlıdır; araca isabet ise failin öngördüğü ama kabullendiği bir sonuçtur.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu nasıl ispatlanır?
Suçun ispatı iki ayrı halkadan oluşur: ateş edildiğinin veya yangın çıkarıldığının, ve bunu yapanın sanık olduğunun ortaya konması. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin onadığı dosyalarda dayanak deliller tekrar eder: olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklar, teşhis tutanağı, ekspertiz raporları, olay yeri inceleme raporu ve tanık beyanları.4 Bu delillerin gerekçeli kararda tek tek gösterilip tartışılmış olması, Dairenin onama gerekçelerinde düzenli olarak aradığı bir koşuldur.
Silahın ele geçmemesi ya da sanığın ateş etmediğini savunması tek başına beraat sonucunu doğurmaz. Bir dosyada sanık av tüfeğinin kendisine ait olduğunu kabul etmiş ama havaya ateş etmediğini savunmuş; Daire, uzmanlık raporuyla atış artıkları üzerinde antimon tespit edilmesini de içeren delil bütününe dayanan mahkûmiyet kabulünü hukuka uygun bulmuştur.3 Aynı dosyada silahın 6136 sayılı Kanun'a göre yasak nitelikte olmadığının belirlenmiş olması sonucu değiştirmemiştir.
Kullanılan aletin niteliği ise ayrı bir ispat konusudur ve doğrudan suçun oluşup oluşmadığını belirler. Kuru sıkı tabir edilen gaz tabancalarının bu suç bakımından silah sayılmadığı yönündeki içtihat karşısında, ele geçen tabancanın gerçek ateşli silah mı yoksa ses ve gaz fişeği atabilen bir alet mi olduğunun uzmanlık raporuyla tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanması gerekir.2 25 Aralık 2025 sonrası fiillerde bu tespit artık beraat ile mahkûmiyet arasında değil, iki farklı ceza aralığı arasında seçim yapmayı sağlar.
Yangın dosyalarında belirleyici belge yangın raporudur. Alevin nereden başladığı, kaç başlangıç noktası bulunduğu ve bitişik yapılara sirayet edip etmediği bu raporla ortaya konur; Daire, yangının başkasına ait ahırın çatısına sirayet ettiğini yangın raporuna dayanarak saptamıştır.7 Yangının hiç başlamadığı dosyalarda ise rapor değil, olayın kesildiği anı gösteren tutanak ve tanık anlatımları belirleyici olur ve sonuç beraattir.6
Yargılama nasıl işler: seri muhakeme, HAGB ve zamanaşımı
Bu suçun en belirgin usul özelliği seri muhakeme usulüne tabi olmasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli iptal kararı sonrasında, yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında CMK m. 250'deki usulün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunduğunu belirtmiş ve bu yapılmadan kurulan hükmü, diğer yönlerini hiç incelemeden bozmuştur. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/17185)12 Adımın atlanması tek başına bozma sebebidir; bu nedenle eski tarihli birçok dosya yıllar sonra yeniden ilk derece mahkemesine dönmüştür.7 Buna karşılık suç basit yargılama usulüne tabi değildir.5
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bu dosyalarda çok sık uygulanır ve beraberinde kendine özgü sorunlar getirir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenirse mahkeme hükmü açıklar; ancak açıklamaya dayanak yapılan mahkûmiyet sonradan ortadan kalkarsa durum değişir. Daire, açıklamaya esas alınan hükmün ortadan kaldırılmasının yeni bir vakıa sayılacağını ve CMK m. 311/1-e uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşturduğunu kabul etmiş; ne var ki sanığın denetim süresi içinde işlediği başka bir suç bulunduğu için açıklama koşullarının yine de gerçekleştiğini belirterek hükmü sonucu itibarıyla isabetli bulmuştur.5
Zamanaşımı, eski tarihli dosyalarda sonucu belirleyen asıl kuraldır. Daire, m. 170/1-c'den belirlenecek cezanın türü ile suç tarihinde yürürlükte olan ve lehe olan üst hadlerine göre TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü; TCK m. 67/2-a uyarınca zamanaşımını kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı tarih olduğunu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar sürenin dolduğunu saptayarak kamu davasının düşmesine karar vermiştir.8 Sürenin yeniden işlemeye başladığı an hükmün kesinleşme tarihi değil, kesen son işlemin tarihidir.
Son olarak katılma hakkı, bu suçun niteliğinden doğan bir sınırla karşılaşır. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan doğrudan zarar görmeyen kişinin CMK m. 237/1 uyarınca davaya katılma, m. 260/1 uyarınca da hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmaz.1 Olaydan etkilenen kişiler çoğu zaman ancak mala zarar verme, tehdit veya yaralama gibi yanında yer alan suçlar bakımından katılan sıfatını kazanır.
İlgili mevzuat
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
Madde 170- (1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;
a) Yangın çıkaran,
b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,
c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,
kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:24/12/2025-7571/19 md.) Suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi halinde kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:24/12/2025-7571/19 md.) Birinci fıkrada tanımlanan suçun kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
Madde 171- (1) Taksirle;
a) Yangına,
b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına,
Neden olan kişi, fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Tanımlar
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
anlaşılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Fikri içtima
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Bu suçtan doğrudan zarar görmeyen kişi davaya katılamaz ve hükmü temyiz edemezYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/1039 · K. 2025/5994 ·
Dosyanın konusu, evlerine doğru bakan bir kişiden rahatsız olan sanığın pencereden av tüfeğiyle üç el havaya ateş etmesi ve saçmaların katılanın aracına isabet etmesiydi; bu olay anlatımı ile mala zarar verme suçunda TCK m. 21/2'deki olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiği tespiti, kararın hukukî süreç bölümünde aktarılan 2022 tarihli önceki bozma ilamına aittir. İncelenen kararda Daire, yargılama konusu genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun niteliğine göre katılanın suçtan zarar gören sıfatının, CMK m. 237/1 uyarınca bu suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve m. 260/1 gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığını belirleyerek temyiz talebini reddetti; aynı katılanın mala zarar verme suçu bakımından temyiz hakkını kabul edip o suçtaki düşme hükmünü onadı.
Sonuç: Suç toplumun güvenliğini koruduğu için, olaydan etkilenen kişi bu suçtan katılan olamaz; katılma ancak yanındaki mala zarar verme gibi suçlarla kurulur.
2.Kuru sıkı tabancayla havaya ateş etmek bu suçu oluşturmaz, kabahat sayılırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/14694 · K. 2026/2893 ·
Hükümlü, düğün yerinde kalabalık ortamda kendisine ait kuru sıkı tabancayla havaya ateş etmiş ve TCK m. 170/1-c'den beş ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştı. Daire, suçun oluşabilmesi için eylemin korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesinin yeterli olmadığını, kullanılan silahın da TCK m. 6/1-f'deki tanıma uygun biçimde fonksiyonu itibarıyla ateş etmeye elverişli gerçek bir ateşli silah olması gerektiğini belirtti. Kuru sıkı tabir edilen gaz tabancalarının nitelikleri itibarıyla bu suç açısından silah sayılamayacağını, eylemin 5326 sayılı Kanun'un 36/1. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatini oluşturduğunu saptayarak mahkûmiyeti kanun yararına bozdu, cezayı kaldırdı ve doğrudan idari para cezasına hükmetti.
Sonuç: Suçun silah unsuru gerçek ateşli silahı gerektirir; karar 25 Aralık 2025 öncesi fiillere ilişkindir, sonrasında ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etme madde metninde ayrıca suç sayılmıştır.
3.Yasak nitelikte olmayan av tüfeğiyle ateş de suçu oluşturur, ceza adli para cezasına çevrilebilirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/26273 · K. 2025/2279 ·
Silah sıkıldığı ihbarı üzerine gidilen olay yerinde bir av tüfeği ve üç fişek ele geçirilmiş; uzmanlık raporunda bunların 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerden olmadığı, ancak atış artıkları üzerinde antimon tespit edildiği belirtilmişti. Sanık tüfeğin kendisine ait olduğunu kabul etmiş, ateş etmediğini savunmuştu. Yerel mahkeme TCK m. 170/1-c, 62, 50/1-a ve 52 uyarınca kısa süreli hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adli para cezasına hükmetmiş; Daire eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiğini kabul ederek hükmü onadı.
Sonuç: Silahın 6136 sayılı Kanun'a göre yasak nitelikte olması aranmaz; hükmedilen kısa süreli hapis cezası TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.
4.Ruhsatsız silahla meskûn mahalde ateş etmek iki ayrı suç doğururYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/16349 · K. 2025/3829 ·
Sanık hakkında hem ruhsatsız silah bulundurmak suretiyle 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesine aykırılıktan on ay hapis ve 500,00 TL adli para cezasına, hem de olay günü silahla meskûn mahalde havaya ateş etmek suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulmasından TCK m. 170/1-c uyarınca beş ay hapis cezasına hükmedilmişti. Daire, olayın kolluğa intikal şekli, tutanaklar, teşhis tutanağı, ekspertiz raporları, olay yeri inceleme raporu, tanık beyanları ve sanık savunmalarına dayanarak sanığın meskûn mahalde atış gerçekleştirdiği yönündeki mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığını belirterek her iki hükmü de onadı.
Sonuç: Silahı bulundurmak ile onunla ateş etmek ayrı fiillerdir; ruhsatsız silahla havaya ateş edende 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve TCK m. 170 birlikte uygulanır.
5.HAGB'ye dayanak mahkûmiyetin ortadan kalkması yargılamanın yenilenmesi sebebidirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/20760 · K. 2025/3547 ·
Babasına ait evin garajına pompalı tüfekle ateş eden sanık hakkında TCK m. 170/1-c'den beş ay hapis cezasıyla hükmün açıklanması geri bırakılmış; denetim süresinde işlediği ileri sürülen uyuşturucu suçundan verilen mahkûmiyet nedeniyle hüküm açıklanmıştı. Sonradan o mahkûmiyetin ortadan kalktığı anlaşıldı. Daire, dayanak hükmün ortadan kaldırılmasının "yeni bir vakıa" olarak kabulünün gerektiğini ve CMK m. 311/1-e'ye uygun nitelikte olduğunu belirtti; ancak sanığın denetim süresi içinde nitelikli hırsızlık suçunu da işlediği ve açıklama şartlarının böylece gerçekleştiği gözetildiğinde hükmün sonucu itibarıyla isabetli olduğunu değerlendirerek onadı. Kararda suçun basit yargılama usulüne tabi olmadığı da belirtildi.
Sonuç: HAGB'nin açıklanmasına dayanak yapılan mahkûmiyet düşerse yargılamanın yenilenmesi yolu açılır; denetim süresinde başka bir kasıtlı suç varsa sonuç değişmez.
6.Yangın hiç başlamamışsa TCK m. 170/1-a'nın unsurları oluşmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/19238 · K. 2025/10415 ·
Koruma altındaki çocuklarıyla görüştürülmeyen sanık, kurum müdürünün odasında yanında getirdiği benzini üzerine dökmüş ve görüştürülmezse elindeki çakmakla kendisini yakacağını söylemiş; olay yerine gelen polisler bir anlık dalgınlığından yararlanarak sanığı etkisiz hâle getirmişti. Daire, şikâyetçinin anlatımı, tanık beyanı ve olay tutanağını birlikte değerlendirerek yangının başlamaması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, bu nedenle verilen beraat kararında isabetsizlik bulunmadığını belirtti ve katılan vekilinin yangın çıkarmaya teşebbüsten ceza verilmesi yönündeki temyiz istemini esastan reddederek hükmü onadı.
Sonuç: Madde "yangın çıkaran" kişiyi cezalandırır; ateş hiç tutuşmamışsa hazırlık aşamasında kalan davranış bu suçu oluşturmaz.
7.Kendi ailesine ait yapıyı ateşe veren sanığın mahkûmiyeti onandıYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/24502 · K. 2025/1362 ·
Sanık, ailesiyle yaşadığı tartışma sonucu dedesinden babasına miras kalan, ahır üstü depo olarak kullanılan iki katlı ahşap yapının içindeki çuvalı yakarak ateşe vermiş; yangın raporuna göre alev bitişikte bulunan ve başkasına ait olan ahırın çatısına da sirayet etmişti. Dosya daha önce seri muhakeme usulü yönünden bozulmuş, sanığın bu usulü kabul etmemesi üzerine yeniden yargılama yapılmıştı. Daire, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiğini belirterek TCK m. 170/1-a uyarınca verilen altı ay hapis cezasını onadı.
Sonuç: Faile ya da ailesine ait yapının yakıldığı ve alevin komşu yapıya sirayet ettiği olayda m. 170/1-a'dan mahkûmiyet kurulmuştur.
8.Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır ve savunmanın alınmasıyla kesilirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/10 · K. 2026/600 ·
Sanığın, ayrılık kararı verilmemiş eşi ve kayınpederiyle birlikte yaşadığı evde yangın çıkardığı iddiasıyla açılan davada hem genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması hem yakarak mala zarar verme suçlarından beraat kararı verilmişti. Daire, m. 170/1-c uyarınca belirlenecek cezanın türü ve suç tarihinde yürürlükte olan lehe üst hadlerine göre TCK m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, m. 67/2-a uyarınca süreyi kesen son işlemin 08.05.2015 tarihli savunma olduğunu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar sürenin dolduğunu saptayarak kamu davasının düşmesine hükmetti. Mala zarar verme suçunda ise TCK m. 167/1 karşısında beraat yerine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Zamanaşımı süresi hükmün kesinleşmesinden değil, kesen son işlemden yeniden işler; eski dosyalarda sonuç çoğu zaman düşmedir.
9.Tek fiille silahla tehdit de oluşmuşsa yalnız ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulurYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/3986 · K. 2025/9441 ·
Hükümlüler, gittikleri iş yerine tadilatta olduğu söylenerek alınmamaları üzerine silahla iş yerine ateş etmiş; haklarında hem silahla tehdit hem de genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, eylemin her iki suçu da oluşturduğunu, ancak TCK m. 44'teki "işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır" hükmü karşısında yalnız silahla tehdit suçundan cezalandırılmaları gerektiğini belirtti. Kanun yararına bozma istemini kabul ederek genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerini kaldırdı.
Sonuç: Ateş etme ile korkutma tek fiilse iki ayrı mahkûmiyet kurulamaz; TCK m. 44 gereği yalnız silahla tehdit suçundan hüküm kurulur.
10.Belirli bir kişiye yöneltilen ateş kül hâlinde kasten yaralamaya teşebbüs sayılırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/19915 · K. 2025/3389 ·
Aralarında husumet bulunan sanık, yolda yürüyen mağdurun yanında araçla durup ona ateş etmiş, mağdurun duvar arkasına saklanması nedeniyle mermiler isabet etmemişti. İlk hükümde aynı fiil konusu yönünden ikiye bölünerek hem genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulmasından beraat hem yaralamaya teşebbüsten mahkûmiyet kurulmuş, Daire bunu hükümde çelişki sayarak bozmuştu. Bozma üzerine eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilip m. 170'ten ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; Daire, sanığa yüklenen suçun kül hâlinde kasten yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu belirterek bu kararı onadı ve tebliğnamedeki silahla tehdit yönündeki bozma isteğine katılmadı.
Sonuç: Ateş belirli bir kişiye yöneltilmişse fiil bütün olarak yaralama suçu kapsamında değerlendirilir, m. 170'ten ayrıca hüküm kurulmaz.
11.Tek fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek hem beraat hem mahkûmiyet kararı verilemezYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/102 · K. 2025/321 ·
Tartışma sırasında mağduru korkutmak amacıyla havaya dört el ateş eden sanık hakkında silahla tehditten beraat, TCK m. 170/1-c'den mahkûmiyet kurulmuştu. Ceza Genel Kurulu, hükmün konusunun iddianamede gösterilen fiil olduğunu ve mahkemece sabit görülen fiilin hukuksal niteliğine göre tek bir hüküm kurulmakla yetinilmesi gerekirken fiilin ikiye bölünerek hem mahkûmiyet hem beraat kararı verilmesinin Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırılık oluşturacağını belirtti. Kurul ayrıca tek olan fiilin silahla tehdit suçunun yanı sıra m. 170/1-c'yi de oluşturduğunu ve TCK m. 44 gereğince silahla tehditten hüküm kurulması gerektiğini saptadı; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususu bozma değil eleştiri konusu yaptı.
Sonuç: Aynı fiilden hem beraat hem mahkûmiyet çıkamaz; kazanılmış hak da beraate göre değil kurulan mahkûmiyetteki cezanın türü ve miktarına göre belirlenir.
12.Seri muhakeme usulü için dosyanın başsavcılığa tevdi edilmemesi tek başına bozma sebebidirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/17185 · K. 2025/7030 ·
Sanık hakkında TCK m. 170/1'den kurulan hükmün açıklanması geri bırakılmış, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine hüküm aynen açıklanmıştı. Daire, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 esas sayılı kararıyla CMK geçici 5. maddesinin (d) bendindeki ibarenin seri muhakeme usulü yönünden iptal edilmiş olması ve yargılama konusu suçun bu usule tabi bulunması karşısında, CMK m. 250'deki usulün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunduğunu belirtti ve hükmün sair yönlerini incelemeden bozdu.
Sonuç: Suç seri muhakeme usulüne tabidir; bu adım atlanmadan verilen hüküm, esası hiç incelenmeden bozulur.
Sık sorulan sorular
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu m. 170/1'e göre ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi hâlinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. Suç kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmişse m. 170/2 uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır. Maddenin üçüncü fıkrasındaki yangın, sel veya taşkın tehlikesine neden olma hâlinde ise ceza üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Düğünde havaya ateş etmek suç mu?
Ateş gerçek bir ateşli silahla edilmişse ve eylem kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmişse Türk Ceza Kanunu m. 170/1-c kapsamında suçtur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi meskûn mahalde havaya ateş etme eylemini bu suç kapsamında görmektedir. Silah ruhsatsızsa ayrıca 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki suç oluşur ve kişi iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
Kuru sıkı tabancayla ateş etmek bu suçu oluşturur mu?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kuru sıkı tabir edilen gaz tabancalarının Türk Ceza Kanunu m. 6/1-f anlamında bu suç bakımından silah sayılamayacağını, bu nedenle kuru sıkı tabancayla havaya ateş etmenin genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturmayacağını, eylemin Kabahatler Kanunu m. 36'daki gürültüye neden olma kabahati kapsamında kaldığını belirtmiştir. Ancak 24 Aralık 2025 tarihli değişiklikle m. 170/1'e eklenen cümle, suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesini altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla açıkça suç saymıştır. Bu nedenle söz konusu kararlar değişiklik öncesi işlenen fiillere ilişkindir.
Kimse yaralanmadıysa yine de ceza verilir mi?
Evet. Türk Ceza Kanunu m. 170 bir tehlike suçu düzenler; kimsenin yaralanmış ya da ölmüş olması, bir malın zarar görmüş olması aranmaz. Fiilin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmiş olması yeterlidir.
Bu suç şikâyete bağlı mı, şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Suç şikâyete bağlı değildir. Türk Ceza Kanunu m. 170'te şikâyet koşulu öngörülmemiştir; savcılık olayı öğrendiğinde soruşturmayı kendiliğinden yürütür ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu suçtan doğrudan zarar görmeyen kişinin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının da bulunmadığını belirtmektedir.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu uzlaştırmaya tabi mi?
Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma önce soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda gündeme gelir; bu suç şikâyete bağlı değildir. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına alınan Türk Ceza Kanunu suçları m. 253/1-b'de tek tek sayılmıştır ve m. 170 bu sayımda yer almaz. Sanığın çocuk olması hâli ayrıdır: m. 253/1-c, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları da kapsama aldığından, maddenin ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenen hâli ile üçüncü fıkrası bu yoldan uzlaştırmaya tabi olur.
Bu suça hangi mahkeme bakar?
Asliye ceza mahkemesi. Türk Ceza Kanunu m. 170/1'de cezanın üst sınırı beş yıl, m. 170/2'deki yarı oranında artırımla yedi yıl altı aydır; ikisi de ağır ceza mahkemesinin görev ölçütü olan on yılı aşmaz. Madde 170, 5235 sayılı Kanun m. 12'de ağır ceza mahkemesine cezadan bağımsız olarak verilen suçlar arasında da sayılmamıştır.
Bu suçta dava zamanaşımı kaç yıldır?
Türk Ceza Kanunu m. 170/1'in temel şeklinde olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; cezanın üst sınırı beş yılı aşmadığı için m. 66/1-e uygulanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu süreyi kesen son işlemin çoğu dosyada sanığın savunmasının alındığı tarih olduğunu belirtmektedir. Maddenin ikinci fıkrasındaki artırım uygulandığında üst sınır yedi yıl altı aya çıkar; m. 66/3 uyarınca sürenin belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulduğundan süre m. 66/1-d uyarınca on beş yıl olarak hesaplanır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir ve denetim süresi beş yıldır. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl sınırına tabidir. Türk Ceza Kanunu m. 170/1'in alt sınırı bir yıl olduğundan bu eşikler uygulamada çoğu dosyada karşılanır.
Ceza adli para cezasına çevrilebilir mi?
Türk Ceza Kanunu m. 170/1'de adli para cezası seçenek yaptırım olarak düzenlenmemiştir; madde yalnızca hapis öngörür. Seçenek yaptırım yalnız m. 170/3'te vardır. Bununla birlikte hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise kısa süreli hapis sayılır ve mahkeme onu m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevirebilir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu yolla verilen bir hükmü onamıştır.
Aynı olayda hem silahla tehdit hem bu suçtan ceza verilir mi?
Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu, silahla ateş etme ile korkutmanın tek fiil olduğu olaylarda Türk Ceza Kanunu m. 44'teki fikri içtima kuralı gereğince yalnız en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirtmektedir. Buna karşılık ruhsatsız silah bulundurmak ayrı bir fiil olduğu için 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu bu suçla birlikte uygulanır.
TCK m. 170 ile m. 171 arasındaki fark nedir?
Fark failin kastındadır. Türk Ceza Kanunu m. 170 kasten yangın çıkarmayı, sel veya bina çökmesine neden olmayı, silahla ateş etmeyi veya patlayıcı madde kullanmayı cezalandırır. Madde 171 ise aynı sonuçlardan yalnız yangın ile bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkına taksirle neden olmayı kapsar ve cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Silahla ateş etme ve patlayıcı madde kullanma m. 171'de yer almaz.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK m. 179)
- Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu (TCK m. 188)
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu (TCK m. 191)
- Mühür bozma suçu (TCK m. 203)
- Resmî belgede sahtecilik suçu (TCK m. 204)
- Özel belgede sahtecilik suçu (TCK m. 207)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.