İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

İftira suçu (TCK m. 267)

Yayın tarihi:

İftira, bir kimseye işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiili resmî makamlar önünde yüklemektir. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin aradığı unsurları, cezanın nasıl hesaplandığını, Anayasal şikâyet hakkının nerede bitip iftiranın nerede başladığını, suç uydurma ve başkasının kimliğini kullanma suçlarıyla sınırını, etkin pişmanlığın beş kademesini ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin güncel ölçütlerini anlatır.

Kısaca

İftira, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil yüklemektir. Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesine göre cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma kendiliğinden yürütülür. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre bir iddianın ispatlanamamış olması tek başına iftira anlamına gelmez; kişinin isnat ettiği fiilin işlenmediğini bilerek hareket etmesi aranır. İftirasından dönen kişinin cezası, dönmenin hangi aşamada gerçekleştiğine göre indirilir.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 267 bu suç için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür. Aynı şey, iftira hükümlerine yollama yapan TCK m. 268 için de geçerlidir.

Dayanak: TCK m. 267/1, m. 268/1

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir.

Dayanak: TCK m. 73/1

Uzlaştırma

Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı için CMK m. 253/1-a kapsamına girmez; kanunun TCK içinden tek tek saydığı m. 253/1-b listesinde de iftira yer almaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. Görev, ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanundaki cezanın üst sınırına göre belirlenir; TCK m. 267/1'de üst sınır dört yıldır. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olduğu hâl ayrıdır: kanun bu hâlde, m. 267/2, m. 267/3 ve m. 267/6'da olduğu gibi "ceza yarı oranında artırılır" demeyip yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis biçiminde bağımsız bir ceza aralığı öngörür. Bu aralık bir ağırlaştırıcı neden değil, o hâle özgü cezanın kendisi olduğundan görev belirlenirken hesaba katılır ve on yıldan fazla hapsi gerektiren bu hâlde ağır ceza mahkemesi görevli olur.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12, m. 14; TCK m. 267/2, m. 267/5

Dava zamanaşımı

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır. Süre suç tarihinden değil, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (TCK m. 267/8).

Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 67/4, m. 267/8

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. TCK m. 267/1 yaptırım olarak yalnızca hapis öngörür. Hükmolunan ceza bir yıl veya daha az olur da kısa süreli hapis niteliği kazanırsa, TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.

Dayanak: TCK m. 267/1, m. 49/2, m. 50/1-a

HAGB ve erteleme

İkisi de mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme karar verebilir; denetim süresi beş yıldır. Erteleme için de sınır iki yıldır.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 267 iftirayı nasıl tanımlıyor?

TCK m. 267/1 dört öge arar: 1) isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyetle ya da basın ve yayın yoluyla yapılmış olması, 2) belirli bir kimseye hukuka aykırı bir fiil yüklenmesi, 3) failin bu fiilin işlenmediğini bildiği hâlde hareket etmesi, 4) amacın mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da bir idari yaptırım uygulanmasını sağlamak olması.

Yüklenen fiilin mutlaka suç olması gerekmez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, iftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiilin oluşturduğunu, bu fiilin suç oluşturmasının şart olmadığını, disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiillerin de iftiranın konusu olabileceğini belirtmiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/21560)1 Aynı kararda Daire, isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyetle yapılabileceği gibi basın ve yayın aracılığıyla da yapılabileceğini söylemektedir.1

İsnadın belirli bir kişiye yöneltilmiş olması suçun ayırt edici yanıdır. Daire, uydurulan suçun isnat edildiği kişilerin belirlenebilir olması hâlinde TCK m. 267'deki iftira suçunun oluşacağını kabul etmektedir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/24647)2 Mağdurun adının açıkça söylenmesi şart değildir; dosyadaki bilgilerden kimin kastedildiği anlaşılıyorsa belirlenebilirlik koşulu gerçekleşmiş sayılır.

Kast bakımından madde "işlemediğini bildiği halde" demektedir; maddenin bu lafzı, suçun olası kastla işlenemeyeceği, doğrudan kast gerektirdiği biçiminde okunur. Kişi kendisi hakkındaki bir soruşturmadan kurtulmak için başkasına suç atıyorsa da kast vardır: Daire, kendisi hakkında soruşturma başlatılan kişiden, başkası hakkında suç atfında bulunduğunda onun hakkında da soruşturma başlatılacağını öngörmesinin beklenmesi gerektiğini belirtmiştir.1

Suç, isnadın yetkili makama ulaşmasıyla tamamlanır; mağdur hakkında gerçekten soruşturma açılmış olması ya da açılan soruşturmanın nasıl sonuçlandığı suçun oluşması bakımından zorunlu değildir. Buna karşılık TCK m. 267/3 ve m. 267/4'teki ağırlaştırıcı sonuçlar, mağdur hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olmasına bağlanmıştır.

İftira suçunun cezası nedir?

Temel ceza TCK m. 267/1'e göre bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.

Kanun dört ayrı ağırlaştırma yolu kurar. 1) TCK m. 267/2: fiilin maddî eser ve delilleri uydurularak iftirada bulunulmuşsa ceza yarı oranında artırılır. 2) TCK m. 267/3: yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş mağdur aleyhine, gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yine yarı oranında artırılır. 3) TCK m. 267/5: mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olmuşsa ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapistir. 4) TCK m. 267/6: mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmışsa beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

Gözaltı ve tutuklama ayrı bir yola bağlanmıştır. TCK m. 267/4'e göre mağdur bu fiil nedeniyle gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur; yani ortada tek değil iki ayrı sorumluluk vardır. Uygulamada bu, iftira suçunun yanında TCK m. 109 üzerinden ikinci bir hüküm kurulması biçiminde görülmektedir.

Maddenin yedinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Beşinci fıkranın sonundaki parantez içi boşluk da, güncel madde metninde artık yer almayan bir ibarenin yerini gösterir.

Aynı fiille birden fazla kişiye iftira edilmesi cezayı artırır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın iki mağdur hakkında hırsızlık suçundan şikâyetçi olarak her ikisinin de suç isnadı altında kalmasına ve ifadelerinin alınmasına neden olduğu olayda, tek eylemle birden fazla kişiye karşı iftira suçunun işlendiğini ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada artırım yapılması gerektiğini belirterek eksik ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/22197)3 Dayanak TCK m. 43/2'dir: aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

Basın ve yayın yoluyla işlenen iftirada ayrıca bir yan sonuç doğar: TCK m. 267/9 uyarınca mahkûmiyet kararı aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur ve ilan masrafı hükümlüden tahsil edilir.

Anayasal şikâyet hakkı nerede biter, iftira nerede başlar?

Bu ayrım, iftira dosyalarının çoğunda sonucu belirleyen tek konudur. Bir kimse hakkında şikâyette bulunmak Anayasa m. 74'te güvence altına alınmış bir haktır; her sonuçsuz şikâyet iftira sayılsaydı bu hak kullanılamaz hâle gelirdi.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ölçütü açıktır: ihbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat hükmü kurulması, sanık açısından iftira suçunun oluşması için yeterli değildir. (Yargıtay 8. CD, E. 2023/2027)4 Aynı kararda Daire, ileri sürülen iddiaların bir takım maddi vakıalara dayanması hâlinde eylemin "suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak" biçiminde olmadığını, Anayasa m. 74'teki şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde bulunduğunu ve iftira kastıyla hareket edildiğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirtmiştir.4

Daire aynı çizgiyi, iddiasını ispatlayamamış bir şikâyetçi bakımından da sürdürmüştür: sanığın iddia ettiği fakat sırf ispatlayamadığı iddialarının iftira suçuna vücut vermeyip Anayasa m. 74'te düzenlenen şikâyet hakkı kapsamında kaldığı, dolayısıyla suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/7441)5

Sınırın öbür tarafı da bellidir. Aralarında dosyaya yansıyan bir husumet bulunmayan taraflardan birinin, değişik kamu kurumlarına kendi zanlarına göre somut hiçbir delil ve emare göstermeksizin yaptığı suç ihbarı niteliğindeki başvurular, Daireye göre Anayasal dilekçe ve şikâyet hakkı kapsamında değerlendirilemez; bu başvurular üzerine yürütülen soruşturmalar takipsizlikle sonuçlanmışsa iftira suçunun sübutu kabul edilir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/25238)6 Ölçüt, sonucun olumsuz olması değil, iddianın hiçbir somut dayanağının bulunmamasıdır.

"Savunma hakkımı kullandım" savunması da tek başına yeterli olmaz. Sanık müdafiinin iftira kastıyla hareket edilmediği ve savunma hakkının kullanıldığı yönündeki temyiz sebebine karşı Daire, mağdurların aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanık ifadeleri ve olay tutanağı karşısında eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını belirterek mahkûmiyet hükmünü onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/5217)7

Bu değerlendirmede TCK m. 128 de gözetilir: yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında somut isnatlarda bulunulması hâlinde ceza verilmez; ancak bunun için isnadın gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. İki koşuldan biri yoksa dokunulmazlık işlemez.

İftira ile suç uydurma (TCK m. 271) arasındaki fark nedir?

İki suç aynı davranıştan doğar ama muhatabı farklıdır. TCK m. 271'e göre suç uydurma, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmek ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurmaktır; cezası üç yıla kadar hapistir. Burada ortada bir mağdur yoktur, uydurulan yalnızca olaydır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi ayrımı tek cümleyle koyar: suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir; uydurulan suçun isnat edildiği kişilerin belirlenebilir olması hâlinde ise TCK m. 267'deki iftira suçu oluşacaktır.2

Dairenin incelediği olayda sanık, cep telefonunu pazar yerinde kaybettiğini söyleyerek Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş, başvurusu üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturma başlamıştı. Telefonu kimin adına aldığı anlaşılınca şikâyet edilen şahsın belirlenebilir olduğu ortaya çıkmış; Daire, sanığın iftira suçundan mahkûmiyeti yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek suç uydurma suçundan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.2

Pratik sonuç şudur: aynı ihbar, ismi verilmeyen bir olay anlatımı olarak kalırsa m. 271, bir kişiye bağlanır bağlanmaz m. 267 kapsamına geçer. Ceza aralığı da bu geçişle birlikte üç yıla kadar hapisten bir yıldan dört yıla kadar hapse yükselir.

Ayrımın nitelendirmeye etkisi yalnız cezayı değil kanun yolunu da etkiler. Daire, suç vasfına yönelik temyiz kanun yoluna başvurulması hâlinde ceza miktarı itibarıyla temyize tabi olmayan hükümlerin de temyize konu olabileceğini kabul ederek, Tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi görüşüne katılmamış ve incelemeyi yapmıştır.2

Başkasının kimliğini kullanmak neden iftira sayılıyor? (TCK m. 268)

TCK m. 268, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişinin iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağını söyler. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu suçu "iftira suçunun özel bir hâli" olarak nitelendirmektedir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/11698)8 Bunun sonucu, cezanın m. 267 üzerinden belirlenmesidir.

Daire aynı kararda maddenin sınırlarını üç kademede çizmiştir: 1) suçun oluşması için kişinin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleme amacıyla hareket etmesi gerekir; 2) herhangi bir suç soruşturması olmadan resmî belgenin düzenlenmesi gereken durumlarda, belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisine karşı başkasının kimlik bilgilerini kullanmak TCK m. 206'daki resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur; 3) hakkında soruşturma gerektiren bir suç bulunmayan veya resmî belge düzenlenmesini de gerektirmeyen hâllerde, görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kimliği veya adresi hakkında bilgi vermekten kaçınmak ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunmak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 40'a aykırılık sayılır.8

Uygulamada bu suç, hakkında başka bir suçtan işlem yapılan kişinin kolluğa kardeşinin, abisinin veya bir tanıdığının kimliğini vermesi biçiminde karşımıza çıkar. Dairenin incelediği bir dosyada sanık, hakkında nitelikli hırsızlık soruşturması yürütülürken kardeşinin kimlik bilgilerini kullanarak soruşturma işlemlerinin kardeşi hakkında yapılmasına sebebiyet vermişti. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/25812)9 Başka bir dosyada ise sanık, hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından yapılan işlemleri engellemek için katılanın kimlik bilgilerini söylemişti. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/4369)10

Suçun adının doğru yazılması da denetlenmektedir. Daire, gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" yerine "iftira" olarak yazılmasını mahallinde düzeltilebilir yazım hatası saymıştır.10

Bir usul ayrıntısı bu suça özgüdür: TCK m. 268 kapsamındaki fiil seri muhakeme usulüne tabidir. Daire, yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, CMK m. 250'deki usulün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunduğunu belirterek, bunu gözetmeyen hükmü bozmuştur.9

TCK m. 269 etkin pişmanlık: iftiradan dönmenin beş kademesi

İftira, etkin pişmanlığın en cömert düzenlendiği suçlardan biridir; çünkü kanun koyucu mağdurun bir an önce kurtarılmasını amaçlar. İndirim oranı, iftiradan dönmenin hangi aşamada gerçekleştiğine göre değişir ve erken dönenin kazancı belirgin biçimde büyüktür.

TCK m. 269 şu kademeleri kurar: 1) mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce dönülürse verilecek cezanın beşte dördü indirilir (m. 269/1); 2) mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce dönülürse cezanın dörtte üçü indirilir (m. 269/2); 3) etkin pişmanlık mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşirse cezanın üçte ikisi, 4) mahkûmiyetinden sonra gerçekleşirse yarısı, 5) hükmolunan cezanın infazına başlanması hâlinde üçte biri indirilebilir (m. 269/3).

İlk iki kademe ile son üçü arasında yazım farkı vardır ve bu fark önemlidir: m. 269/1 ve m. 269/2 "indirilir" derken, m. 269/3 ve m. 269/4 "indirilebilir" demektedir. İlk iki hâlde indirim zorunlu, sonraki hâllerde mahkemenin takdirindedir.

Ayrı bir kademe idari yaptırım gerektiren fiiller içindir. İftiranın konusu münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir fiilse, idari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması hâlinde cezanın yarısı, idari yaptırım uygulandıktan sonra bulunulması hâlinde üçte biri indirilebilir (m. 269/4). Basın ve yayın yoluyla yapılan iftirada ise etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için dönmenin aynı yöntemle yayınlanması gerekir (m. 269/5).

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kolluğa abisinin kimlik belgesini ibraz eden, ancak fotoğrafın kendisine benzememesi üzerine tekrar sorulduğunda gerçek kimliğini beyan eden hükümlü bakımından, mağdur hakkında adlî soruşturma başlamadan önce gerçeği söylediği için TCK m. 269/1 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek kararı kanun yararına bozmuştur.8

İndirimin sınırı da vardır: kişi kendiliğinden dönmeli, gerçek başka yoldan ortaya çıkmamalıdır. Daire, sanığın gerçek kimliğinin UYAP kayıtlarındaki resimle fiziki görünümünün uyuşmadığının anlaşılması üzerine tespit edildiği olayda, şartları oluşmadığı hâlde TCK m. 269/2'deki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanarak cezada indirim yapıldığını saptamış; yalnızca aleyhe temyiz bulunmadığı için bunu bozma nedeni yapmamıştır.10 Yakalandıktan sonra inkârın sürdürülemeyeceğinin anlaşılması, iftiradan dönme sayılmaz.

Etkin pişmanlık cezayı adli para cezasına inecek düzeye çekebilir. Dairenin incelediği bir dosyada mahkeme, soruşturma başlamadan iftiradan dönen sanık hakkında TCK m. 267/1, m. 269/1, m. 62 ve m. 50/1-a maddelerini uygulayarak adli para cezasına hükmetmişti.3

İftira suçunda dava zamanaşımı ne zaman başlar?

İftira, zamanaşımının başlangıcı bakımından genel kuraldan ayrılan sayılı suçlardan biridir. TCK m. 267/8'e göre dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar; yani iftiranın atıldığı günden değil, mağdurun aklandığı günden.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu hükmü doğrudan uygulamaktadır. Sanığın, aracında yakalanan uyuşturucu maddeyi katılanın aracına koyduğunu söyleyerek katılan hakkında soruşturma yapılmasına neden olduğu olayda Daire, m. 267/8'i iftira suçlarına ilişkin özel bir düzenleme olarak nitelendirmiş ve katılan hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının tarihinin zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/14316)11

Sürelerin kendisi genel hükümlerden gelir. TCK m. 267/1'deki cezanın türü ve üst sınırına göre TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan, TCK m. 67/4 uyarınca on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi öngörülmüştür. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/23612)12 Daire bu hesabı başka dosyalarda da aynı biçimde yapmakta ve olağanüstü sürenin dolduğu hâllerde kamu davasının düşmesine karar vermektedir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/20486)13

Zamanaşımını kesen ve durduran işlemler ayrı ayrı hesaba katılır. Aynı kararda Daire, mahkûmiyet kararının zamanaşımını kestiğini ve sekiz yıllık sürenin o tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığını; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasındaki sürenin ise durma süresi olarak eklenmesi gerektiğini belirtmiştir.12 Bu iki işlem yapılmadan zamanaşımının dolup dolmadığı söylenemez.

Zamanaşımı dolduğunda kural düşmedir. Daire, Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına dayanarak, zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini; yalnızca derhal beraat koşullarının bulunduğu hâllerde düşme kararı verilemeyeceğini kabul etmektedir.11

İftira suçu nasıl ispatlanır?

İspatın ağırlık merkezi maddi olayda değil, failin bilgisindedir: isnat edilen fiilin işlenmediği ve failin bunu bildiği ortaya konmalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler şunlardır:

  • 1) Mağdur hakkındaki soruşturma veya davanın nasıl sonuçlandığına bakılır; ancak delil yetersizliğine dayanan kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da beraat hükmü tek başına iftirayı ispatlamaz.4
  • 2) İsnadın somut bir dayanağı bulunup bulunmadığı araştırılır; iddia bir takım maddi vakıalara dayanıyorsa eylem şikâyet hakkının kullanılması sayılır, hiçbir delil ve emare gösterilmeden yapılan başvurular ise bu kapsamda değerlendirilemez.6
  • 3) İftira kastının varlığı, savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delille ortaya konmalıdır; aksi hâlde beraat kararı verilir.4
  • 4) İsnadın yöneltildiği kişinin belirlenebilir olup olmadığı saptanır; belirlenebiliyorsa nitelendirme suç uydurma değil iftiradır.2
  • 5) Yüklenen fiilin suç ya da idari yaptırım gerektiren bir fiil olup olmadığı incelenir; disiplin yaptırımını gerektiren fiiller de iftiranın konusunu oluşturabilir.1
  • 6) Kimlik bilgisi kullanılan dosyalarda, failin hakkında gerçekten bir suç soruşturması bulunup bulunmadığı araştırılır; bulunmuyorsa nitelendirme TCK m. 268 değil, m. 206 ya da Kabahatler Kanunu m. 40 yönünde değişir.8
  • 7) Etkin pişmanlık iddiası varsa, gerçeğin failin kendi beyanıyla mı yoksa kolluk ve UYAP kayıtları üzerinden yapılan tespitle mi ortaya çıktığı belirlenir; ikinci hâlde m. 269 koşulları oluşmaz.10
  • 8) Zamanaşımı bakımından mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarih dosyadan tespit edilir; bu tarih belirlenmeden süre hesaplanamaz.11

İlgili mevzuat

TCK m. 267 — İftira

Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 268 — Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

Madde 268- (1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 269 — Etkin pişmanlık

Madde 269- (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.

(3) Etkin pişmanlığın;

a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,

b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,

c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,

b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

indirilebilir.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/31 md.) Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 271 — Suç uydurma

Madde 271- (1) İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 128 — İddia ve savunma dokunulmazlığı

İddia ve savunma dokunulmazlığı

Madde 128- (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.İftiranın konusu suç olmak zorunda değildir; disiplin yaptırımı gerektiren fiil de yeterYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/21560 · K. 2024/9297 ·

    Dolandırıcılık soruşturmasında ifadesi alınan sanık, banka kartını bir tanıdığına verdiğini söyleyerek o kişi hakkında soruşturma açılmasına yol açmış, ATM görüntüleri ve banka işlemleri eylemi sanığın gerçekleştirdiğini gösterince o kişi hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti. Bölge Adliye Mahkemesi bunu savunma sayarak beraat kararında direnmişti. Daire, iftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiilin oluşturduğunu, bu fiilin suç oluşturmasının şart olmadığını ve disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerektiren fiillerin de iftiranın konusu olabileceğini belirtti; sanığın, başkası hakkında suç atfında bulunduğunda onun hakkında da soruşturma başlatılacağını öngörmesinin beklenmesi gerektiğini söyleyerek direnme kararını yerinde görmedi ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderdi.

    Sonuç: İftira için isnadın suç oluşturması gerekmez; disiplin veya idari yaptırım gerektiren bir fiil de yeterlidir. Daire bu görüşle direnmeyi yerinde görmeyip dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir; o dosyadaki son söz Kurulundur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.İsnat edilen kişi belirlenebiliyorsa suç uydurma değil iftira oluşurYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/24647 · K. 2025/398 ·

    Sanık, cep telefonunu pazar yerinde kaybettiğini ileri sürerek Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş, başvuru üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturma başlamıştı. Telefonun kimin adına alındığı anlaşılınca şikâyet edilen kişinin belirlenebilir olduğu ortaya çıktı. Daire, suç uydurma suçunun oluşabilmesi için işlenmediği bilinen bir suçun ihbar edilmesi ya da delillerinin uydurulması gerektiğini, uydurulan suçun isnat edildiği kişilerin belirlenebilir olması hâlinde ise iftira suçunun oluşacağını belirterek, suç vasfında yanılgıya düşülüp suç uydurma suçundan hüküm kurulmasını hukuka aykırı buldu. Daire ayrıca Tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi görüşüne katılmadı.

    Sonuç: Ortada belirlenebilir bir mağdur varsa fiil TCK m. 271 değil TCK m. 267 kapsamındadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Tek fiille iki kişiye iftirada zincirleme suç artırımı yapılırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/22197 · K. 2025/375 ·

    Sanık, iki kişi hakkında hırsızlık suçundan şikâyetçi olarak her ikisinin de suç isnadı altında kalmasına ve ifadelerinin alınmasına neden olmuştu; mahkeme iftira suçundan TCK m. 267/1, m. 269/1, m. 62 ve m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına hükmetmişti. Daire, tek eylemle birden fazla kişiye karşı iftira suçunun işlenmesi nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada artırım yapılması gerektiğini belirterek eksik ceza tayinini hukuka aykırı buldu. Daire ayrıca, bozmadan sonra verilen mahkûmiyet hükmünün zamanaşımını kestiğini saptayarak Tebliğnamedeki düşme yönündeki görüşe katılmadı.

    Sonuç: Aynı şikâyetle iki kişiye iftira edilmesi tek suç sayılır, ama ceza zincirleme suç hükümleriyle artırılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Mağdurun beraat etmiş olması, iftira kastını ispatlamazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2023/2027 · K. 2025/5572 ·

    Sanıklar hakkında, kamu görevlisi olan katılanı örgüt üyeliğiyle ihbar ederek gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına yol açtıkları iddiasıyla iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından dava açılmış, ilk derece mahkemesi TCK m. 267/1 ile m. 267/4 yollamasıyla m. 109/1 uyarınca mahkûmiyet kurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi bu hükümleri kaldırarak beraat kararı vermişti. Daire, ihbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin veya beraat hükmü kurulmasının iftira suçunun oluşması için yeterli olmadığını; sanıkların iddialarının bir takım maddi vakıalara dayanması ve iftira kastını gösterir kesin delil bulunmaması karşısında eylemin Anayasa m. 74'teki şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde bulunduğunu belirterek beraat hükümlerini onadı.

    Sonuç: Mağdurun aklanmış olması iftirayı ispatlamaz; ayrıca iftira kastının kesin delille ortaya konması gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.İspatlanamayan iddia iftira değil, Anayasal şikâyet hakkının kullanılmasıdırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/7441 · K. 2026/869 ·

    Sanığın, katılanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ve çalıştıkları kuruma dilekçe vererek soruşturma geçirmelerine sebep olduğu iddiasıyla açılan davada Bölge Adliye Mahkemesi beraat kararı vermişti. Daire, katılan ifadeleri, sanık savunmaları ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirerek sanığın ileri sürdüğü fakat sırf ispatlayamadığı iddiaların iftira suçuna vücut vermediğini, Anayasa m. 74'te düzenlenen şikâyet hakkı kapsamında kaldığını ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat kararında isabetsizlik görmedi; katılanlar vekilinin temyiz istemini esastan reddetti.

    Sonuç: Bir iddianın ispatlanamamış olması onu iftira yapmaz; aranan şey isnadın işlenmediğinin bilinmesidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Somut delil gösterilmeden yapılan ihbarlar şikâyet hakkı sayılmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/25238 · K. 2025/2337 ·

    Taraflar bir spor salonunda tanışmış, aralarında dosyaya yansıyan bir husumet bulunmuyordu. Sanık, değişik kamu kurumlarına kendi zanlarına göre somut hiçbir delil ve emare göstermeksizin suç ihbarı niteliğinde başvurular yapmış, bu başvurular üzerine katılan hakkında yürütülen idari ve adli soruşturmalar işlem yapılmasına yer olmadığı ve takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmıştı. Daire, bu başvuruların Anayasal dilekçe ve şikâyet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek suçun sübutuna ilişkin kabulü isabetli buldu ve mahkûmiyet hükmünü onadı.

    Sonuç: Hiçbir somut dayanağı olmayan seri ihbarlar dilekçe ve şikâyet hakkının değil, iftiranın alanına girer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Savunma hakkı savunmasına rağmen iftiradan mahkûmiyet onandıYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/5217 · K. 2025/6793 ·

    Sanık, yetkili makamlara şikâyette bulunarak mağdurların kendisine yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçlarını işledikleri yönünde isnatta bulunmuş, mahkeme TCK m. 267/1 ve m. 43/2-1 uyarınca mahkûmiyet kurmuştu. Sanık müdafii temyizde iftira kastıyla hareket edilmediğini, savunma hakkının kullanıldığını ileri sürdü. Daire, mağdurların aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanık ifadeleri ve olay tutanağı karşısında eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını, suç vasfı ve yaptırımların doğru belirlendiğini belirterek temyiz istemini reddetti ve hükmü onadı.

    Sonuç: Savunma hakkının kullanıldığı savunması, dosyadaki istikrarlı beyan ve tutanaklar karşısında mahkûmiyeti engellememiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.TCK m. 268'in sınırı: yalan beyan ve kabahatten nasıl ayrılırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/11698 · K. 2026/2903 ·

    Bir başkasının evinde yapılan aramada bulunan hükümlü, kolluğa abisinin kimlik belgesini ibraz etmiş, fotoğrafın kendisine benzememesi üzerine tekrar sorulduğunda gerçek kimliğini söylemişti; üst aramasında ele geçen madde nedeniyle hakkında TCK m. 191'den soruşturma başlatılmıştı. Daire, TCK m. 268'i iftira suçunun özel bir hâli olarak nitelendirdi ve sınırlarını çizdi: suç soruşturması yokken resmî belge düzenlenirken başkasının kimliğini kullanmak TCK m. 206'daki yalan beyan suçunu, soruşturma da resmî belge de söz konusu değilse kimlik bilgisi vermekten kaçınmak ya da gerçeğe aykırı beyan Kabahatler Kanunu m. 40'a aykırılığı oluşturur. Somut olayda eylemi m. 268 kapsamında görüp, adlî soruşturma başlamadan gerçeğin söylenmesi nedeniyle m. 269/1'in uygulanmamasını hukuka aykırı bularak kararı kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Kimliğini gizleyen kişinin hangi suçtan sorumlu olacağı, o sırada hakkında bir soruşturma bulunup bulunmadığına göre değişir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Başkasının kimliğini kullanma suçu seri muhakeme usulüne tabidirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/25812 · K. 2026/1405 ·

    Sanık, hakkında nitelikli hırsızlık suçundan yürütülen soruşturma sırasında kardeşinin kimlik bilgilerini kullanarak soruşturma işlemlerinin kardeşi hakkında yapılmasına sebebiyet vermiş, mahkeme TCK m. 268/1 yollamasıyla m. 267/1 ve m. 269/1 uyarınca hapis cezasına hükmetmişti. Daire, Anayasa Mahkemesinin seri muhakeme usulüne ilişkin iptal kararı ve yargılama konusu suçun bu usule tabi olması karşısında, CMK m. 250'deki usulün uygulanabilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesi gerektiğinin gözetilmemesini hukuka aykırı bularak hükmü bozdu.

    Sonuç: TCK m. 268 kapsamındaki dosyalarda mahkeme, seri muhakeme usulü için dosyayı savcılığa göndermek zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Gerçek kimliğin kayıtlardan tespiti etkin pişmanlık sayılmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/4369 · K. 2026/238 ·

    Sanık, hakkında yürütülen hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme soruşturmalarını engellemek için katılanın kimlik bilgilerini kullanmış; gerçek kimliği, kayıt sırasında UYAP'ın verdiği uyarı üzerine fotoğraf ile fiziki görünümün uyuşmadığının anlaşılmasıyla tespit edilmişti. Daire, koşulları oluşmadığı hâlde TCK m. 269/2'deki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanarak cezada indirim yapıldığını saptadı; aleyhe temyiz bulunmadığı için bunu bozma nedeni yapmadı. Daire ayrıca gerekçeli karar başlığında suç adının "iftira" yazılmasını düzeltilebilir yazım hatası saydı ve tekerrüre esas ilamı düzelterek hükmü onadı.

    Sonuç: Etkin pişmanlık indirimi için failin kendiliğinden dönmesi gerekir; gerçeğin kayıtlardan çıkması yetmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Zamanaşımı, mağdur hakkındaki takipsizlik kararının tarihinden başlarYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/14316 · K. 2026/2987 ·

    Sanık, aracında yakalanan uyuşturucu maddeyi katılanın aracına koyduğunu söyleyerek katılan hakkında soruşturma yapılmasına neden olmuştu; Bölge Adliye Mahkemesi zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiş, katılan vekili sürenin dolmadığını ileri sürerek temyiz etmişti. Daire, TCK m. 267/8'i iftira suçlarına özgü bir düzenleme olarak nitelendirdi ve katılan hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının tarihinin zamanaşımının başlangıcı sayılması gerektiğini belirtti; bu tarihten itibaren on iki yıllık olağanüstü sürenin gerçekleştiğini ve derhal beraat koşulları bulunmadığından düşme kararı verilmesinin doğru olduğunu saptayarak hükmü onadı.

    Sonuç: İftirada zamanaşımı isnadın yapıldığı günden değil, mağdurun aklandığı tarihten işlemeye başlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Zamanaşımı hesabında kesilme ve HAGB durma süresi birlikte gözetilirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/23612 · K. 2025/10417 ·

    Sanık, hakkındaki hırsızlık soruşturmasında ifadesi alındıktan sonra kolluk görevlisi olan katılanın kendisini yaraladığı yönünde gerçeğe aykırı iddiada bulunmuştu; hakkında iftira suçundan kurulan hükmün açıklanması geri bırakılmış, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi üzerine mahkeme zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermişti. Daire, TCK m. 66/1-e ve m. 67/4 uyarınca sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık olağanüstü sürelerin öngörüldüğünü; mahkûmiyet kararının zamanaşımını kestiğini ve sürenin o tarihten yeniden işlemeye başladığını; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile kasıtlı suçun işlendiği tarih arasındaki sürenin durma süresi olarak ekleneceğini belirterek düşme kararını onadı.

    Sonuç: Zamanaşımı hesaplanırken kesen işlemler ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bağlı durma süresi ayrı ayrı hesaba katılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Olağanüstü zamanaşımı dolduğunda kamu davası düşerYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/20486 · K. 2025/9885 ·

    Sanık, ödemediği bono icra takibine konulunca alacaklı hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şikâyetçi olmuş; dosya, TCK m. 267/2'deki artırımın uygulanma koşullarının bulunmadığı yönündeki Ceza Genel Kurulu bozmasından sonra m. 267/1 üzerinden mahkûmiyetle sonuçlanmıştı. Daire, eylem için TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan ve m. 67/4 uyarınca on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, olağanüstü sürenin suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğini saptayarak hükmü bozdu ve kamu davasının düşmesine karar verdi.

    Sonuç: İftirada olağan zamanaşımı sekiz, kesilme hâlinde olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

İftira suçunun cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin birinci fıkrasına göre iftira suçunun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Fiilin maddî eser ve delilleri uydurularak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Mağdur hakkında, gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza yine yarı oranında artırılır. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.

Şikâyette bulundum ama iddiamı ispatlayamadım; iftiradan yargılanır mıyım?

İspatlayamamak tek başına iftira değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre bir kişinin iddia ettiği fakat sırf ispatlayamadığı iddiaları iftira suçuna vücut vermez ve Anayasa'nın 74. maddesinde düzenlenen şikâyet hakkı kapsamında kalır. Daire ayrıca, ihbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin veya beraat hükmü kurulmasının iftira suçunun oluşması için yeterli olmadığını belirtmektedir. Aranan şey, isnat edilen fiilin işlenmediğinin bilinerek hareket edilmesidir.

İftira suçu şikâyete bağlı mı, şikâyetten vazgeçilebilir mi?

Hayır. Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi bu suç için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür ve vazgeçilecek bir şikâyet bulunmaz. Aynı şey, iftira hükümlerine yollama yapan 268. madde için de geçerlidir. Suç şikâyete bağlı olmadığı için Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki uzlaştırma yolu da işlemez.

İftira suçunda uzlaştırma var mı?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uzlaştırma kapsamına giren suçları iki yoldan belirler: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılan suçlar. İftira şikâyete bağlı değildir ve maddedeki sayımda da yer almaz. Bu nedenle dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.

İftira davasına hangi mahkeme bakar?

Kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanundaki cezanın üst sınırına bakılır; Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin birinci fıkrasında üst sınır dört yıldır ve bu, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalır. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olduğu hâl için kanun yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis öngördüğünden, on yıldan fazla hapsi gerektiren bu hâlde ağır ceza mahkemesi görevlidir.

İftira suçunda zamanaşımı ne zaman başlar?

Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin sekizinci fıkrası bu suça özgü bir kural koyar: dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bir dosyada, iftiraya uğrayan kişi hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının tarihini zamanaşımının başlangıcı olarak kabul etmiştir. Süreler genel hükümlerden gelir: olağan zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır.

İftiramdan vazgeçersem cezam ne kadar iner?

İndirim, dönmenin hangi aşamada gerçekleştiğine bağlıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 269. maddesine göre mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce dönülürse cezanın beşte dördü, kovuşturma başlamadan önce dönülürse dörtte üçü indirilir. Etkin pişmanlık mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşirse cezanın üçte ikisi, mahkûmiyetinden sonra gerçekleşirse yarısı, hükmolunan cezanın infazına başlanması hâlinde üçte biri indirilebilir. İlk iki hâlde indirim zorunlu, sonrakilerde mahkemenin takdirindedir.

Yakalandıktan sonra gerçeği söylersem etkin pişmanlıktan yararlanır mıyım?

Yararlanmak için gerçeği kendiliğinizden söylemiş olmanız gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın gerçek kimliğinin kayıtlar üzerinden yapılan bir karşılaştırmayla tespit edildiği bir dosyada, etkin pişmanlığın koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. Buna karşılık Daire, kolluğa başkasının kimliğini veren ancak kendisine sorulduğunda gerçek kimliğini beyan eden kişi bakımından, mağdur hakkında adlî soruşturma başlamadan gerçeğin söylenmesi nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.

Polise başkasının kimliğini vermek iftira sayılır mı?

Türk Ceza Kanunu'nun 268. maddesi, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişinin iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağını söyler; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bunu iftiranın özel bir hâli sayar. Ortada bir suç soruşturması yokken resmî belge düzenlenirken başkasının kimliğinin kullanılması ise resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur; ne soruşturma ne de resmî belge söz konusuysa fiil Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesi kapsamında değerlendirilir.

İftira ile suç uydurma arasındaki fark nedir?

Fark, ortada belirli bir mağdur bulunup bulunmamasındadır. Türk Ceza Kanunu'nun 271. maddesindeki suç uydurmada, işlenmediği bilinen bir olay ihbar edilir ya da delilleri uydurulur; cezası üç yıla kadar hapistir. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre uydurulan suçun isnat edildiği kişiler belirlenebilir hâle geldiğinde artık 267. maddedeki iftira suçu oluşur ve ceza aralığı bir yıldan dört yıla kadar hapse yükselir.

İftira nedeniyle biri tutuklanırsa ne olur?

Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin dördüncü fıkrası bu durum için ayrı bir sorumluluk kurar. Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş mağdur, bu fiil nedeniyle gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa, iftira eden ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. Gözaltı ve tutuklama dışındaki koruma tedbirleri bakımından ise üçüncü fıkra uyarınca ceza yarı oranında artırılır.

İftira suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?

İkisi de mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesine göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir ve bu hâlde beş yıllık denetim süresi işler. Hapis cezasının ertelenmesi için de Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesindeki iki yıllık sınır geçerlidir. İftirada temel cezanın alt sınırı bir yıl olduğundan, somut ceza uygulamada bu eşiklerin altında kalabilmektedir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp