İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257)

Yayın tarihi:

Görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranmasıyla değil, bu aykırılığın belirli bir sonuç doğurmasıyla suç hâline gelir. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesindeki icrai ve ihmali iki ayrı suçu, maddenin aradığı mağduriyet–kamu zararı–haksız menfaat şartını, 4483 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken soruşturma iznini ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bu konulardaki güncel ölçütlerini anlatır.

Kısaca

Görevi kötüye kullanma, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenmiştir ve yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Maddenin birinci fıkrası görevin gereklerine aykırı hareket etmeyi, ikinci fıkrası ise görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermeyi cezalandırır. Her iki fıkrada da suçun oluşması için aykırılığın kişilerin mağduriyetine ya da kamunun zararına yol açması veya kişilere haksız bir menfaat sağlaması gerekir. Kanun, aynı fiil başka bir maddede ayrıca suç olarak tanımlanmışsa bu maddenin uygulanmayacağını söyler. Suç şikâyete bağlı değildir; kamu görevlisi hakkında dava açılabilmesi kural olarak yetkili merciden soruşturma izni alınmasına bağlıdır.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 257 metninde soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olduğuna dair bir kayıt yoktur; soruşturma resen yürütülür. Ancak kamu görevlisi hakkında dava açılabilmesi ayrı bir koşula, 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmasına bağlıdır.

Dayanak: TCK m. 257/1, m. 257/2; 4483 sayılı Kanun m. 1

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. Kanun yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda altı aylık süre öngörür.

Dayanak: TCK m. 73/1

Uzlaştırma

Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı için CMK m. 253/1-a kapsamına girmez; CMK m. 253/1-b'de Türk Ceza Kanunu'ndan tek tek sayılan suçlar arasında da TCK m. 257 yer almaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. TCK m. 257 ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında sayılmamıştır ve cezanın üst sınırı iki yıldır; sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan işlere asliye ceza mahkemeleri bakar. Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklıdır: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 59 uyarınca, haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12; 1136 sayılı Kanun m. 59

Dava zamanaşımı

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl. TCK m. 257/1'de cezanın üst sınırı iki yıl, m. 257/2'de bir yıldır; beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda süre sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar ve olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur. Soruşturma veya kovuşturma izni alınması için beklenen süre boyunca zamanaşımı durur.

Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 66/4, m. 67/1, m. 67/4

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. TCK m. 257 her iki fıkrasında yaptırım olarak yalnız hapis cezası öngörür; adli para cezası suç tanımında seçenek olarak düzenlenmemiştir. Hükmedilen ceza kısa süreli hapis ise TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; TCK m. 52/3 uyarınca bu çevirmede adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmesi zorunludur.

Dayanak: TCK m. 257/1, m. 50/1-a, m. 52/3

HAGB ve erteleme

Kural olarak ikisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Erteleme için de sınır iki yıldır. Kararı savcı değil mahkeme verir ve gerekçesi somut ölçütlere dayanmak zorundadır. CMK m. 231/14 bir istisna koyar: kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaz.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8, m. 231/14; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 257 görevi kötüye kullanmayı nasıl tanımlıyor?

TCK m. 257 tek bir suç değil, iki ayrı suç düzenler. Birinci fıkra kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesini, ikinci fıkra ise görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesini cezalandırır. Maddenin üçüncü fıkrası 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır; bu nedenle 2012 öncesine ait kararlarda geçen "257/3" bugün yürürlükte olan bir hükme karşılık gelmez.

Her iki fıkra da üç ortak sınır taşır. 1) Fail kamu görevlisi olmalıdır. 2) Fiil, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında kalmalıdır. 3) Görev aykırılığı, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmalı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamalıdır. Bu üçüncü koşul maddenin çekirdeğidir ve rehberin ilerleyen bölümünde ayrıca ele alınmaktadır.

Suç yalnızca kasten işlenebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK m. 257/2'den söz edilebilmesi için kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/535)1 Aynı kararda, iş yükü, personel yetersizliği ve dosya dağılımındaki dengesizlik nedeniyle işlem yapılmasında gecikme yaşanan bir olayda sanığın kasıtlı hareket ettiğinden söz edilemeyeceği ve suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.1

Bunun pratik sonucu şudur: bir işlemin geciktiği veya yanlış yapıldığı tespit edilse bile, gecikmenin nedeni objektif imkânsızlık ya da kurumsal düzensizlikse ceza sorumluluğu doğmaz. Böyle bir durum disiplin hukukunun konusu olabilir; 4483 sayılı Kanun m. 2 de disiplin hükümlerinin saklı olduğunu ayrıca söyler.

TCK m. 257'ye göre kim kamu görevlisi sayılır, kim bu suçun faili olamaz?

Görevi kötüye kullanma bir özgü suçtur: yalnız kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Kamu görevlisinin kim olduğunu TCK m. 6/1-c belirler: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi. Tanım kadroya değil, yürütülen faaliyetin niteliğine bakar; bu nedenle memur olmayan kişiler de duruma göre kamu görevlisi sayılabilir.

Tanımın dışında kalan kişi bu suçun faili olamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bir sitenin yöneticisi hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davada, TCK m. 257/2'deki suçun ancak kamu görevlisi olan kişilerce işlenebileceğini, sanığın kamu görevlisi olmadığını ve mevzuatta kamu görevlisi gibi cezalandırılabileceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 5. CD, E. 2021/6515)2 Daire, icra müdürlüğünün müzekkerelerinin gereğini yerine getirmeme biçimindeki eylemin sübutu hâlinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesindeki "emre aykırı davranış" kabahatini oluşturacağını saptamıştır.2

Aynı ayrım sağlık alanında da karşımıza çıkar. Daire, özel sağlık kuruluşunda doktor olarak görev yapan bir şüpheli bakımından, önce soruşturma izni istenmesi ve sonucuna göre şüphelinin kamu görevlisi olmaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağı da gözetilerek hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve aksi yöndeki merci kararını kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2025/4533)3

Buna karşılık kamusal faaliyete katılan kişiler, klasik anlamda memur olmasalar da bu suçun faili olabilirler. Rehberde işlenen kararların bir kısmı avukatlar hakkındadır: avukatlar TCK m. 6/1-d uyarınca yargı görevi yapan kişiler arasında sayılmıştır. Avukatların bu suçtan yargılanması ayrı bir usule tabidir: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 58 uyarınca soruşturma Adalet Bakanlığının izniyle yapılır, m. 59 uyarınca da haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde görülür.

İcrai davranış (m. 257/1) ile ihmali davranış (m. 257/2) arasındaki fark nedir?

Ayrım, cezanın miktarını doğrudan değiştirdiği için pratikte en çok tartışılan konudur: birinci fıkrada ceza altı aydan iki yıla kadar, ikinci fıkrada üç aydan bir yıla kadar hapistir.

Ölçüt failin davranışının niteliğidir. Görevin gereklerine aykırı aktif bir hareket varsa m. 257/1, yapılması gereken işin yapılmaması veya geciktirilmesi söz konusuysa m. 257/2 uygulanır. Uygulamada zorluk, aynı olayda hem bir yapmama hem bir yapma bulunduğunda ortaya çıkar.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bir kararı bu noktayı gösterir. Avukat olan sanık, görevsizlik kararı verilen dosyanın süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmesini istememiş, böylece davanın açılmamış sayılmasına ve müvekkilinin mağduriyetine yol açmış; ayrıca müvekkiline davayı kazandığını, karşı tarafı icraya verdiğini söyleyerek onu oyalamıştır. Daire, bu şekilde sübut bulan eylemin bir bütün olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu, ihmali davranıştan hüküm kurulmasının suç vasfında hataya düşmek anlamına geldiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/6355)4

Vasıf tespiti yalnızca m. 257 içinde değil, başka suçlarla arasında da yapılır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, ilçe emniyet müdürü olarak görevli sanığın personel maaş sözleşmesinden doğan promosyon parasının bir kısmını farklı tarihlerde kendi şahsi menfaatine kullandığı olayda, güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmü inceleyerek eylemin TCK m. 257/1'deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağını belirlemiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/27038)5

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

TCK m. 257/1'e göre icrai davranışla görevi kötüye kullanmanın cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. TCK m. 257/2'ye göre ihmali davranışla görevi kötüye kullanmanın cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Madde adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.

Maddede nitelikli hâl yoktur; cezayı ağırlaştıran hükümler genel hükümlerden gelir. En sık uygulanan TCK m. 43'teki zincirleme suçtur: aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek cezaya hükmedilir, ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Maddenin birinci fıkrasına eklenen cümle uyarınca aynı hüküm mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da uygulanır. Rehberde işlenen kararların birçoğunda ceza bu hükümle birlikte belirlenmiştir.

Cezanın alt sınırının düşüklüğü nedeniyle uygulamada asıl belirleyici olan, cezanın nasıl bireyselleştirildiğidir. TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim, TCK m. 50 uyarınca kısa süreli hapsin adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilmesi, TCK m. 51 uyarınca erteleme ve CMK m. 231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması bu dosyalarda düzenli olarak gündeme gelir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesini TCK m. 52/3 ile CMK m. 232/6'ya aykırı bularak bozma sebebi saymaktadır. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/9707)6 Aynı kararda Daire, sanık lehine TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmasına rağmen bu kabulle çelişecek şekilde yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaate varılmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesini de hukuka aykırı bulmuştur.6

Daire, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme değerlendirmesinin somut ölçütlere dayanması gerektiğini ayrıca vurgulamaktadır: sanığın kişilik özellikleri, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenmeden, yalnızca "aynı nitelikte başka soruşturma ve kovuşturmaların bulunması" gerekçesiyle TCK m. 50 ve 51 ile CMK m. 231'in uygulanmasına yer olmadığına karar verilemez. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/9158)7

Mağduriyet, kamu zararı ve haksız menfaat: suçun objektif cezalandırma şartı

Görevi kötüye kullanma suçunda mevzuata aykırı davranmak tek başına yetmez. TCK m. 257 her iki fıkrasında da aykırılığın 1) kişilerin mağduriyetine neden olmasını, 2) kamunun zararına neden olmasını ya da 3) kişilere haksız bir menfaat sağlamasını arar. Bu üçünden hiçbiri gerçekleşmemişse suç oluşmaz.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu koşulu objektif cezalandırma şartı olarak adlandırmaktadır. Okul müdürü olarak görev yapan sanığın ilgili makamlardan onay almadan kurs açması bakımından Daire, bu davranışın mevzuata aykırı olduğunu kabul etmekle birlikte, objektif cezalandırma şartı olan kamu zararı, kişi mağduriyeti ya da kişilere haksız menfaat sağlama şartlarından biri gerçekleşmediği hâlde bu eylemin de mahkûmiyete esas alınmasını hukuka aykırı bulmuştur.6

Şartın gerçekleşip gerçekleşmediği kararda gösterilmek zorundadır. Daire, iştirak hâlinde işlenen bir olayda, eylemin TCK m. 38/1 delaletiyle m. 257/1'e azmettirme sayılabilmesi için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartlarından birinin de bulunması gerektiğini; bu koşulun oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun ve buna dair delillerin nelerden ibaret olduğunun denetime imkân verecek biçimde karar yerinde tartışılması gerektiğini belirterek yetersiz gerekçeli hükmü bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/11061)8

Mağduriyet kavramı yalnız parasal zararla sınırlı değildir. Daire, bir avukatın müvekkillerinin edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşme ve teminat senedinin aslını taleplerine rağmen teslim etmemesi biçimindeki eylemin katılanların mağduriyetine neden olduğunu ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu kabul ederek beraat hükmünü bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/2674)9 Burada mağduriyeti doğuran şey, katılanların hakkını arayacakları belgeye ulaşamamalarıdır.

Buna karşılık aynı olayda birden fazla şart birlikte gerçekleşebilir. Bir başka kararda Daire, pasaport kontrolüyle görevli polis memurunun vize işlemi eksik turistleri vize bankolarına yönlendirmeyip tahsil etmekle görevli olmadığı paraları alarak mal edinmesini, hem kamu zararına sebebiyet verme hem de haksız menfaat sağlayarak kişilerin mağduriyetine neden olma olarak nitelendirmiştir. (Yargıtay 5. CD, E. 2022/625)10

"Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında" ne anlama geliyor?

TCK m. 257'nin her iki fıkrası da bu kayıtla başlar. Anlamı şudur: görevi kötüye kullanma genel bir hükümdür ve fiil kanunda ayrıca ve özel olarak suç sayılmışsa o özel hüküm uygulanır. Zimmet (TCK m. 247), irtikâp (TCK m. 250), rüşvet (TCK m. 252) ve kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği (TCK m. 204/2) bu özel hükümlerin başlıcalarıdır.

Sınırın nereden geçtiği çoğu zaman görevin kapsamına bakılarak belirlenir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, irtikâp ile görevi kötüye kullanmayı ayırırken görevin kötüye kullanılması ile sıfatın kötüye kullanılması arasında ayrım yapmaktadır: görevin kötüye kullanılmasında kamu görevlisinin konu, yer ve zaman bakımından görevli olması gerekir; sıfatın kötüye kullanılmasında ise kamu görevlisi, görevi kapsamına girmeyen bir hususta hukuka aykırı davranmakta, genel olarak kamu görevlisi sıfatını kötüye kullanmaktadır.10

Daire, TCK m. 250/3'teki hatadan yararlanmak suretiyle irtikâp suçunun ancak görevle bağlantılı olarak işlenebileceğini, sadece sıfatın kötüye kullanılması suretiyle işlenemeyeceğini belirtmiştir.10 Somut olayda tahsile yetkili olmayan polis memurunun turistlerden para alması irtikâp değil, zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma sayılmış ve irtikâptan kurulan hüküm bozulmuştur.10

Aynı mantık zimmet yönünden de işler. TCK m. 247/1 zimmeti, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçirmesi olarak tanımlar. Malın faile bu şekilde bırakılmış olması — yasal tevdi unsuru — gerçekleşmemişse zimmet oluşmaz; eylem duruma göre görevi kötüye kullanmayı ya da başka bir suçu oluşturur.

Bu içtima kuralı, dosyanın hangi mahkemede görüleceğini ve hangi zamanaşımı süresine tabi olacağını da değiştirdiği için yalnızca teorik bir konu değildir.

Soruşturma izni: 4483 sayılı Kanun bu suçta nasıl işliyor?

Kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda kural, doğrudan dava açılması değildir. 4483 sayılı Kanun m. 1, bu kişilerin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirlemeyi ve izlenecek usulü düzenlemeyi amaç edinir. Kanun m. 2, genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında uygulanacağını söyler.

İzin vermeye yetkili merci göreve göre değişir (4483 sayılı Kanun m. 3): ilçede görevli kamu görevlileri için kaymakam, ilde ve merkez ilçede görevli olanlar ile kaymakamlar için vali, büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları ile belediye meclisi üyeleri için İçişleri Bakanı, köy ve mahalle muhtarları için ilçelerde kaymakam ve merkez ilçede validir. Yetkili merciin belirlenmesinde kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır; ast ile üstün aynı fiile iştiraki hâlinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir.

İzin kararına itiraz edilebilir (4483 sayılı Kanun m. 9). İzin verilmesine karşı hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi, verilmemesine karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür; itirazı kural olarak yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi, kanunda sayılan bazı üst düzey görevliler bakımından ise Danıştay İkinci Dairesi inceler. İtirazlar en geç üç ay içinde karara bağlanır ve verilen kararlar kesindir.

İznin bulunmaması dava açılmasına engeldir ve mahkemenin buna resen bakması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan sanığın eylemlerinin bir kısmı bakımından yetkili merciden alınmış soruşturma izni bulunmadığını saptayarak bu eylemler açısından kovuşturma şartının gerçekleşmediğini kabul etmiştir. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/4786)11 Şartın henüz gerçekleşmediği anlaşıldığında ne yapılacağını CMK m. 223/8 söyler: mahkeme davayı düşürmez, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verir; bu karara itiraz edilebilir.

İzin verildiğinin sadece yazışmalarda belirtilmiş olması da yetmez. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, resmî belgeyi yok etme suçundan yargılanan bir kamu görevlisi bakımından, evrakta iznin verildiği yönünde belirleme bulunmasına rağmen dosyada iznin aslının veya onaylı örneğinin bulunmadığı bir olayda, bu durumun kovuşturma şartı olduğu gözetilerek iznin bulunup bulunmadığının araştırılması ve dosya kapsamına alınması gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/31087)12

İzin sürecinin zamanaşımına etkisi vardır. TCK m. 67/1, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına bağlı olduğu hâllerde dava zamanaşımının duracağını söyler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hâkim ve savcılar hakkında yürütülen bir dosyada soruşturma izninin teklif edildiği tarih ile verildiği tarih ve kovuşturma izninin verildiği tarihler arasındaki toplam 3 yıl 2 ay 25 günlük sürenin zamanaşımını durdurduğunu hesaplamıştır. (Yargıtay CGK, E. 2024/579)13 Aynı kararda Kurul, TCK m. 257/1'deki suçun yaptırımının 6 aydan 2 yıla kadar hapis olması karşısında asli dava zamanaşımının sekiz yıl olduğunu açıkça belirtmiştir.13 Yargıtay 5. Ceza Dairesi de aynı suç bakımından süreleri sekiz yıllık asli ve on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımı olarak anmakta, durma sürelerini bu hesaba eklemektedir.11

4483 sayılı Kanun m. 2, üç istisnayı da ayrıca sayar: görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri saklıdır, ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli genel hükümlere tabidir ve disiplin hükümleri saklıdır.

Görevi kötüye kullanma suçu nasıl ispatlanır?

İspat üç ayrı halkadan oluşur: failin kamu görevlisi olduğu, görevinin gereklerinin ne olduğu ve bunlara aykırı davranıldığı, son olarak bu aykırılığın maddede sayılan üç sonuçtan birini doğurduğu. Yargıtay kararlarından çıkan somut ölçütler şunlardır:

  • 1) Failin TCK m. 6/1-c anlamında kamu görevlisi olup olmadığı önce belirlenir; kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamaz ve mevzuatta kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına dair bir hüküm yoksa eylem başka bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilir.2
  • 2) Görevin konu, yer ve zaman bakımından kapsamı saptanır; fail ilgili işte görevli değilse görevin değil sıfatın kötüye kullanılması söz konusu olur ve nitelendirme buna göre değişir.10
  • 3) Objektif cezalandırma şartlarından hangisinin gerçekleştiği, ne şekilde gerçekleştiği ve buna dair delillerin nelerden ibaret olduğu, denetime imkân verecek biçimde karar yerinde tartışılır.8
  • 4) Şartlardan hiçbiri gerçekleşmemişse, davranış mevzuata aykırı olsa dahi o eylem mahkûmiyete esas alınamaz.6
  • 5) Kastın varlığı ayrıca araştırılır; iş yükü, personel yetersizliği ve dosya dağılımı gibi objektif etkenlerden kaynaklanan gecikmelerde kasıtlı hareket edildiğinden söz edilemez.1
  • 6) Aynı olayda hem yapmama hem yapma varsa eylem bir bütün olarak nitelendirilir; oyalamaya yönelik aktif beyanlar fiili icrai davranış alanına taşıyabilir.4
  • 7) Fiilin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan bir hâle girip girmediği denetlenir; irtikâpta failin o işte görevli olup olmadığı, zimmette ise malın görevi nedeniyle zilyedliğinin faile devredilmiş olup olmadığı (TCK m. 247/1) gibi unsurlar bu ayrımı belirler.10
  • 8) Kovuşturma şartı olarak soruşturma izninin dosyada bulunup bulunmadığı resen incelenir; izin yoksa kovuşturma şartı gerçekleşmemiştir ve CMK m. 223/8 uyarınca durma kararı verilir, izin verildiği söyleniyor ancak aslı dosyada yoksa araştırılıp dosyaya alınır.1112
  • 9) Dava zamanaşımı her aşamada resen gözetilir; izin süreleri boyunca duran süre hesaba katılarak sekiz yıllık asli ve on iki yıllık olağanüstü zamanaşımının dolup dolmadığı belirlenir.13115

İlgili mevzuat

TCK m. 257 — Görevi kötüye kullanma

Görevi kötüye kullanma

Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 6 — Tanımlar

Tanımlar

Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;

a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,

b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,

c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,

d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,

e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,

f) Silah deyiminden;

1. Ateşli silahlar,

2. Patlayıcı maddeler,

3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,

4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,

5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,

g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,

h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,

i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,

j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi,

anlaşılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4483 sayılı Kanun m. 2 — Kapsam

Kapsam

Madde 2 – Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.

Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır.

Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir.

Disiplin hükümleri saklıdır.

(Ek: 2/1/2003-4778/33 md.) 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

Kaynak: Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun (4483)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4483 sayılı Kanun m. 3 — İzin vermeye yetkili merciler

İzin vermeye yetkili merciler

Madde 3 – Soruşturma izni yetkisi

a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam,

b) (Değişik:6/12/2019-7196/51 md.) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kaymakamlar hakkında vali,

c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görev yaptıkları ilin valisi,

d) Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlar ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan diğer memur ve kamu görevlileri hakkında o kuruluşun en üst idari amiri,

e) (Değişik:6/12/2019-7196/51 md.) (b) ve (c) bentlerindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanı veya ilgili bakan,

f) Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,

g) (Değişik: 2/7/2018-KHK-703/196 md.) Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı,

h) Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı,

i) İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında kaymakam, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında bulundukları ilin valisi,

j) Köy ve mahalle muhtarları ile bu Kanun kapsamına giren diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilçelerde kaymakam, merkez ilçede vali,

Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır.

Yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır.

Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir.

Kaynak: Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun (4483)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4483 sayılı Kanun m. 9 — İtiraz

İtiraz

Madde 9 – Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.

Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.

İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar.

İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.

Kaynak: Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun (4483)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.İhmali davranışla görevi kötüye kullanma yalnız kasten işlenebilirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/535 · K. 2025/59 ·

    Askerî savcılıkta görev yapan sanığın 36 dosyayı dört ay ile üç yılı aşan sürelerde bekletmesi adli teftişle tespit edilmiş ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Daire mahkûmiyet kurmuştu. Ceza Genel Kurulu, TCK m. 257/2'de kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesinin arandığını belirtti; dosyaların kapsamı, personelin başka işlerde görevlendirilmesi, kararların bizzat sanık tarafından yazılması ve dosyaların çoğunun sanığa tevzi edilmesi karşısında gecikmede kasıtlı hareket edildiğinden söz edilemeyeceğini saptayarak yalnızca kasten işlenebilen suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat gerektiğine hükmetti.

    Sonuç: İş yükünden doğan gecikme ceza sorumluluğu doğurmaz; ihmali görevi kötüye kullanmada kast ayrıca ispatlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2021/6515 · K. 2025/4971 ·

    Site yöneticisi olan sanık, icra müdürlüğünün kat maliklerinin isimlerini bildirmesi için gönderdiği müzekkerelerin gereğini yerine getirmemekle suçlanmıştı. Daire, TCK m. 257/2'deki suçun ancak kamu görevlisi olan kişilerce işlenebileceğini, sanığın kamu görevlisi olmadığını ve mevzuatta kamu görevlisi gibi cezalandırılabileceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığını belirtti. Eylemin sübutu hâlinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesindeki emre aykırı davranış kabahatini oluşturacağını saptadı ve idari para cezası bakımından zamanaşımının dolduğunu tespit etti.

    Sonuç: Fail kamu görevlisi değilse TCK m. 257 hiç uygulanmaz; eylem olsa olsa başka bir hukuka aykırılıktır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Özel sağlık kuruluşunda çalışan hekim bakımından failin sıfatı ayrıca değerlendirilirYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2025/4533 · K. 2025/9130 ·

    Özel bir hastanenin acil servisinde muayene edilip taburcu edilen kişinin aynı gün vefat etmesi üzerine yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, itiraz da reddedilmişti. Daire, 3359 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesi uyarınca özel sağlık kuruluşunda görev yapan hekim hakkında 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını hatırlattı; soruşturma izni istenmesi ve sonucuna göre şüphelinin kamu görevlisi olmaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağı da gözetilerek hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek merci kararını kanun yararına bozdu.

    Sonuç: İzin usulüne tabi olmak kamu görevlisi olmakla aynı şey değildir; failin sıfatı izin sonucuna göre ayrıca tartışılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Oyalamaya yönelik aktif beyanlar eylemi icrai davranış alanına taşırYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/6355 · K. 2026/2242 ·

    Avukat olan sanık, görevsizlik kararı verilen dosyanın süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmesini istemeyerek davanın açılmamış sayılmasına ve müvekkilinin mağduriyetine yol açmış, ayrıca davayı kazandığını ve karşı tarafı icraya verdiğini söyleyerek müvekkilini oyalamıştı. Bölge Adliye Mahkemesi eylemi ihmali davranışla görevi kötüye kullanma saymıştı. Daire, sübut bulan eylemin bir bütün olarak TCK m. 257/1'deki icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu, suç vasfında hataya düşüldüğünü belirterek hükmü bozdu; ayrıca adli para cezasına esas tam gün sayısının gösterilmemesini ve hak yoksunluğu süresinin hatalı belirlenmesini de hukuka aykırı buldu.

    Sonuç: Bir yapmama ile bir yapma aynı olayda birleşiyorsa nitelendirme bütün üzerinden yapılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Promosyon parasının şahsi menfaate kullanılması görevi kötüye kullanmadırYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/27038 · K. 2025/15537 ·

    İlçe emniyet müdürü olarak görevli sanık, personel maaşları için yapılan sözleşmeden doğan promosyon parasının bir kısmını farklı tarihlerde birden fazla kez kendi şahsi menfaatine kullanmakla suçlanmış ve güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm edilmişti. Daire, isnat edilen eylemin TCK m. 257/1'deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağını belirledi; bu nitelendirme üzerinden yaptığı incelemede TCK m. 66/1-e ve m. 67/4'te öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğini saptayarak hükmü bozdu ve kamu davasının düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Vasıf tespiti zamanaşımı süresini de değiştirir; yanlış maddeden kurulan hüküm zamanaşımı hesabını da yanlışlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Objektif cezalandırma şartı gerçekleşmemişse o eylem mahkûmiyete esas alınamazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/9707 · K. 2026/4191 ·

    Okul müdürü olan sanık hakkında ihaleye tabi alımların kısımlara bölünmesi ve onay almadan kurs açılması eylemlerinden mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, kurs açma eylemi bakımından davranışın mevzuata aykırı olduğunu kabul etmekle birlikte, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin objektif cezalandırma şartı olan kamu zararı, kişi mağduriyeti ya da kişilere haksız menfaat sağlama şartlarından biri gerçekleşmediği hâlde bu eylemin de mahkûmiyete esas alınmasını hukuka aykırı buldu. Ayrıca TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmasına rağmen bununla çelişecek gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesini de bozma sebebi saydı.

    Sonuç: Mevzuata aykırılık suç değildir; maddedeki üç sonuçtan biri gerçekleşmedikçe ceza verilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.HAGB ve erteleme somut ölçütler irdelenmeden reddedilemezYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/9158 · K. 2025/5171 ·

    İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan altı ay hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkında, aynı nitelikte başka soruşturma ve kovuşturmaların bulunması ile hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olması gerekçesiyle TCK m. 50 ve 51 ile CMK m. 231'in uygulanmasına yer olmadığına karar verilmişti. Daire, suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydı ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmayan sanığın kişilik özellikleri, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, pişmanlığı ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda kanaate varılması gerektiğini belirterek hükmü bozdu.

    Sonuç: Kalıp gerekçeyle HAGB ve erteleme kapatılamaz; değerlendirme sanığa özgü olmak zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Azmettirmede de objektif cezalandırma şartı gerekçede tartışılmalıdırYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/11061 · K. 2025/13606 ·

    Sanık, nüfus müdürlüğünde görevli kişiye başvurarak kardeşine ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafın çıkarılıp kendi fotoğrafının yapıştırılmasını istemiş, eylemi icrai davranışla görevi kötüye kullanmaya azmettirme sayılarak mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, TCK m. 38/1 delaletiyle m. 257/1'e azmettirmeden söz edilebilmesi için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartlarından birinin de bulunması gerektiğini; bu koşulun oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun ve delillerin nelerden ibaret olduğunun denetime imkân verecek biçimde karar yerinde tartışılması gerektiğini belirterek yetersiz gerekçeli hükmü bozdu.

    Sonuç: Şeriklerin sorumluluğu da aynı objektif şarta bağlıdır ve gerekçede gösterilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Mağduriyet parasal zararla sınırlı değildirYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/2674 · K. 2025/1946 ·

    Avukat olan sanık, ofisinde hazırlayıp taraflara imzalattığı işletme devir sözleşmesi ile teminat senedinin aslını, katılanların edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen taleplerine karşın teslim etmemişti. İlk derece mahkemesi beraat kararı vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, katılanların aşamalarda değişmeyen beyanları ile yaşları ve sağlık durumlarını da dikkate alarak olayın katılanların anlatımlarındaki gibi geliştiğini kabul etti; sanığın katılanların mağduriyetine neden olduğunu ve eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirterek mahkûmiyet gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu.

    Sonuç: Hakkını arayacağı belgeye ulaşamamak da maddenin aradığı anlamda mağduriyettir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Görevin kötüye kullanılması ile sıfatın kötüye kullanılması ayrımıYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2022/625 · K. 2025/442 ·

    Havalimanında pasaport kontrolüyle görevli polis memuru olan sanık, turistlerin vize ücreti olarak pasaportlar arasına koyduğu paraları almakla suçlanmış ve hatadan yararlanmak suretiyle zincirleme irtikâp suçundan cezalandırılmıştı. Daire, görevin kötüye kullanılmasında kamu görevlisinin konu, yer ve zaman bakımından görevli olması gerektiğini, sıfatın kötüye kullanılmasında ise görev kapsamına girmeyen bir hususta hukuka aykırı davranıldığını açıkladı; TCK m. 250/3'teki suçun ancak görevle bağlantılı işlenebileceğini, sadece sıfatın kötüye kullanılmasıyla işlenemeyeceğini belirtti. Vize işlemi eksik turistleri bankolara yönlendirmeyip tahsile yetkili olmadığı paraları almanın kamu zararına sebebiyet verme ve haksız menfaat sağlayarak mağduriyete neden olma biçiminde TCK m. 257/1'i oluşturacağını saptayarak hükmü bozdu.

    Sonuç: Fail o işte görevli değilse özel suç değil, görevi kötüye kullanma gündeme gelir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Soruşturma izni yoksa kovuşturma şartı gerçekleşmezYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/4786 · K. 2025/7564 ·

    İlk derece mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak sanık zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm edilmişti. Daire, sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinden bir kısmı bakımından 4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili merciden alınmış soruşturma izni bulunmadığını, bu eylemler açısından kovuşturma şartının gerçekleşmediğini saptadı. İnceleme, TCK m. 257/1'deki suçun cezasının üst sınırı itibarıyla TCK m. 66/1-e ve m. 67/4'te belirtilen sekiz yıllık asli ve on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımı süreleri üzerinden yapıldı; son suç tarihi ile inceleme günü arasında, izinle ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi ilaveli sürenin dolduğu belirlenerek hüküm bozuldu ve kamu davasının düşmesine karar verildi.

    Sonuç: İzin alınmamış eylem bakımından kovuşturma şartı yoktur; zamanaşımı hesabında durma süreleri eklenerek sekiz ve on iki yıllık süreler ölçülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.İznin verildiğinin yazılması yetmez, aslı dosyada bulunmalıdırYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/31087 · K. 2025/16566 ·

    Çok sayıda kamu görevlisi hakkında dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal ve resmî belgeyi yok etme suçlarından açılan davada, evrakta soruşturma izninin verildiği yönünde belirleme bulunmasına rağmen dosyada iznin aslı veya onaylı örneği yer almıyordu. Daire, kamu görevlisi hakkında yargılama yapılabilmesi için 4483 sayılı Kanun uyarınca izin alınması gerektiğini, bunun kovuşturma şartı olduğunu gözeterek iznin bulunup bulunmadığının araştırılması ve dosya kapsamına alınması gerektiğine hükmetti; ayrıca görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçları bakımından TCK m. 66/1-e ve m. 67/4'teki olağanüstü zamanaşımının gerçekleştiğini saptayarak bu suçlardan davaların düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Kovuşturma şartının varlığı belgeyle kanıtlanır; kayıtta görünmesi yeterli sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.İzin süreleri zamanaşımını durdurur; asli süre sekiz yıldırYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/579 · K. 2025/60 ·

    Hâkim ve savcılar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen dosyada Özel Daire, ilk derece mahkemesi sıfatıyla dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermişti. Ceza Genel Kurulu, TCK m. 257/1'deki yaptırımın 6 aydan 2 yıla kadar hapis olması karşısında asli dava zamanaşımının TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıl olduğunu belirtti; TCK m. 67/1 uyarınca izin veya karar alınması için yetkili mercie başvurulduğu tarihte zamanaşımının duracağını, iznin alındığı tarihte kaldığı yerden işlemeye devam edeceğini açıkladı. Somut olayda soruşturma ve kovuşturma izni süreçlerinin zamanaşımını toplam 3 yıl 2 ay 25 gün durdurduğunu hesaplayarak düşme hükümlerini onadı.

    Sonuç: Zamanaşımı hesabı izin süreçlerinden bağımsız yapılamaz; duran süre eklenerek hesaplanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinin birinci fıkrasına göre görevinin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkraya göre görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösteren kamu görevlisi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası alır. Madde adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez; ancak hükmedilen ceza kısa süreli hapis ise TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.

Her mevzuata aykırı işlem görevi kötüye kullanma sayılır mı?

Hayır. TCK m. 257 aykırılığın kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmasını ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamasını arar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu koşulu objektif cezalandırma şartı olarak adlandırmakta ve şartlardan hiçbiri gerçekleşmemişse davranış mevzuata aykırı olsa dahi o eylemin mahkûmiyete esas alınamayacağını belirtmektedir. Böyle bir durum disiplin hukukunun konusu olabilir; 4483 sayılı Kanun m. 2 disiplin hükümlerinin saklı olduğunu ayrıca söyler.

Kamu görevlisi olmayan biri bu suçtan yargılanabilir mi?

Hayır. Görevi kötüye kullanma özgü bir suçtur ve yalnız kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Kamu görevlisinin kim olduğunu TCK m. 6/1-c belirler: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, kamu görevlisi olmayan bir site yöneticisi hakkında bu suçtan hüküm kurulamayacağını, mevzuatta kamu görevlisi gibi cezalandırılabileceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığını belirtmiştir.

İcrai ile ihmali görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?

Fark davranışın niteliğindedir. Görevin gereklerine aykırı aktif bir hareket varsa TCK m. 257/1, yapılması gereken işin yapılmaması veya geciktirilmesi söz konusuysa TCK m. 257/2 uygulanır. Ceza miktarı da buna göre değişir. Aynı olayda hem bir yapmama hem bir yapma bulunduğunda Yargıtay 5. Ceza Dairesi eylemi bir bütün olarak nitelendirmekte; oyalamaya yönelik aktif beyanların fiili icrai davranış alanına taşıyabileceğini kabul etmektedir.

Zimmet veya rüşvet varsa yine görevi kötüye kullanmadan mı ceza verilir?

Hayır. TCK m. 257 her iki fıkrasında da kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâlleri kapsam dışı bırakır. Fiil zimmet, irtikâp, rüşvet ya da kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği gibi özel bir suçu oluşturuyorsa o hüküm uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu sınırı çizerken görevin kötüye kullanılması ile sıfatın kötüye kullanılması arasında ayrım yapmakta; failin konu, yer ve zaman bakımından o işte görevli olup olmadığına bakmaktadır.

Bir memur hakkında doğrudan dava açılabilir mi?

Kural olarak hayır. 4483 sayılı Kanun m. 1, memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin alınmasını öngörür. İzin vermeye yetkili merci göreve göre değişir: ilçede görevli olanlar için kaymakam, ilde ve merkez ilçede görevli olanlar ile kaymakamlar için vali, büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları ile bu belediyelerin meclis üyeleri için İçişleri Bakanıdır. Belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri bakımından yetki, ilçelerde kaymakama, merkez ilçelerde valiye aittir. Yetkili mercinin belirlenmesinde kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır.

Soruşturma izni kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. 4483 sayılı Kanun m. 9 uyarınca izin verilmesine karşı hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi, verilmemesine karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür. İtirazı kural olarak yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi, kanunda sayılan bazı üst düzey görevliler bakımından ise Danıştay İkinci Dairesi inceler. İtirazlar en geç üç ay içinde karara bağlanır ve verilen kararlar kesindir.

İzin alınmadan dava açılmışsa ne olur?

Soruşturma izni bir kovuşturma şartıdır ve mahkemenin buna resen bakması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan sanığın izin alınmamış eylemleri bakımından kovuşturma şartının gerçekleşmediğini kabul etmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/8 uyarınca, kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şart henüz gerçekleşmemişse mahkeme davayı düşürmez; şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verir ve bu karara itiraz edilebilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi ise iznin verildiğinin evrakta yazılı olmasının yetmediğini, aslının veya onaylı örneğinin dosyada bulunması gerektiğini belirtmektedir.

Bu suçta uzlaştırma yoluna gidilebilir mi?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/1-a uzlaştırmayı soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için öngörür; görevi kötüye kullanma şikâyete bağlı değildir. Aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde Türk Ceza Kanunu'ndan tek tek sayılan suçlar arasında da TCK m. 257 yer almaz. Suç şikâyete bağlı olmadığı için şikâyetten vazgeçme de söz konusu olmaz; soruşturma resen yürütülür.

Görevi kötüye kullanma davasına hangi mahkeme bakar?

Kural olarak asliye ceza mahkemesi. TCK m. 257 ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmamıştır ve cezanın üst sınırı iki yıldır; 5235 sayılı Kanun m. 11 uyarınca sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan işlere asliye ceza mahkemeleri bakar. Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklıdır: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 59 uyarınca, haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Bu suçta dava zamanaşımı kaç yıldır?

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK m. 257/1'deki yaptırımın altı aydan iki yıla kadar hapis olması karşısında asli dava zamanaşımının TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıl olduğunu belirtmiştir. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar ve olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur. Ayrıca soruşturma veya kovuşturma izni beklenen süre boyunca TCK m. 67/1 uyarınca zamanaşımı durur ve duran süre hesaba eklenir.

Görevi kötüye kullanmadan mahkûm olan kişi hapse girer mi?

Zorunlu değildir. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Erteleme için de sınır iki yıldır. Kısa süreli hapis cezası ayrıca TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/14 bunun bir istisnasını koyar: kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu değerlendirmenin sanığa özgü somut ölçütlerle yapılmasını aramaktadır.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp