İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Mühür bozma suçu (TCK m. 203)

Yayın tarihi:

Mühür bozma dosyalarının çoğu, mührün fiziken kırılıp kırılmadığından çok iki başka soruya takılır: mühür usulüne uygun konulmuş muydu ve aynı yere ilişkin kaç dava var? Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 203. maddesinin kurduğu çerçeveyi, cezanın seri muhakeme usulünde nasıl hesaplandığını, zincirleme suç ile mükerrer dava arasındaki sınırı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Kanunun ya da yetkili bir makamın emriyle konulmuş bir mührü kaldırmak veya mührün konuluş amacına aykırı davranmak Türk Ceza Kanunu'nun 203. maddesinde suç sayılmıştır. Cezası altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; hâkim ikisinden birini seçer. Suçun oluşabilmesi için mührün yetkili bir makam tarafından konulmuş olması gerekir. Suç şikâyete bağlı değildir, soruşturma kendiliğinden yürütülür ve dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Ceza Muhakemesi Kanunu bu suçu seri muhakeme usulüne tabi tutmuştur.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 203 bu suç için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür. Suç kamu güvenine karşı suçlar arasında düzenlendiği için mağduru belirli bir kişi değildir; mührü konulan idare ise suçtan zarar gören sıfatını taşır.

Dayanak: TCK m. 203/1

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için öngörülmüştür.

Dayanak: TCK m. 73/1

Uzlaştırma

Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı için CMK m. 253/1-a kapsamına girmez; kanunun Türk Ceza Kanunu içinden tek tek saydığı m. 253/1-b listesinde de TCK m. 203 yer almaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. Görev belirlenirken cezanın üst sınırına bakılır; burada üst sınır üç yıl hapistir ve suç ağır ceza mahkemesinin görev listesinde yer almaz.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 14

Dava zamanaşımı

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl. Seçimlik cezalı suçlarda süre hapis cezasına göre belirlenir ve m. 203/1'in üst sınırı üç yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre yeniden işler ve en fazla yarısına kadar uzar; olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur.

Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 66/4, m. 67/2, m. 67/4

Adli para cezası

Evet, seçenek. TCK m. 203/1 hapis cezası ile adli para cezasını seçenek olarak öngörür; hâkim ikisinden birine hükmeder. Ancak hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez; m. 50/1'in diğer seçenek yaptırımları açık kalır. Adli para cezası gün üzerinden hesaplanır: bir gün karşılığı en az yüz, en fazla beş yüz Türk Lirasıdır.

Dayanak: TCK m. 203/1, m. 50/2, m. 52/1-2

HAGB ve erteleme

İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; denetim süresi beş yıldır. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir. Ayrıca soruşturma aşamasında savcı, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verebilir; mühür bozma bu kapsamdadır.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1; CMK m. 171/2

Türk Ceza Kanunu m. 203 mühür bozmayı nasıl tanımlıyor?

TCK m. 203 tek fıkradan oluşur ve iki seçimlik hareket sayar: kanun veya yetkili makamların emri uyarınca konulmuş bir mührü kaldırmak ya da mührün konuluş amacına aykırı hareket etmek. İkincisi, maddenin uygulamadaki asıl ağırlığını taşır; çünkü kanun mührün fiziki bütünlüğünü değil, mühürle sağlanmak istenen durumu korur. Madde bu durumu iki başlıkta toplar: bir şeyin saklanması veya varlığının aynen korunması.

İkinci seçimlik hareketin sınırını Yargıtay Ceza Genel Kurulu çizmiştir. Kurula göre bu hareketin gerçekleştirilmesinde konulan mührün fiziken kaldırılması suçun oluşması açısından şart değildir; mühür bir faaliyetin engellenmesi için konulmuşsa, mühür sökülmese bile faaliyete devam edilmesi durumunda suç oluşabilir. (Yargıtay CGK, E. 2017/210)1 Aynı kararda Kurul, suçun yalnızca kasten işlenebileceğini, kastın varlığından söz edilebilmesi için failin mühürleme işleminden haberdar olmasının yeterli olduğunu ve mühürleme tutanağının ayrıca tebliğine ilişkin yasal bir zorunluluk bulunmadığını belirtmiştir.1

Mührün kim tarafından konulduğu suçun ön koşuludur ve maddenin sözünden çıkar. Kurul, mührün kanunun verdiği yetkiye dayanılarak ya da yetkili makamın emri gereğince konulması gerektiğini, yetkili makama mühürleme emri verme yetkisinin de kanunla verilmiş olması gerektiğini belirtir.1 Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu ölçütü somutlaştırmıştır: elektrik dağıtım ve satışının özelleştirme sonucu bir anonim şirkete devredilmesinden sonra, lisans sahibi özel şirket görevlilerince yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışta TCK m. 203'te düzenlenen suçun unsurlarının oluşmayacağını belirtmiş; mahkûmiyet hükmünü kanun yararına bozarak doğrudan beraat kararı vermiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2025/746)2

Suç, Türk Ceza Kanunu'nun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alır ve mağduru belirli bir kişi değildir. Bunun usule yansıyan bir sonucu vardır: mührü konulan idare, suçtan zarar gören sıfatını taşır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, ruhsata aykırı inşaatı mühürleyen belediyenin bu sıfatla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz edebileceğini; itirazın "kararda taraf olarak gösterilmediği" gerekçesiyle usulden reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu saptamıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2026/6)3

Maddenin öngördüğü yaptırım altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. İki yaptırım birbirinin seçeneğidir; hâkim hangisine hükmedeceğini kendisi belirler.

Mühürleme usulüne uygun değilse TCK m. 203'teki suç oluşur mu?

Mühür bozmadan söz edebilmek için önce ortada usulüne uygun konulmuş bir mühür bulunmalıdır. Uygulamada dosyaların en çok tıkandığı yer burasıdır ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bozma gerekçeleri iki noktada toplanır: mühürleme işleminin niteliği ve tutanağın kendisi.

Birincisi işlemin niteliğidir. Daire, bir vananın mühürlenmesine ilişkin dosyada, mühürleme tutanağını düzenleyen tutanak tanıklarının dinlenerek teknik anlamda bir mühürleme işlemi yapılıp yapılmadığının, yoksa sadece vanaya kilit takılmasıyla yetinilip yetinilmediğinin sorulması gerektiğini; bu araştırma yapılmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saymıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/1557)4

İkincisi tutanaktır. Aynı Daire, ruhsat yokluğu nedeniyle kapatılıp mühürlenen bir iş yerinin çalıştırılması iddiasında, suç tarihinden önceki mühürleme tarihinin belirtilmediğini saptamış; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için o tarihli mühürleme tutanak aslının katılan kurumdan getirtilmesini ve sanık hakkında o tutanak nedeniyle işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/41119)5

Bu iki karar aynı zamanda bir usul kuralını da hatırlatır. Bölge adliye mahkemesi, mevcut delilleri yeniden değerlendirip ilk derece mahkemesinin kabulünden farklı olarak beraat kararı verecekse dosya üzerinden karar veremez; CMK m. 280/1-g uyarınca duruşma açmak ve tarafları çağırmak zorundadır.4

Mühür bozma suçunun cezası nasıl belirleniyor?

TCK m. 203/1'e göre ceza altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kanun ikisini seçenek saydığı için hâkimin ilk kararı hangi yaptırıma hükmedeceğidir.

Adli para cezası seçilirse hesap gün üzerinden yapılır. TCK m. 52/1 uyarınca belirlenen tam gün sayısı, bir gün karşılığı takdir edilen miktarla çarpılır; m. 52/2'ye göre bir gün karşılığı en az yüz, en fazla beş yüz Türk Lirasıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, temel cezanın 180 gün adli para cezası olarak belirlendiği, TCK m. 62 uyarınca altıda bir takdiri indirimle 150 güne inildiği bir dosyada, günlüğü yirmi liradan hesaplanan cezanın 3.000 lira yerine 1.500 lira yazılmasını eksik ceza tayini saymış; hükmü, sanık aleyhine sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/5330)6 Karardaki yirmi liralık günlük tutar o dosyanın kendi hesabına aittir; bugün geçerli olan alt ve üst sınırlar m. 52/2'deki tutarlardır.

Hapis cezası seçilirse akla gelen ilk soru bu cezanın paraya çevrilip çevrilemeyeceğidir. Cevap hayırdır. TCK m. 50/2, suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğini söyler. Kısa süreli hapis cezası bakımından m. 50/1'in diğer seçenek yaptırımları — zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla giderilmesi, belirli yerlere gitmekten yasaklanma, gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılma gibi — açık kalır.

Cezayı artıran tek yol zincirleme suçtur. TCK m. 43/1'e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Maddenin son cümlesi, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu hükmün uygulanacağını söyler; mühür bozma tam olarak böyle bir suçtur.

Sonuç cezayı asıl belirleyen kural ise usul kanunundadır. Mühür bozma, CMK m. 250/1'de seri muhakeme usulüne tabi suçlar arasında altıncı sırada sayılmıştır. Bu usulde Cumhuriyet savcısı, TCK m. 61/1'deki hususları gözeterek belirlediği temel cezadan ve koşulları varsa zincirleme suç hükümleri uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim yaparak yaptırımı saptar.

Aynı yerde birden çok mühür bozma: zincirleme suç mu, ayrı suçlar mı?

Mühürlenen bir iş yeri çoğu zaman bir kez değil, arka arkaya birkaç kez tutanağa bağlanır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bu eylemleri bölerken kullandığı ölçüt tek ve nettir: iddianame tarihi.

Daireye göre sanığın aynı yere ilişkin her iddianameye kadar olan eylemleri zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemleri ise ayrı suçları oluşturur. (Yargıtay 11. CD, E. 2025/1367)7 Buradaki kesme noktası hukuki kesinti kavramıdır: iddianame düzenlenmesiyle zincir kopar, ondan sonraki eylem yeni bir suçtur.

Bunun uygulamadaki sonucu birleştirmedir. İlk iddianameden önce işlenmiş iki ayrı mühür bozma eylemi bakımından Daire, soruşturmaların birleştirilmesine karar verilerek TCK m. 203 uyarınca tek bir mahkûmiyet hükmü kurulmasını ve cezanın m. 43/1 uyarınca artırılmasını aramış; sanık hakkında iki kez ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasını kanuna aykırı bularak her iki kararı da kanun yararına bozmuştur.7

Eylemlerden biri hakkında daha önce kesinleşmiş bir hüküm varsa dosya kendiliğinden kapanmaz. Daire, kesinleşmiş dosyanın aslı veya onaylı suretinin celbedilmesini, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasını; sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan fazla olması hâlinde önceden verilen cezaların mahsup edilmesini, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesini istemektedir. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/2088)8

Aynı kararda Daire, Tebliğnamedeki eksik araştırma yapıldığına yönelik bozma isteyen görüşe katılmadığını açıkça yazmıştır; mahkemenin delil takdirinde isabetsizlik görmemiş, hükmü yalnız zincirleme suç yönünden ve değişik gerekçeyle bozmuştur.8

Zincir ile kesinleşmiş hükümler arasındaki ilişkiyi Daire bir başka kararında da kurar: zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne konu olması, diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel değildir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/169)9

Aynı fiilden ikinci kez dava açılırsa ne olur?

Mühür bozma dosyalarında ikinci tartışma mükerrerliktir; yani aynı fiilden iki kez yargılanma. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin ölçütü dardır: davaların mükerrer olduğunun kabul edilebilmesi için aynı mühür bozma tutanağı nedeniyle iki ayrı dava açılmış olması gerekir. Farklı tarihlerde düzenlenen mühür bozma tutanakları, iddianame tarihlerine göre zincirleme suç ya da ayrı suçlar oluşturur.9

Ölçüt gerçekten karşılanıyorsa sonuç davanın reddidir. Daire, aynı fiil nedeniyle mükerrer açılan kamu davasının CMK m. 223/7 uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinin mahkemece gerekçeleri gösterilerek doğru biçimde belirlendiğini saptamış ve hükmü onamıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/41156)10

Ölçüt karşılanmıyorsa ret kararı yanlıştır. Daire, mahkemenin başka bir dosyadaki mahkûmiyete işaret ederek mükerrerlik nedeniyle davayı reddettiği bir olayda, UYAP üzerinden yaptığı incelemede o dosyadaki fiilin farklı bir tarihe ait olduğunu belirlemiş; eylemlerin hukuki kesinti bulunmadığından tek bir zincirleme mühür bozma suçunu oluşturduğunu saptamıştır.9

Mahkemeden beklenen araştırma bellidir. Daire, güncel adli sicil kaydının dosyaya konulmasını, aynı suçtan açılmış başka dosyaların tespitini, derdest kamu davalarının birleştirilmesini, aksi hâlde kesinleşmiş dosyalardaki belgelerin onaylı suretlerinin getirtilerek suç ve iddianame tarihlerinin belirlenmesini ve ancak bundan sonra mükerrer yargılama bulunup bulunmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasını istemektedir; bu yapılmadan kurulan hüküm eksik araştırma ve değerlendirmeye dayanır. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/6466)11

Sayaç mührünü bozup kaçak elektrik veya su kullanmak kaç suç sayılır?

Mühür bozma dosyalarının bir bölümü tek başına gelmez; yanında karşılıksız yararlanma suçu vardır. TCK m. 163/3, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesini ayrı bir suç sayar ve cezasını bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirler.

Mühür bozulup kaçak kullanım da gerçekleşmişse ortada iki ayrı suç vardır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, mührü bozmak suretiyle düz bağlantı ile kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen bir olayda eylemin TCK m. 163/3 ve m. 203/1'de tanımlanan karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarına uyduğunu belirtmiş; iki suç için de TCK m. 66/1-e uyarınca hesaplanan sekiz yıllık zamanaşımını esas alarak kamu davalarının düşmesine karar vermiştir. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/8370)12

İki suç arasındaki fark yaptırımdadır ve pratikte belirleyicidir: TCK m. 163/3 yalnızca hapis cezası öngörür, adli para cezası seçeneği yoktur; TCK m. 203/1'de ise seçenek vardır. Maddenin ilk iki fıkrası başka durumları düzenler — m. 163/1 otomatlar aracılığıyla sunulan hizmetten ödeme yapmadan yararlanmayı, m. 163/2 telefon hatlarından veya şifreli ya da şifresiz yayınlardan rıza olmaksızın yararlanmayı cezalandırır.

Uygulamada dikkat edilecek nokta, iki suçun birlikte işlenmiş olmasının seri muhakeme usulünü kapatmasıdır: CMK m. 250/11, bu kapsama giren bir suçun kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde seri muhakeme usulünün uygulanmayacağını söyler ve karşılıksız yararlanma m. 250'deki listede yer almaz.

Mühür bozma suçu nasıl ispatlanır?

Bu suçta ispat üç ayrı halkadan oluşur: mührün hukuka uygun biçimde konulmuş olması, mührün kaldırıldığının ya da konuluş amacına aykırı davranıldığının belirlenmesi ve fiilin sanık tarafından kastla gerçekleştirilmiş olması. Üçüncü halka çoğu zaman en tartışmalı olanıdır, çünkü mühürlenen yer genellikle birden çok kişinin bulunduğu bir iş yeridir ve suçun taksirli hâli yoktur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, belediyece mühürlenen bir markette maaş karşılığı sigortalı çalışan sanık hakkında kurulan mahkûmiyeti bozarken bu ayrımı ayrıntılı biçimde kurmuştur. Daire; tanık beyanları, iş sözleşmesi ve SGK kayıtları ile sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasına dayanarak mührün sanık tarafından fek edilmediğini, sanığın patronunun talimatıyla ve belediye ile sorunun çözüldüğü söylendiği için hareket ettiğini, mülkiyeti yahut gelir ortaklığı kendisine ait olmayan bir iş yerinde mührün bozulmasının ya da bozulmamasının sanığa bir menfaat sağlamayacağını gözeterek suç kastıyla hareket etmediği sonucuna varmıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/6223)13 Sanığın mühürleme tutanağını "işyeri sahibi" sıfatıyla imzalamış olması bu sonucu değiştirmemiştir.13

Kararın karşı yüzü de vardır. Bir başka dosyada Daire, iş yerinin sanık tarafından işletildiğine ilişkin ifade, tutanak tanıklarının beyanları ve sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları karşısında mahkemenin mahkûmiyet yönündeki takdirinde isabetsizlik görmemiştir.8 Belirleyici olan sıfat değil, dosyadaki delil bütünüdür.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ispat ölçütleri şunlardır:

  • 1) Mühürleme işleminin teknik anlamda mühürleme olup olmadığı araştırılır; tutanağı düzenleyen tanıklar dinlenir ve sadece bir kilit takılmasıyla yetinilip yetinilmediği sorulur.4
  • 2) Suç tarihinden önceki mühürlemeye ilişkin tutanak aslı ya da onaylı örneği dosyaya getirtilir; tutanak nedeniyle sanık hakkında ayrıca işlem yapılıp yapılmadığı araştırılır.5
  • 3) Mührü koyan makamın yetkisi denetlenir; mühürleme yetkisinin kanuni dayanağı bulunmalı ve mührü koyma işlemi buna yetkili kişilerce yerine getirilmelidir.1 Özelleştirme sonrası lisans sahibi özel şirket görevlilerince yapılan mühürlemeye aykırı davranışta suçun unsurları oluşmaz.2
  • 4) Fiili kimin gerçekleştirdiği ve o kişinin kastı ayrıca tartışılır; iş yerinde çalışıyor olmak tek başına yeterli değildir.13
  • 5) Güncel adli sicil kaydı ile UYAP kayıtları üzerinden aynı suçtan açılmış başka dosyalar tespit edilir, derdest olanlar birleştirilir.11
  • 6) Kesinleşmiş dosyaların aslı veya onaylı sureti celbedilerek zincirleme suç ve mahsup değerlendirmesi yapılır.8

Soruşturma nasıl yürüyor: seri muhakeme ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi

Mühür bozma soruşturmasının iki ayrı çıkışı vardır ve ikisi de dosyayı klasik bir duruşmalı yargılamaya götürmeden bitirebilir. Sıra kanunda bellidir: önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi değerlendirilir, o karar verilmezse seri muhakeme usulü uygulanır.

Birincisi CMK m. 171/2'dir. Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verebilir. Mühür bozmanın üst sınırı üç yıl olduğu için suç bu kapsamdadır. m. 171/3 dört koşulu birlikte arar; bunların içinde kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi de vardır. m. 171/4'e göre erteleme süresi içinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir ve erteleme süresince zamanaşımı işlemez.

Bu karar kesin değildir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, mührü bozulan idarenin suçtan zarar gören sıfatıyla erteleme kararına itiraz edebileceğini; sulh ceza hâkimliğinin kurumun kararda taraf olarak gösterilmediğinden bahisle itirazı usulden reddetmesinin kanuna aykırı olduğunu, esas hakkında karar verilmesi gerektiğini saptamıştır.3

İkincisi seri muhakeme usulüdür. CMK m. 250/1, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde sayılan suçlarda bu usulün uygulanacağını söyler ve listenin altıncı sırasında mühür bozma (madde 203) yer alır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin CMK geçici m. 5/d'deki "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresini seri muhakeme usulü yönünden iptal etmesinin ardından, iptal kararı hükümden önce yürürlüğe girmişse sanığın hukuki durumunun seri muhakeme usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyeti kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 11. CD, E. 2025/739)14

Usulün işleyişi maddede yazılıdır: 1) savcı veya kolluk şüpheliyi bilgilendirir (m. 250/2), 2) savcı usulün uygulanmasını teklif eder ve şüpheli müdafi huzurunda kabul ederse usul uygulanır (m. 250/3), 3) savcı temel cezadan ve varsa zincirleme suç uygulamasından sonra yarı oranında indirim yapar (m. 250/4), 4) sonuç hapis cezası koşulları varsa TCK m. 50'ye göre seçenek yaptırıma çevrilebilir veya m. 51'e göre ertelenebilir (m. 250/5) ve CMK m. 231 kıyasen uygulanabilir (m. 250/6), 5) mahkeme şüpheliyi müdafi huzurunda dinler ve talep yazısındaki yaptırımdan daha ağır olmamak üzere hüküm kurar (m. 250/9), 6) bu hükme itiraz edilebilir (m. 250/14).

Usulün kapandığı hâller de sayılmıştır: iştirak hâlinde şüphelilerden birinin kabul etmemesi, kapsam dışı bir suçla birlikte işlenme (m. 250/11), yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (m. 250/12), adreste bulunamama veya yurt dışında olma (m. 250/13). Şüpheli mazeretsiz olarak mahkemeye gelmezse usulden vazgeçmiş sayılır (m. 250/9).

Bir ayrıntı zamanaşımı hesabını doğrudan etkiler: seri muhakeme usulünün uygulanması için verilen durma kararı süreyi durdurmaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, CMK m. 250 uyarınca verilen durma kararının TCK m. 67'de belirtilen dava zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerden biri olmadığını belirleyerek incelemesini bu esas üzerinden yapmıştır.8

Zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme

Mühür bozmada olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Hesap üç maddeden çıkar: TCK m. 66/1-e beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda süreyi sekiz yıl olarak belirler; m. 66/4 seçimlik cezalı suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezasının esas alınacağını söyler; m. 203/1'in hapis cezası üst sınırı üç yıldır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu zinciri kararlarında doğrudan kurar ve süreyi m. 66/1-e üzerinden hesaplar.9

Süre kesilebilir. TCK m. 67/2 kesme sebeplerini sayar: şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve m. 67/4 uyarınca kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar; mühür bozmada olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır.

Zamanaşımı bu suçta kâğıt üzerinde kalan bir başlık değildir. Daire, mükerrerlik ve zincirleme suç yönünden eksik araştırma saptadığı bir dosyada "kabule göre de" kaydıyla, kesen son sebep olan ilk mahkûmiyet hükmünden hüküm tarihine kadar m. 66/1-e'deki sürenin dolduğunu ve kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.11 Bir başka dosyada, kesinleşen hükümdeki mahkûmiyet tarihi ile inceleme konusu dosyadaki iddianame tarihini karşılaştırarak sürenin temyiz inceleme gününe kadar gerçekleştiğini saptamış ve kamu davasının düşmesine hükmetmiştir.9

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bu suçta yaygındır. CMK m. 231/5'e göre yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; m. 203/1'in alt sınırı altı ay olduğundan bu eşiğe inmek çoğu dosyada mümkündür. Kararı savcı değil mahkeme verir; m. 231/6 sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamasını, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmasını ve zararın tamamen giderilmesini arar. Denetim süresi m. 231/8 uyarınca beş yıldır.

Denetim süresi sorunsuz geçerse dosya kapanır. CMK m. 231/10, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceğini söyler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlayan beş yıllık denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemediğini ve CMK m. 231/10'daki düşme kararı için gerekli şartların sağlandığını belirterek düşme hükmünü onamıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/6194)15

Erteleme ayrı bir kurumdur ve eşiği TCK m. 51/1'dedir: işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve mahkemede tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir.

İlgili mevzuat

TCK m. 203 — Mühür bozma

Madde 203- (1) Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 250 — Seri muhakeme usulü

Seri muhakeme usulü

Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)

(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),

2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170, birinci ve üçüncü fıkra),

3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),

4. Gürültüye neden olma (madde 183),

5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),

6. Mühür bozma (madde 203),

7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),

9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),

suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.

(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,

gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.

(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.

(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.

(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâllerinde uygulanmaz.

(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.

(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 171 — Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)

(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.

(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.

(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;

a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,

b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,

c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,

d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.

(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

(6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;

a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,

b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,

c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,

hakkında uygulanmaz.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 43 — Zincirleme suç

Zincirleme suç

Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.

(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 163 — Karşılıksız yararlanma

Madde 163- (1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Mühür sökülmese bile faaliyete devam etmek konuluş amacına aykırı harekettirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2017/210 · K. 2018/691 ·

    Borcu nedeniyle elektriği kesilip sayacı mühürlenen sanık, dört gün sonra yapılan kontrolde elektriği kullanmaya devam ederken tespit edilmişti. Yerel mahkeme, mühürleme tutanağı tebliğ edilmediği için kastın bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararında direndi. Kurul, TCK m. 203'ün ikinci seçimlik hareketini açıkladı: mührün konuluş amacına aykırı davranılmasında mührün fiziken kaldırılması suçun oluşması bakımından şart değildir; mühür bir faaliyetin engellenmesi için konulmuşsa mühür sökülmese bile faaliyete devam edilmesi durumunda suç oluşabilir. Kastın varlığı için failin mühürleme işleminden haberdar olması yeterlidir; tutanağın ayrıca tebliğine ilişkin yasal bir zorunluluk yoktur. Direnme hükmü oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Mührü sökmeden faaliyete devam etmek de mühür bozmadır; kast için mühürlemeden haberdar olmak yeterlidir, tutanağın tebliği aranmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Özelleştirilmiş dağıtım şirketinin koyduğu mühürde suçun unsurları oluşmazYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2025/746 · K. 2025/10805 ·

    Elektrik dağıtım ve satışı 2009 yılında özelleştirme yoluyla bir anonim şirkete devredilmiş, mühürleme işlemleri bu devirden sonra lisans sahibi özel şirketin görevlilerince yapılmıştı. Daire, özelleştirme tarihinden sonra lisans sahibi özel şirket görevlilerince yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışta TCK m. 203'te düzenlenen mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmayacağını belirtti; hükmü kanun yararına bozdu ve CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan sanığın beraatine karar verdi.

    Sonuç: Mührü koyan makamın yetkisi suçun ön koşuludur; yetkisiz mühürlemeye aykırı davranış suç değildir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Mührü konulan idare erteleme kararına suçtan zarar gören olarak itiraz edebilirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2026/6 · K. 2026/3748 ·

    Ruhsata aykırı inşaat yapı tatil zaptı ile mühürlenmiş, mührün bozulduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermişti. Belediyenin itirazı, sulh ceza hâkimliğince kararda taraf olarak gösterilmediği gerekçesiyle usulden reddedildi. Daire, Ceza Genel Kurulunun suçtan zarar gören tanımına dayanarak şikâyetçi kurumun bu sıfatı taşıdığını, CMK m. 171/2 ve m. 173 uyarınca itiraz hakkı bulunduğunu belirtti ve esas hakkında karar verilmesi gerekirken usulden ret kararı verilmesini kanuna aykırı buldu.

    Sonuç: Mühür bozmada mağdur belirli bir kişi değildir; ama mührü koyan idare suçtan zarar görendir ve erteleme kararına itiraz edebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Teknik anlamda mühürleme mi, yoksa yalnızca kilit takma mıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/1557 · K. 2025/11475 ·

    Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırıp duruşma açmaksızın beraat kararı vermişti. Daire iki yönden bozdu: birincisi, mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesiyle ilk derece mahkemesinin kabulünden farklı bir hüküm kurulması CMK m. 303/1-a kapsamına girmez, bunun için m. 280/1-g uyarınca duruşma açılması gerekir. İkincisi, dosyadaki mühürleme tutanağını düzenleyen tutanak tanıkları dinlenerek teknik anlamda bir mühürleme işlemi yapılıp yapılmadığının, yoksa sadece vanaya kilit takılmasıyla yetinilip yetinilmediğinin sorulması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.

    Sonuç: Vanaya kilit takmak mühürleme değildir; işlemin niteliği tutanak tanıklarına sorularak belirlenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Mühürleme tutanağının aslı dosyaya getirtilmeden karar verilemezYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/41119 · K. 2025/12995 ·

    Ruhsat yokluğu nedeniyle kapatılıp mühürlenen iş yerinin eylemli olarak çalıştırıldığı iddiasıyla açılan davada, suç tarihinden önceki mühürlemenin hangi tarihte yapıldığı belirtilmemişti; dosyaya sonradan giren bir tutanaktan iş yerinin daha önceki bir tarihte de mühürlendiği anlaşılıyordu. Daire, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için o tarihli mühürleme tutanağı nedeniyle sanık hakkında işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmasını ve tutanak aslının katılan kurumdan getirtilmesini istedi; bu yapılmadan dosya üzerinden verilen beraat kararını bozdu.

    Sonuç: Hangi mühürlemenin bozulduğu tutanağın aslıyla belirlenmeden dosya sonuçlandırılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Adli para cezası gün üzerinden hesaplanır; eksik hesap kanun yararına bozma sebebidirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/5330 · K. 2025/3810 ·

    Mahkeme temel cezayı TCK m. 203/1 uyarınca 180 gün adli para cezası olarak belirlemiş, m. 62 ile altıda bir takdiri indirim uygulayarak 150 güne indirmiş, ancak günlüğü yirmi liradan hesaplanması gereken cezayı 3.000 lira yerine 1.500 lira olarak yazmıştı. Daire, TCK m. 52'yi anarak bunu eksik ceza tayini saydı; Ceza Genel Kurulunun kanun yararına bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğine ilişkin içtihadına dayanarak hükmü aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozdu.

    Sonuç: Adli para cezasında gün sayısı ile bir gün karşılığı tutar ayrı ayrı belirlenir; hesap hatası bozma sebebidir ama sanığın aleyhine sonuç doğurmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.İlk iddianameden önceki eylemler tek zincirleme suçtur, dosyalar birleştirilirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2025/1367 · K. 2025/14418 ·

    Aynı iş yerine ilişkin iki mühür bozma eylemi, ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlenmiş olmasına rağmen iki ayrı mahkemede iki ayrı mahkûmiyetle sonuçlanmıştı. Daire, TCK m. 43/1'i anarak mühür bozmada sanığın her iddianameye kadar olan eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir suçu, iddianameden sonraki eylemlerinin ise ayrı suçları oluşturacağını belirtti; soruşturmaların birleştirilerek tek bir mahkûmiyet hükmü kurulması ve cezanın m. 43/1 uyarınca artırılması gerektiğini saptayarak her iki kararı da kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Zinciri kesen şey iddianamedir; ondan önceki bütün eylemler tek suç sayılır ve dosyalar birleştirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Kesinleşmiş dosya celbedilmeden zincirleme suç ve mahsup değerlendirilemezYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/2088 · K. 2026/1377 ·

    Daire önce, seri muhakeme usulünün uygulanması için verilen durma kararının TCK m. 67'de sayılan zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerden olmadığını belirledi. Tebliğnamedeki eksik araştırma yapıldığına yönelik bozma isteyen görüşe katılmadığını açıkça yazarak mahkemenin delil takdirini yerinde buldu. Bununla birlikte, UYAP incelemesinde aynı iş yerindeki bir başka mühür bozma eyleminden kesinleşmiş bir adli para cezası bulunduğunu saptayarak, o dosyanın aslı veya onaylı sureti celbedilip zincirleme suç hükümlerinin ve mahsubun tartışılması gerektiği gerekçesiyle hükmü değişik gerekçeyle bozdu.

    Sonuç: Aynı yere ilişkin kesinleşmiş hüküm varsa dosya celbedilir; sonuç ceza fazlaysa önceki cezalar mahsup edilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Mükerrer dava ancak aynı mühür bozma tutanağından iki dava açılmışsa kabul edilirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/169 · K. 2025/185 ·

    Mahkeme, düğün salonuna ilişkin mühür bozma davasını başka bir dosyadaki kesinleşmiş mahkûmiyete işaret ederek mükerrerlik nedeniyle reddetmişti. Daire, davaların mükerrer sayılabilmesi için aynı mühür bozma tutanağı nedeniyle iki ayrı dava açılmış olması gerektiğini, farklı tarihli tutanakların iddianame tarihlerine göre zincirleme suç ya da ayrı suçlar oluşturacağını ve zincir içindeki bazı eylemlerin kesinleşmiş hükme konu olmasının diğerlerinin dava edilmesine engel olmadığını belirtti. UYAP incelemesinde işaret edilen dosyadaki fiilin farklı bir tarihe ait olduğunu saptadı; ancak TCK m. 66/1-e'deki olağan zamanaşımı temyiz inceleme gününe kadar dolduğundan kamu davasının düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Farklı tarihli tutanaklar mükerrerlik değil, zincirleme suç ya da ayrı suç sorunudur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Gerçekten aynı fiilden ikinci dava açılmışsa dava CMK m. 223/7 ile reddedilirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/41156 · K. 2025/12074 ·

    İlk derece mahkemesi, aynı fiil nedeniyle ikinci kez açılan mühür bozma davasını CMK m. 223/7 uyarınca reddetmiş, bölge adliye mahkemesi katılan vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, mükerrer açılan kamu davasının reddine karar verilmesi gerektiğinin mahkemece gerekçeleri gösterilerek doğru biçimde belirlendiğini saptayarak temyiz istemini esastan reddetti ve hükmü onadı. Aynı iş yerine ilişkin başka bir tarihli mühür bozma ve yeniden mühürleme tutanağı bakımından ise mahallinde işlem yapılmasını mümkün gördü.

    Sonuç: Aynı fiilden ikinci dava ret ile sonuçlanır; başka tarihli tutanak ise ayrıca işleme konu olur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Adli sicil ve UYAP araştırması yapılmadan kurulan hüküm eksik araştırmaya dayanırYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/6466 · K. 2025/3898 ·

    Sabıka kaydı ve UYAP sorgusunda sanık hakkında aynı suçtan kesinleşip infaz edilmiş bir mahkûmiyet bulunduğu görülmesine rağmen mahkeme bu dosyayı incelemeden hüküm kurmuştu. Daire, mükerrer cezalandırmaya yol açılmaması ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi için güncel adli sicil kaydının dosyaya konulmasını, başka dosyaların tespitini, derdest davaların birleştirilmesini, kesinleşmiş dosyalardaki belgelerin onaylı suretlerinin getirtilerek suç ve iddianame tarihlerinin belirlenmesini istedi. Kabule göre de, ilk mahkûmiyet hükmünün kurulduğu tarihten hüküm tarihine kadar TCK m. 66/1-e'deki olağan zamanaşımının dolduğunu belirterek hükmü bozdu.

    Sonuç: Aynı suçtan başka dosya olup olmadığı araştırılmadan mühür bozma dosyası sonuçlandırılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Sayaç mührünü bozup kaçak elektrik kullanmak iki ayrı suç oluştururYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/8370 · K. 2025/15173 ·

    Sanığın mührü bozmak suretiyle düz bağlantı ile kaçak elektrik kullandığı iddia edilmişti. Daire, eyleme uyan suçları TCK m. 163/3'teki karşılıksız yararlanma ve m. 203/1'deki mühür bozma olarak belirledi; her iki suç için öngörülen cezaların üst sınırına göre TCK m. 66/1-e uyarınca hesaplanan sekiz yıllık zamanaşımının mahkûmiyet karar tarihi ile yeni hüküm arasında dolduğunu saptadı ve kamu davalarının düşürülmesine karar verdi.

    Sonuç: Mührü bozup kaçak kullanmak tek fiil değildir; karşılıksız yararlanma ve mühür bozma birlikte yargılanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Mührü bozmayan sigortalı çalışanda suç kastı yokturYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/6223 · K. 2026/3556 ·

    Belediyece mühürlenen markette mühürleme tutanağını iş yeri sahibi sıfatıyla imzalayan sanık hakkında bölge adliye mahkemesi mahkûmiyet kurmuştu. Daire; tanık beyanları, iş sözleşmesi ve SGK kayıtları ile sanığın değişmeyen savunmasına dayanarak mührün sanık tarafından fek edilmediğini, sanığın maaşlı sigortalı çalışan olduğunu, patronunun talimatıyla ve belediye ile sorunun çözüldüğü söylendiği için faaliyete devam ettiğini, iş yerinin mülkiyeti ya da gelir ortaklığı kendisine ait olmadığından mührün bozulup bozulmamasının ona bir menfaat sağlamayacağını belirterek suç kastıyla hareket etmediği sonucuna vardı ve mahkûmiyeti bozdu.

    Sonuç: Mühürlü yerde çalışıyor olmak tek başına yetmez; kastın ve menfaatin kimde olduğu ayrıca tartışılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Mühür bozma seri muhakeme usulüne tabidir; hukuki durum bu yönden değerlendirilmelidirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2025/739 · K. 2025/11393 ·

    Daire, TCK m. 203'ü ve CMK m. 250/1'in mühür bozmayı seri muhakeme usulüne tabi suçlar arasında altıncı sırada saydığını anımsattı; CMK geçici m. 5/d'deki "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasa Mahkemesince seri muhakeme usulü yönünden iptal edildiğini ve iptal kararının 2022'de yürürlüğe girdiğini belirledi. İptal kararı mühür bozma hükmünden önce yürürlüğe girdiğine göre sanığın hukuki durumunun seri muhakeme usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiğini saptayarak mahkûmiyeti kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Seri muhakeme usulü bu suçta atlanabilir bir seçenek değil, hükümden önce değerlendirilmesi gereken bir usuldür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Beş yıllık denetim süresi kasıtlı suç işlenmeden geçerse dava düşerYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/6194 · K. 2025/3715 ·

    Mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 2015 yılında kesinleşmiş, beş yıllık denetim süresi içinde sanık kasıtlı bir suç işlememişti. Mahkeme davanın düşmesine karar verdi. Daire, denetim süresinin bu şekilde sona erdiğini ve CMK m. 231/10'da belirtilen düşme kararının verilebilmesi için gerekli şartların sağlandığını belirterek katılan vekilinin temyiz nedenlerini yerinde görmedi ve hükmü onadı.

    Sonuç: Denetim süresi temiz geçtiğinde hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Mühür bozma suçunun cezası nedir?

TCK m. 203/1'e göre kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran ya da mührün konuluş amacına aykırı hareket eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. İki yaptırım seçenektir; hâkim hangisine hükmedeceğini kendisi belirler. Suçun nitelikli hâli yoktur.

Mühürlü iş yerini çalıştırmak da mühür bozma sayılır mı?

Madde iki seçimlik hareket sayar: mührü kaldırmak ve mührün konuluş amacına aykırı hareket etmek. İkinci seçenek, mühürle sağlanmak istenen durumun bozulmasını cezalandırır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu seçimlik harekette mührün fiziken kaldırılması şart değildir; mühür bir faaliyetin engellenmesi için konulmuşsa, mühür sökülmese bile faaliyete devam edilmesi durumunda suç oluşabilir. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin önüne gelen dosyalarda iddia çoğu kez mühürlenen iş yerinin eylemli olarak çalıştırılması biçiminde kurulmaktadır. Somut olayda hangi hareketin gerçekleştiği ve bunu kimin yaptığı, mühürleme tutanağı ve tanık beyanlarıyla belirlenir.

Mühürlemeyi elektrik veya su şirketi yaptıysa suç oluşur mu?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, elektrik dağıtım ve satışının özelleştirme sonucu bir anonim şirkete devredilmesinden sonra lisans sahibi özel şirket görevlilerince yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışta TCK m. 203'teki suçun unsurlarının oluşmayacağına karar vermiştir. Maddenin aradığı şey mührün kanun veya yetkili makamların emri uyarınca konulmuş olmasıdır; bu koşul yoksa mahkûmiyet değil beraat kararı verilir.

Aynı iş yerinde birden çok kez mühür bozarsam kaç ceza alırım?

Yargıtay 11. Ceza Dairesine göre sanığın aynı yere ilişkin her iddianameye kadar olan eylemleri zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemleri ise ayrı suçları oluşturur. İlk iddianameden önce işlenmiş eylemler için dosyalar birleştirilir, tek mahkûmiyet hükmü kurulur ve ceza TCK m. 43/1 uyarınca dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Eylemlerden biri için daha önce kesinleşmiş ceza varsa mahsup gündeme gelir.

Aynı fiilden iki kez yargılanabilir miyim?

Hayır. Ancak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin mükerrerlik ölçütü dardır: davaların mükerrer sayılabilmesi için aynı mühür bozma tutanağı nedeniyle iki ayrı dava açılmış olması gerekir. Bu koşul gerçekleşmişse ikinci dava CMK m. 223/7 uyarınca reddedilir. Farklı tarihlerde düzenlenmiş tutanaklar ise mükerrerlik değil, zincirleme suç ya da ayrı suç sorunudur.

Seri muhakeme usulü mühür bozmada nasıl işliyor?

CMK m. 250/1, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde sayılan suçlarda seri muhakeme usulünün uygulanacağını söyler ve mühür bozma listenin altıncı sırasındadır. Savcı usulün uygulanmasını teklif eder; şüpheli müdafi huzurunda kabul ederse savcı temel cezayı belirler, koşulları varsa zincirleme suç hükümlerini uygular ve sonra yarı oranında indirim yapar. Mahkeme şüpheliyi müdafi huzurunda dinleyip talepteki yaptırımdan ağır olmamak üzere hüküm kurar; bu hükme itiraz edilebilir.

Savcılık dava açmadan dosyayı kapatabilir mi?

CMK m. 171/2, uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere Cumhuriyet savcısının, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verebileceğini düzenler; mühür bozmanın üst sınırı üç yıl olduğu için suç bu kapsamdadır. Maddenin üçüncü fıkrasındaki dört koşul birlikte aranır ve bunlardan biri kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesidir. Erteleme süresi içinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Mühür bozma uzlaştırma kapsamında mı?

Hayır. CMK m. 253/1-a şikâyete bağlı suçları uzlaştırma kapsamına alır, mühür bozma ise şikâyete bağlı değildir. Kanun ayrıca Türk Ceza Kanunu içinden uzlaştırma kapsamına giren suçları m. 253/1-b'de tek tek saymıştır ve TCK m. 203 bu sayımda yer almaz. Bu nedenle dosyada uzlaştırma bürosuna gönderme aşaması bulunmaz.

Mühür bozma davasında hangi mahkeme görevli?

Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun kanundaki cezasının üst sınırına bakılır; mühür bozmada bu sınır üç yıl hapistir. Aynı Kanun m. 11, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerinin bakacağını söyler ve mühür bozma m. 12'deki ağır ceza listesinde yer almaz.

Mühür bozmada hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?

Mümkündür. CMK m. 231/5'e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; kararı savcı değil mahkeme verir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve zararın tamamen giderilmesi aranır. Denetim süresi beş yıldır; bu süre kasten yeni bir suç işlenmeden ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılarak geçerse hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Hapis cezası verilirse adli para cezasına çevrilebilir mi?

Hayır. TCK m. 50/2, suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğini söyler; mühür bozma tam olarak böyle bir suçtur. Kısa süreli hapis cezası bakımından m. 50/1'in diğer seçenek yaptırımları uygulanabilir. Ayrıca koşulları varsa TCK m. 51/1 uyarınca erteleme gündeme gelebilir.

Mühür bozmada dava zamanaşımı ne kadar?

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK m. 66/1-e beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda süreyi sekiz yıl olarak belirler ve m. 66/4 seçimlik cezalı suçlarda hapis cezasının esas alınacağını söyler; mühür bozmanın hapis üst sınırı üç yıldır. Süre TCK m. 67/2'de sayılan işlemlerle kesilir ve kesilme hâlinde en fazla yarısına kadar uzar; yani olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu suçta zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarını sıkça vermektedir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp