İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Görevi yaptırmamak için direnme suçu (TCK m. 265)

Yayın tarihi:

Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 265. maddesinin temel şeklini, yargı görevi yapan kişilere karşı işlenme, silahla işlenme ve birden fazla kişiyle işlenme hâllerini, direnme sırasında ortaya çıkan yaralanmanın kasten yaralama hükümleriyle hangi koşulda içtima ettiğini, dava zamanaşımını ve Yargıtay'ın aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmişse ceza iki yıldan dört yıla kadardır. Kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması veya suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi hâlinde ceza üçte bir, silahla ya da suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde yarı oranında artırılır. Cebir veya tehdit içermeyen pasif direnme bu suçu oluşturmaz. Direnme sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.

İlgili rehberler: Kasten yaralama suçu (TCK m. 86-87)

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 265 şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür.

Dayanak: TCK m. 265

Şikâyet süresi

Yok. TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi yalnız soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda işler; TCK m. 265 bu suçlardan değildir.

Dayanak: TCK m. 73/1, m. 265

Uzlaştırma

Yetişkin şüpheli bakımından hayır: CMK m. 253/1-b Türk Ceza Kanunu'ndaki uzlaştırmaya tabi suçları tek tek sayar ve TCK m. 265 bu sayımda yoktur; suç şikâyete bağlı olmadığı için m. 253/1-a da uygulanmaz. Suça sürüklenen çocuklarda sonuç değişebilir: m. 253/1-c, mağduru gerçek kişi olan ve üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları çocuklar bakımından uzlaştırma kapsamına alır; m. 265/1'in üst sınırı tam üç yıldır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, kapsamın belirlenmesinde nitelikli hâllerin de hesaba katılacağını, m. 265/3 artırımıyla üst sınır dört yıla çıktığında uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmiştir.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, 253/1-b, 253/1-c

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 11 uyarınca sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan davalara asliye ceza mahkemesi bakar; m. 14 uyarınca görev, ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin cezanın üst sınırına göre belirlenir.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 14

Dava zamanaşımı

Temel şeklinde sekiz yıl, kesilme hâlinde en çok on iki yıl (TCK m. 66/1-e, m. 67/4). TCK m. 265/3 ile m. 265/4 birlikte uygulandığında üst sınır beş yılı aştığı için süre TCK m. 66/1-d uyarınca on beş yıla çıkar; TCK m. 66/3 nitelikli hâllerin bu hesapta gözetilmesini emreder.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, 66/1-e, m. 66/3, m. 67/4

Adli para cezası

Seçenek değil; TCK m. 265 yaptırım olarak yalnız hapis cezası öngörür. Hükmedilen ceza bir yıl veya daha az olduğunda kısa süreli hapis sayılır (TCK m. 49/2) ve TCK m. 50/1-a uyarınca adlî para cezasına çevrilebilir.

Dayanak: TCK m. 265, m. 49/2, m. 50/1-a

HAGB ve erteleme

İkisi de mümkündür. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu hâlde denetim süresi beş yıldır (m. 231/8). TCK m. 51/1 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir. TCK m. 265/1'in alt sınırı altı ay olduğundan somut ceza iki eşiğin de altında kalabilir.

Dayanak: CMK m. 231/5, 231/8; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 265 hangi fiilleri cezalandırıyor?

TCK m. 265/1 iki unsuru birlikte arar: 1) kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacı, 2) bu amaçla cebir veya tehdit kullanılması. Yargıtay 4. Ceza Dairesi maddeyi seçenek hareketli ve amaçlı bir suç tipi olarak niteler; suçun cebir veya tehdit biçimindeki icrai davranışlarla işlenebileceğini, bu tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin ise suçu oluşturmayacağını belirtir. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13230)1

Bunun pratik sonucu şudur: mahkeme mahkûmiyet kurarken cebir veya tehdidin ne şekilde gerçekleştiğini kanıtlara dayanarak açıklamak zorundadır. Aynı kararda Daire, yerel mahkemenin önceki bozmaya uymasına rağmen bu açıklamayı yapmadan hüküm kurmasını hukuka aykırı bulmuş ve hükmü bozmuştur.1 Görevliye söz söylemek, direnmek istediğini belirtmek veya işlemi ağırdan almak, cebir ya da tehdit boyutuna varmadıkça bu suçu oluşturmaz.

Suçun mağduru kamu görevlisidir. TCK m. 6/1-c kamu görevlisini, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tanımlar; tanım geniştir ve görevi geçici olarak yerine getirenleri de kapsar. Kamu görevlisinin o sırada görevini yapıyor olması gerekir: engellenen bir görev yoksa madde uygulanmaz.

Fiilin hangi görev sırasında işlendiğinin de bir önemi yoktur. Yargıtay kararlarına konu olan olaylar trafik denetiminden haciz işlemine, yakalama işleminden toplantı ve gösteri yürüyüşüne kadar uzanır; ortak nokta, görevlinin yürüttüğü kamusal faaliyetin cebir veya tehditle engellenmek istenmesidir.

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun cezası nedir?

TCK m. 265/1'e göre temel ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. Madde metni yaptırım olarak yalnız hapis cezası öngörür; adli para cezası bu suçta seçenek yaptırım değildir.

TCK m. 265/2 suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesini ayrı düzenler ve cezayı iki yıldan dört yıla kadar hapse çıkarır. Bu fıkra bağımsız bir ceza aralığıdır, temel cezaya yapılan bir artırım değildir.

TCK m. 265/3 iki hâl sayar: 1) kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması, 2) suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi. Bu hâllerde verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. TCK m. 265/4 ise suçun silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür.

m. 265/4'ün metni artırımı "yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza" üzerinden kurduğu için iki nitelikli hâl bir arada uygulanabilir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, elinde bıçakla ve bir başka sanıkla birlikte kolluk görevlilerinin görevini engelleyen sanık bakımından TCK m. 265/1, 265/3 ve 265/4'ün birlikte uygulanması gerektiğini, yalnız m. 265/1'e göre ceza belirlenmesini eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur. (Yargıtay 2. CD, E. 2024/10833)2

Bu artırımlar mahkemenin takdirine bırakılmış değildir. Koşulları dosyada sabitse uygulanmaları zorunludur; uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunması şartıyla bozma nedenidir.2

Direnme sırasında kamu görevlisi yaralanırsa ne olur?

TCK m. 265/5 içtima kuralı koyar; ancak bu kural koşulludur. Madde, kasten yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanmasını yalnız kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumuna bağlar. Direnme sırasında meydana gelen her yaralanma ayrı bir kasten yaralama mahkûmiyeti doğurmaz; basit yaralama, direnmenin cebir unsurunun içinde erir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu ayrımı somut bir olayda uygulamıştır. Kolluk görevlilerine direnirken karşı koymak maksadıyla yumruk savuran ve açık olan araç kapısına tekme atarak müştekinin elinin sıkışıp kırılmasına yol açan sanığın eylemini Daire, bir bütün olarak TCK m. 265'teki direnme suçu saymış; kırık nedeniyle m. 265/5 yoluyla TCK m. 86 ve m. 87'nin ilgili fıkralarının da uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Yerel mahkemenin bunun yerine taksirle yaralamadan hüküm kurmasını suç vasfında hata olarak nitelendirmiş ve direnme kararını yerinde bulmamış, nihai kararı vermek üzere dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/500)3

Buradan çıkan ölçüt açıktır: sorulacak soru yaralanmanın olup olmadığı değil, yaralanmanın TCK m. 87'deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerden birine varıp varmadığıdır. Kemik kırığı, duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz gibi sonuçlar bu kapsamdadır. Bu belirleme adli raporlara dayanır.

TCK m. 86/3-c, kasten yaralamanın kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi hâlinde cezanın şikâyet aranmaksızın yarı oranında artırılmasını öngörür. Direnme sırasında görevlinin yaralanması tipik olarak bu bendin kapsamına girer.

Silahla direnmede TCK m. 265/4 nasıl uygulanıyor?

TCK m. 265/4 cezayı yarı oranında artırır. Buradaki "silah" kavramı TCK m. 6/1-f'de tanımlanır ve ateşli silahlar ile patlayıcı maddelerle sınırlı değildir: saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler de silah sayılır.

Tanımın ne kadar geniş uygulandığını Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bir kararı gösterir: mağdurların üzerine at arabasını süren sanık bakımından Daire, at arabasının TCK m. 6 kapsamında silah niteliğinde olduğunu ve m. 265/4'teki artırımın uygulanması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/10738)4 Aracın günlük hayatta silah olarak görülmemesi sonucu değiştirmez; ölçüt, fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli olmasıdır.

Artırımın uygulanmaması bozma nedenidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanıkların inceleme dışı sanıklarla irade birliği içinde silahla direnme suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında haklarında m. 265/4'ün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesini eksik ceza tayini sayarak hükümleri bozmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2025/2680)5 Aynı kararda bu eksikliği temyiz eden merci Cumhuriyet savcısıdır; sanık lehine bozma yasağı nedeniyle artırımın sonradan uygulanabilmesi aleyhe temyiz bulunmasına bağlıdır.4

Fıkranın ikinci hâli, suçun var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesidir. Bu hâlde failin örgüt üyesi olması şart değildir; kanun, örgütün yarattığı korkunun araç olarak kullanılmasını yeterli görür.

Birden fazla kişiyle işlenen direnmede ceza nasıl hesaplanıyor?

TCK m. 265/3'ün ikinci hâli, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir; bu durumda verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Artırımın dayanağı failin sayısıdır, mağdurun sayısı değildir.

Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi, birlikte hareket ettiği kabul edilen kişilerin gerçekten sorumlu tutulmasına bağlıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, birlikte yargılanan diğer suça sürüklenen çocukların bölge adliye mahkemesince direnme suçundan beraat etmeleri karşısında, kalan sanık hakkında hüküm kurulurken m. 265/3'ün uygulanamayacağına karar vermiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2026/3144)6 Diğer failler hakkında beraat kararı kesinleştiğinde "birden fazla kişi" koşulu ortadan kalkar.

Aynı olayda birden fazla görevliye karşı direnilmişse TCK m. 43/2 devreye girebilir: aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda m. 43/1 uygulanır ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bir kanun yararına bozma kararı bu hesabın sırasını göstermektedir: m. 265/1'e göre belirlenen ceza önce m. 265/3 uyarınca üçte bir oranında, sonra m. 43/2 delaletiyle m. 43/1 uyarınca dörtte bir oranında artırılmış, ardından m. 62/1 uyarınca altıda bir oranında indirim yapılmıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2025/7376)7

Aynı kararda Daire, indirim aşamasında fazla ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bulmuş ve CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan daha hafif cezaya hükmetmiştir.7 Artırım ve indirimlerin sırası ile aritmetiği, sonuç ceza üzerinde doğrudan etkilidir.

m. 265/3'ün bir başka sonucu suça sürüklenen çocuklarda görülür. CMK m. 253/1-c, mağduru gerçek kişi olan ve üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları çocuklar bakımından uzlaştırma kapsamına aldığından, m. 265/1 tek başına bu kapsama girer. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun 17.01.2019 tarihli kararına dayanarak kapsamın belirlenmesinde tüm nitelikli hâllerin dikkate alınması gerektiğini kabul etmiş; suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi nedeniyle m. 265/3 uyarınca yapılacak üçte bir artırım sonucu üst sınır dört yıla çıktığından, çocuk hakkında uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesini bozma nedeni saymıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2020/5576)8 Artırım gündeme gelmiyorsa sonuç terstir: aynı suç, üst sınırı üç yılı geçmediği için suça sürüklenen çocuk bakımından uzlaştırmaya tabidir.

TCK m. 265/2'deki "yargı görevi yapan kişiler" kimlerdir?

TCK m. 265/2 suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde cezayı iki yıldan dört yıla kadar hapse çıkarır. Bu kişilerin kimler olduğu tahmine bırakılmamıştır: TCK m. 6/1-d, yargı görevi yapan deyiminden yüksek mahkemeler ile adlî ve idarî mahkemelerin üye ve hâkimlerini, Cumhuriyet savcısını ve avukatları anlar.

Tanım kapalı bir listedir. Avukat bu listede yer alır; buna karşılık noter, bilirkişi, tanık veya adliyede görevli diğer personel m. 6/1-d kapsamında değildir. Onlara karşı işlenen direnme, kamu görevlisi olmaları koşuluyla m. 265/1'in temel şekli kapsamında kalır.

Fıkranın uygulanması için failin, mağdurun yargı görevi yapan sıfatını bilmesi ve engellenen faaliyetin bu göreve ilişkin olması gerekir. Duruşma salonunda hâkimin işlemini cebirle engellemeye çalışmak fıkranın tipik örneğidir.

Görevi yaptırmamak için direnme suçu nasıl ispatlanır?

İspatın merkezinde tek bir soru vardır: cebir veya tehdit ne şekilde gerçekleşmiştir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu unsurun kanıtlara dayalı olarak açıklanmadan kurulan mahkûmiyeti hukuka aykırı bulmakta ve pasif direnme fiillerinin suçu oluşturmayacağını vurgulamaktadır.1 Gerekçede yer alması gereken şey failin tavrına ilişkin genel bir niteleme değil, somut hareketin kendisidir.

Uygulamada delil olarak olay ve yakalama tutanakları, görevlilerin ve tanıkların aşamalardaki beyanları ile adli raporlar kullanılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bir başka dosyada, sanıkların savunmaları, şikâyetçi anlatımları, olay ve haciz tutanakları ile adli rapor içeriklerini birlikte değerlendirerek mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görmemiş ve hükümleri onamıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2022/6553)9

Delillerin birbiriyle uyumlu olması aranır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mağdurların beyanları ile adli muayene raporlarının örtüştüğü bir dosyada mahkûmiyeti yerinde bulmuş; aynı kararda sanığın engel sabıka kaydı ve kişiliği nedeniyle hakkında TCK m. 50, m. 51 ve CMK m. 231'in uygulanmamasına ilişkin gerekçeyi de denetleyerek yerinde görmüştür.4 Bu son nokta, cezanın adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması taleplerinin gerekçelendirilerek reddedilebileceğini gösterir.

Suçun manevi unsuru, görevin yapılmasını engelleme amacıdır. Failin başka bir saikle hareket ettiği durumlarda eylem başka bir suça vücut verebilir; bu nedenle amacın olay öncesi ve sonrası davranışlarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Görevi yaptırmamak için direnme suçunda dava zamanaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu süreleri açıkça belirlemiştir: görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından asli dava zamanaşımı süresi TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıl, m. 67/4 göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır. (Yargıtay CGK, E. 2024/3)10 Süre, TCK m. 66/6 uyarınca suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.

Zamanaşımını kesen nedenler TCK m. 67/2'de sayılıdır: şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar; birden fazla kesme nedeni varsa süre son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işler (m. 67/3) ve her hâlde kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar (m. 67/4).

Ceza Genel Kurulu bu kuralı somut olarak uygulamıştır: dava zamanaşımını kesen son işlemin mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten sonra kesen veya durduran başka bir sebep bulunmadığı dosyada, sekiz yıllık asli sürenin inceleme tarihinden önce dolduğunu saptayarak hükmün bozulmasına ve kamu davasının düşmesine karar vermiştir.10 Yargıtay 2. Ceza Dairesi de direnme, hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarının birlikte işlendiği bir dosyada, mahkûmiyet hükmünden inceleme tarihine kadar sekiz yıllık asli sürenin geçtiğini belirleyerek aynı sonuca varmıştır. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/1330)11

Nitelikli hâller bu hesabı değiştirir. TCK m. 66/3 uyarınca zamanaşımı süresi belirlenirken dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, m. 265/3 ve m. 265/4'te düzenlenen "birden fazla kişi ile birlikte ve silahla işlenmesi" hâlinin nitelikli hâl olması nedeniyle m. 66/3 uyarınca zamanaşımı hesabında dikkate alınacağını belirterek sürenin dolmadığını tespit etmiştir.4 Aynı Daire başka bir dosyada eylemin m. 265/1, 3 ve 4 kapsamında bulunması nedeniyle sürenin dolmadığını, buna karşılık yalnız m. 265/1 ve 3 kapsamında kalan diğer sanık bakımından on iki yıllık olağanüstü sürenin suçun işlendiği tarihten itibaren dolduğunu saptayarak o hüküm yönünden davanın düşmesine karar vermiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2022/13857)12

Suça sürüklenen çocuklarda süreler kısalır. TCK m. 66/2 uyarınca fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurup on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında sürelerin yarısının, on beş yaşını doldurup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olan çocuk bakımından olağanüstü zamanaşımı süresini altı yıl olarak hesaplamış ve bu süre dolduğu hâlde mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş, kamu davasının düşmesine karar vermiştir.6

İlgili mevzuat

TCK m. 265 — Görevi yaptırmamak için direnme

Madde 265- (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 86 — Kasten yaralama

Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 66 — Dava zamanaşımı

Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.

(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Pasif direnme suç oluşturmaz: cebir veya tehdidin ne şekilde gerçekleştiği gösterilmelidirYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2023/13230 · K. 2025/221 ·

    Daire, TCK m. 265'i seçenek hareketli ve amaçlı bir fiil olarak nitelendirmiş, suçun cebir veya tehdit biçimindeki icrai davranışlarla işlenebileceğini, bu tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin ise suçu oluşturmayacağını belirtmiştir. Somut olayda yerel mahkeme, daha önceki bozmaya uymasına rağmen cebir veya tehdit unsurunun ne şekilde gerçekleştiğini kanıtlara dayalı olarak açıklamadan hüküm kurmuş; Daire bunu hukuka aykırı bularak hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Cebir veya tehdidin nasıl gerçekleştiği delillere dayanılarak gösterilmeden direnme suçundan mahkûmiyet kurulamaz; pasif direnme bu suçu oluşturmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Bıçakla ve birlikte direnmede m. 265/3 ile m. 265/4'ün birlikte uygulanmasıYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2024/10833 · K. 2025/12759 ·

    Sanığın elinde bıçakla, yanındaki diğer sanıkla birlikte kolluk görevlilerinin görevlerini yapmasını engellemek amacıyla direnme suçunu işledikleri kabul edilmiş; buna rağmen yalnız TCK m. 265/1 uyarınca ceza belirlenmiştir. Daire, sanıkların TCK m. 265/1, 265/3 ve 265/4 uyarınca cezalandırılmaları gerektiğini belirterek eksik ceza tayini nedeniyle hükümleri bozmuştur.

    Sonuç: Direnme hem silahla hem birden fazla kişiyle birlikte işlenmişse m. 265/3 ve m. 265/4 artırımlarının ikisi de uygulanır; yalnız temel fıkraya göre ceza belirlemek eksik ceza tayinidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.TCK m. 265/5: yaralanmanın kasten yaralama hükümleriyle içtimaıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/500 · K. 2025/4761 ·

    Sanık, kolluk görevlilerine direnirken karşı koymak maksadıyla yumruk savurmuş ve açık olan araç kapısına tekme atarak müştekinin elinin sıkışıp kırılmasına sebebiyet vermiştir. Daire, eylemin bir bütün olarak TCK m. 265'teki direnme suçuna vücut verdiğini, ancak m. 265/5 gereği kasten yaralama suçunun nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca TCK m. 86 ve m. 87'nin ilgili fıkralarının uygulanması gerektiğini belirtmiş; yerel mahkemenin taksirle yaralamadan hüküm kurmasını suç vasfında hata sayarak direnme kararını yerinde görmemiştir. Dosya, karar mercii Ceza Genel Kurulu olduğundan oraya gönderilmiştir.

    Sonuç: Direnme sırasındaki yaralanma, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerine varıyorsa m. 265/5 yoluyla TCK m. 86 ve m. 87 ayrıca uygulanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Silah kavramının kapsamı ve nitelikli hâllerin zamanaşımına etkisiYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2024/10738 · K. 2026/1904 ·

    Daire, ön inceleme aşamasında TCK m. 265/3 ve m. 265/4'te düzenlenen "birden fazla kişi ile birlikte ve silahla işlenmesi" hâlinin nitelikli hâl olması nedeniyle TCK m. 66/3 uyarınca dava zamanaşımı hesabında dikkate alınacağını belirterek sürenin dolmadığını saptamıştır. Esasa ilişkin incelemede, mağdurların üzerine at arabasını süren sanığın eyleminde at arabasının TCK m. 6 kapsamında silah niteliğinde olduğunu ve m. 265/4 artırımının uygulanması gerektiğini belirtmiş; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma nedeni yapmamış ve hükmü onamıştır.

    Sonuç: TCK m. 6 kapsamında fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli her şey silah sayılabilir; m. 265/3 ve m. 265/4 nitelikli hâlleri dava zamanaşımı süresinin hesabında da gözetilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Silahla direnmede m. 265/4'ün uygulanmaması eksik ceza tayinidirYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2025/2680 · K. 2025/9812 ·

    O yer Cumhuriyet savcısı, inceleme dışı sanıklarla iştirak hâlinde suçu işleyen sanıklar hakkında TCK m. 265/4'ün uygulanması gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Daire, olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ile uyumlu katılan ve şikâyetçi beyanları doğrultusunda sanıkların inceleme dışı sanıklarla irade birliği içinde silahla direnme suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında m. 265/4'ün uygulanmamasını eksik ceza tayini saymış ve hükümleri bozmuştur.

    Sonuç: Silahla işlendiği dosya kapsamından anlaşılan direnmede m. 265/4 artırımının uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunması hâlinde bozma nedenidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Diğer failler beraat ederse m. 265/3 uygulanamaz; çocuklarda zamanaşımıYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/3144 · K. 2026/7063 ·

    Suça sürüklenen çocuk hakkında, diğer çocuklarla birlikte ve silahla direnme suçundan mahkûmiyet kurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi inceleme dışı çocukların bu suçtan beraatine karar verdiğinden Daire, kalan çocuk hakkında TCK m. 265/3'ün uygulanamayacağını, bu durumda suçun üst sınırının beş yıldan az kaldığını belirlemiştir. Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan çocuk bakımından TCK m. 66/1-e ve m. 66/2 uyarınca altı yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar tarihinden önce dolduğunu saptayarak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

    Sonuç: Birlikte hareket ettiği kabul edilen diğer failler beraat ederse m. 265/3 uygulanamaz; suça sürüklenen çocuklarda zamanaşımı süreleri TCK m. 66/2 uyarınca kısalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Artırım ve indirim sırası: m. 265/3, m. 43/2 ve m. 62/1Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2025/7376 · K. 2025/16175 ·

    Sanık hakkında TCK m. 265/1 uyarınca belirlenen on ay hapis cezası, m. 265/3 uyarınca üçte bir oranında, ardından eylemin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle m. 43/2 delaletiyle m. 43/1 uyarınca dörtte bir oranında artırılmış, sonra m. 62/1 uyarınca altıda bir oranında indirim yapılmıştır. Daire, indirim aşamasında sanık aleyhine fazla ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan daha hafif cezaya hükmetmiştir.

    Sonuç: Bir kanun yararına bozma kararında Daire cezayı m. 265/1 → m. 265/3 → m. 43/2 → m. 62/1 sırasıyla yeniden kurmuş ve indirim aşamasındaki hesap hatasını doğrudan düzeltmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Suça sürüklenen çocukta uzlaştırma kapsamı nitelikli hâllerle birlikte belirlenirYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2020/5576 · K. 2020/21658 ·

    Suça sürüklenen çocuk hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılan davada bölge adliye mahkemesi uzlaştırma yoluna gidilmesi gerektiği kabulüyle düşme kararı vermişti. Daire, Ceza Genel Kurulunun 17.01.2019 tarihli kararına dayanarak CMK m. 253/1-c kapsamının belirlenmesinde, ister bağımsız yaptırım ister oransal artırım öngörülmüş olsun tüm nitelikli hâllerin dikkate alınması gerektiğini açıklamış; suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi nedeniyle m. 265/3 uyarınca yapılacak üçte bir artırımla üst sınırın dört yıla çıktığını, bu nedenle uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Suça sürüklenen çocukta m. 265/1 üst sınırı üç yıl olduğu için uzlaştırmaya tabidir; m. 265/3 veya m. 265/4 artırımı gündeme geldiğinde üst sınır üç yılı aştığından uzlaştırma kapalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Tutanaklar ve adli raporlarla sabit olan direnmede mahkûmiyetin onanmasıYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2022/6553 · K. 2025/1331 ·

    Sanıklar müdafii, TCK m. 265/3'ün şartlarının bulunmadığını, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve soyut beyanlar dışında delil bulunmadığını ileri sürerek hükümleri temyiz etmiştir. Daire, sanıkların savunmaları, şikâyetçi anlatımları, olay ve haciz tutanakları ile adli rapor içerikleri karşısında mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görmemiş, eylemlerin doğru nitelendirildiğini ve cezaların kanuni bağlamda uygulandığını belirterek hükümleri onamıştır.

    Sonuç: Olay ve işlem tutanakları, şikâyetçi anlatımları ve adli raporlar birbirini doğruluyorsa direnmeden kurulan mahkûmiyet onanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Dava zamanaşımı süreleri: sekiz yıl asli, on iki yıl kesintiliYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/3 · K. 2025/104 ·

    Uyuşmazlık, 2911 sayılı Kanun m. 32/2 delaletiyle uygulanan TCK m. 265'ten kurulan hükmün temyizinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Ceza Genel Kurulu, Yargıtay İç Yönetmeliği m. 27 uyarınca önce ön sorunu incelemiş; görevi yaptırmamak için direnme suçunda asli dava zamanaşımı süresinin TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıl, m. 67/4 gözetildiğinde kesintili sürenin on iki yıl olduğunu belirlemiştir. Zamanaşımını kesen son işlemin mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten sonra kesen ya da durduran başka bir sebep bulunmadığı dosyada sekiz yıllık sürenin dolduğunu saptayarak Başsavcılık itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, hükmün bozulmasına ve kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Temyiz meselesi bu nedenle karara bağlanmamıştır.

    Sonuç: Görevi yaptırmamak için direnme suçunda asli dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde en çok on iki yıldır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Direnme, hakaret ve kamu malına zarar verme birlikteyken zamanaşımıYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/1330 · K. 2025/6026 ·

    Kolluk görevlilerinin araç evraklarını istemesi üzerine sanıklardan biri polis memurlarının üzerine yürüyerek küfür ve tehdit söyleminde bulunmuş, ekip aracının antenini kırmış ve bir memurun yakasına yapışmış; diğer sanıklar aracı görevlilerin üzerine sürerek olay yerinden kaçmıştır. Daire, sanıkların eylemlerine uyan TCK m. 125/3-a, 43/2, 152/1-a, 265/1 ve 265/3'te öngörülen cezaların üst sınırına göre TCK m. 66/1-e ve m. 66/4'teki sekiz yıllık asli zamanaşımının 25.06.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünden inceleme tarihine kadar geçtiğini belirleyerek hükümleri bozmuş ve kamu davalarının düşürülmesine karar vermiştir.

    Sonuç: Zamanaşımı süresi her suç için o suça uyan maddelerin üst sınırına göre ayrı belirlenir; süre son kesme nedeni olan mahkûmiyet hükmünden itibaren işler.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Aynı dosyada iki sanık, iki farklı zamanaşımı sonucuYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2022/13857 · K. 2025/767 ·

    Daire, eylemi TCK m. 265/1, 3 ve 4 kapsamında bulunan sanık bakımından zamanaşımı süresinin dolmadığını belirleyerek hükmü onamıştır. Eylemi yalnız m. 265/1 ve 3 kapsamında kalan diğer sanık bakımından ise TCK m. 66/1-e ile m. 67/4 uyarınca on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğini saptamış; hükmü bozarak kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

    Sonuç: Olağanüstü zamanaşımı suçun işlendiği tarihten itibaren işler ve hangi nitelikli hâllerin uygulandığına göre aynı dosyadaki sanıklar için farklı sonuç doğurabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Görevi yaptırmamak için direnme suçu nedir?

Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan dört yıla kadardır. Suçun oluşması için görevlinin o sırada görevini yapıyor olması ve failin görevi engelleme amacıyla hareket etmesi gerekir.

Cebir ve tehdit ne demektir?

Cebir, kişinin iradesini etkilemeye yönelik fiziksel güç kullanımıdır: itmek, vurmak, tutup bırakmamak gibi. Tehdit ise gelecekte gerçekleştirilecek bir kötülüğün bildirilmesidir. Türk Ceza Kanunu m. 265 yalnız bu iki icrai davranışı cezalandırır; kanun metninde sayılmayan başka bir hareketle bu suç işlenemez.

Pasif direnme suç oluşturur mu?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre Türk Ceza Kanunu m. 265 seçenek hareketli ve amaçlı bir suçtur; cebir veya tehdit biçimindeki icrai davranışları içermeyen pasif direnme fiilleri bu suçu oluşturmaz. Mahkeme mahkûmiyet kurarken cebir veya tehdidin ne şekilde gerçekleştiğini delillere dayanarak açıklamak zorundadır.

Polis memuruna direnmekle hâkim ya da savcıya direnmek aynı ceza mı?

Hayır. Türk Ceza Kanunu m. 265/2 yargı görevi yapan kişilere karşı işlenen direnme için iki yıldan dört yıla kadar hapis öngörür. Kimlerin yargı görevi yaptığı m. 6/1-d'de sayılmıştır: yüksek mahkemeler ile adlî ve idarî mahkemelerin üye ve hâkimleri, Cumhuriyet savcısı ve avukatlar. Polis memuru bu listede yer almadığından ona karşı işlenen direnmede m. 265/1 uygulanır.

Notere karşı direnmek TCK m. 265/2 kapsamında mıdır?

Hayır. Türk Ceza Kanunu m. 6/1-d'deki liste kapalıdır ve noteri içermez. Noterin kamu görevlisi sayıldığı hâllerde ona karşı işlenen direnme m. 265/1'in temel şekli kapsamında değerlendirilir.

Silahla direnme nasıl cezalandırılır?

Türk Ceza Kanunu m. 265/4 gereği silahla ya da suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenen direnmede ceza yarı oranında artırılır. Silah kavramı m. 6/1-f'de geniş tanımlanmıştır: saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli şeyler de silah sayılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bir kararında mağdurların üzerine sürülen at arabasını bu kapsamda silah kabul etmiştir.

Birden fazla kişi birlikte direnirse ceza nasıl olur?

Türk Ceza Kanunu m. 265/3 gereği suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza üçte biri oranında artırılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre birlikte hareket ettiği kabul edilen diğer failler bu suçtan beraat ederse bu artırım uygulanamaz. Aynı fiille birden fazla görevliye karşı direnilmişse ayrıca m. 43/2 yoluyla zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir.

Direnme sırasında polis memuru yaralanırsa ne olur?

Türk Ceza Kanunu m. 265/5 kasten yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanmasını, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi koşuluna bağlar. Basit yaralama direnmenin cebir unsurunun içinde kalır ve ayrı bir mahkûmiyet doğurmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, direnme sırasında görevlinin elinin kırılmasıyla sonuçlanan bir olayda m. 265/5 yoluyla m. 86 ve m. 87 hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.

Dava zamanaşımı ne kadar?

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu suçta asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, kesilme hâlinde en çok on iki yıldır. Türk Ceza Kanunu m. 265/3 ile m. 265/4 birlikte uygulandığında cezanın üst sınırı beş yılı aştığı için süre m. 66/1-d uyarınca on beş yıla çıkar; m. 66/3 nitelikli hâllerin bu hesapta gözetilmesini emreder. Süre suçun işlendiği günden itibaren işler.

Direnme suçunda şikâyet süresi var mı?

Yoktur. Türk Ceza Kanunu m. 265 şikâyet koşulu öngörmediğinden soruşturma resen yürütülür ve m. 73/1'deki altı aylık süre bu suçta işlemez. Ancak direnme sırasında gerçekleşen ve m. 86/2 kapsamında kalan basit yaralama bakımından şikâyet aranabilir.

Direnme suçunda uzlaştırma yapılabilir mi?

Yetişkin şüpheli bakımından hayır: Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/1-b Türk Ceza Kanunu'ndaki uzlaştırmaya tabi suçları tek tek sayar ve m. 265 bu sayımda yer almaz; suç şikâyete bağlı olmadığı için m. 253/1-a da uygulanmaz. Suça sürüklenen çocuklarda sonuç değişebilir. m. 253/1-c, mağduru gerçek kişi olan ve üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları çocuklar bakımından uzlaştırma kapsamına almıştır; m. 265/1'in üst sınırı tam üç yıldır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulu kararına dayanarak kapsamın belirlenmesinde tüm nitelikli hâllerin dikkate alınacağını kabul etmiş ve m. 265/3 artırımıyla üst sınırın dört yıla çıktığı bir dosyada uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozmuştur.

Direnme suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?

İkisi de mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; denetim süresi beş yıldır. Türk Ceza Kanunu m. 51/1 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanığın engel sabıka kaydı ve kişiliği nedeniyle bu hükümlerin uygulanmamasına ilişkin gerekçeyi yerinde bulduğu bir kararında, bu taleplerin gerekçelendirilerek reddedilebileceğini göstermiştir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp