Mobbing (işyerinde psikolojik taciz): şartları, ispatı ve işçinin hakları
Yayın tarihi:
İşyerinde psikolojik taciz, Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinde işverenin önlemekle yükümlü olduğu bir durum olarak açıkça anılır. Bu rehber, mobbingin kanuni dayanağını, Yargıtay'ın bir davranışı mobbing sayarken aradığı unsurları, ispat ölçüsünü, manevi tazminat ve haklı fesih yollarını, davanın hangi mahkemede ve hangi usulle görüldüğünü anlatır.
Kısaca
İşveren, işçilerin psikolojik tacize uğramaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Yargıtay bir davranışı mobbing saymak için belirli bir işçinin hedef alınmasını, davranışların belli bir süreye yayılmasını ve sistematik hâle gelmesini arar; tek seferlik tartışma veya kaba davranış yetmez. Mobbinge uğrayan işçi manevi tazminat isteyebilir; sözleşmesini haklı nedenle feshederse kıdem tazminatı da talep edebilir. İşverene karşı dava iş mahkemesinde açılır ve önce arabulucuya başvurmak gerekir.
İlgili rehberler: Manevi tazminat davası: kişilik hakkı ihlali, miktar ve zamanaşımıKıdem tazminatı ve ihbar tazminatı (1475 sayılı Kanun m. 14, 4857 sayılı Kanun m. 17)
Bu sayfada
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Mobbing hangi kanunda düzenlenir: Türk Borçlar Kanunu m. 417 ve işverenin koruma borcu
- Mobbingin şartları nelerdir: Yargıtay'ın aradığı hedef alma, süreklilik, sistematiklik ve amaç
- Yargıtay hangi somut olayları mobbing saydı, hangilerini saymadı?
- Mobbing iddiasında ispat yükü kimdedir: yaklaşık ispat ve kuvvetli emare ölçütü
- Mobbing nedeniyle manevi tazminatın koşulları nelerdir (TBK m. 58 ve m. 417/3)?
- Mobbinge uğrayan işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı alabilir mi (4857 sayılı Kanun m. 24 ve m. 26)?
- Mobbing davası hangi mahkemede, hangi sürede ve arabuluculuktan sonra mı açılır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
İş mahkemesi. 4857 sayılı Kanun'a veya Türk Borçlar Kanunu'ndaki hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi işçi ile işveren veya işveren vekili arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına iş mahkemesi bakar.
Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 5/1-a
- Yetkili mahkeme
Davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi; davalı birden fazlaysa birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu hükme aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 6
- Dava şartı
Zorunlu arabuluculuk vardır. Kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı için açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; başvurmadan açılan dava usulden reddedilir. İstisna yalnız iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminatlar içindir.
Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 3/1-3
- Süre ve zamanaşımı
İşverene karşı sözleşmeye aykırılığa dayanan tazminatta genel zamanaşımı on yıl; tacizi uygulayan kişiye karşı haksız fiile dayanan istemde öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Mobbinge dayanan haklı fesih 4857 sayılı Kanun m. 26'daki altı iş günü / bir yıl sınırına tabidir; süreklilik gösteren davranışta sürenin başlangıcı madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir. Kıdem tazminatında zamanaşımı beş yıl. Arabuluculuk süresince zamanaşımı durur.
Dayanak: TBK m. 417/3, m. 146 ve m. 72; 4857 sayılı Kanun m. 26 ve ek m. 3; 7036 sayılı Kanun m. 3/17
- Yargılama usulü
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır; davaların yığılmasında her talebin ispat yükü ve delilleri ayrı değerlendirilir.
Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 7/1-2
- Harç
Nispi harç: tazminat talebinin değeri dava dilekçesinde gösterilir; karar ve ilam harcının dörtte biri peşin alınır, kalan kısım karardan sonra ödenir.
Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 16 ve m. 28
- Kanun yolu
İstinaf ve temyiz HMK hükümlerine göre; süre ilamın tebliğinden işler. Manevi tazminat kararlarına karşı miktara bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Temyiz sınırı kural olarak HMK m. 362/1-a'dadır; bölge adliye mahkemesi istinafı kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiyse m. 362/3'teki istisna da uygulanır. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.
Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 7/3-4; HMK m. 341/2, m. 362/1-a ve m. 362/3; HMK ek m. 1
Mobbing hangi kanunda düzenlenir: Türk Borçlar Kanunu m. 417 ve işverenin koruma borcu
Mobbing kavramının karşılığı olan psikolojik taciz, Türk Borçlar Kanunu m. 417/1'de açıkça yer alır: işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Maddenin ikinci fıkrası işverene iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi alma yükümlülüğü yükler. Üçüncü fıkraya göre işverenin bu hükümler dâhil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Hukuk Genel Kurulu bu maddenin getirdiği yeniliği, psikolojik taciz terimine açıkça yer verilmesi ve işçinin kişiliğinin korunmasının yoruma yer vermeyecek biçimde özel olarak düzenlenmesi olarak açıklamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2012/1925)1 Aynı kararda, özel bir düzenleme bulunmayan önceki dönemde psikolojik tacizin hizmet sözleşmesinin taraflara yüklediği borçlar kapsamında değerlendirildiği, bu eylemin işverenin işçiyi koruma (gözetme) ve eşit davranma borçlarına aykırılık oluşturduğu ve işçinin kişilik haklarına müdahale niteliği taşıdığı için bu haklara ilişkin hukuki yolların da kullanılabileceği belirtilmiştir.1 Bu yaklaşım sonraki Hukuk Genel Kurulu kararlarında da tekrarlanmıştır. (Yargıtay HGK, E. 2015/461)2 (Yargıtay HGK, E. 2015/2274)3
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlama yükümlülüğünün psikolojik tacizi önleme yükümlülüğünü de içerdiğini ve işverenin gözetim borcu gereği işçilerin fiziksel olduğu kadar psikolojik sağlığını da koruma yükümlülüğü bulunduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 9. HD, E. 2010/38293)4 Daire bu sonucu 4857 sayılı Kanun m. 77'ye dayandırmıştır; bu madde 2012'de yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün işverenin iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi alma yükümlülüğü Türk Borçlar Kanunu m. 417/2'de, psikolojik tacizi önleme yükümlülüğü ise m. 417/1'de yer alır.
4857 sayılı İş Kanunu'nda mobbing iddiasıyla doğrudan ilişkili iki hüküm vardır. Eşit davranma ilkesini düzenleyen m. 5, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılmasını yasaklar; aykırılık hâlinde işçi dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen m. 24/II ise işverenin şeref ve namusa dokunan söz ve davranışlarını, cinsel tacizini, sataşma ve gözdağını, şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnatlarını ve çalışma şartlarının uygulanmamasını haklı fesih sebebi sayar.
Mobbingin şartları nelerdir: Yargıtay'ın aradığı hedef alma, süreklilik, sistematiklik ve amaç
Hukuk Genel Kurulu psikolojik tacizi, işyerinde çalışanlara diğer çalışanlar veya işverenler tarafından sistematik biçimde uygulanan, tekrarlanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışlar olarak tarif eder.1 Buna göre bir eylemin psikolojik taciz sayılabilmesi için 1) bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, 2) belli bir süreye yayılması ve 3) bu durumun sistematik bir hâl alması gerekir; şartların gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir.1 Psikolojik tacizin nedenleri farklı olabilir, ancak amaç çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamaktır.1
Hukuk Genel Kurulu 2018 tarihli kararında Anayasa Mahkemesinin tanımına da yer vermiştir: müdahalelerin işyerinde çalışan diğer kişiler tarafından süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanan, sistemli ve kasıtlı, yıldırma ve dışlama amaçlı olması ve mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda ve sağlığında zarar ortaya çıkarması gerekir.3 Aynı kararda, müdahalelerin neden olduğu sonuçların boyutunun mağdurun konumuna, muamelelerin süresine, sıklığına, kimler tarafından gerçekleştirildiğine, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna göre değişebileceği belirtilmiştir.3
Özel Daireler aynı unsurları daha keskin bir ayrımla uygular. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne göre işten uzaklaştırmaya yönelik tacizin sık ve belirli bir süre alması, süreklilik göstermesi, sistematik olarak tekrarlanması ve kasıtlı olması gerekir. (Yargıtay 9. HD, E. 2015/8730)5 Aynı kararda, iki tarafın kendine özgü silahı varsa ve bunları kullanabiliyorlarsa psikolojik tacizden bahsedilemeyeceği, çalışanı işten ayrılmaya zorlamak için yapılan her davranışın mutlaka psikolojik taciz oluşturmayacağı ve ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışın mobbing sayılamayacağı vurgulanmıştır.5
Mobbingi benzer kavramlardan ayıran ölçütü Yargıtay 22. Hukuk Dairesi açıkça koymuştur: mobbingi stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği gibi olgulardan ayıran husus, belli bir kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması ve yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur. (Yargıtay 22. HD, E. 2016/24622)6 Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de anlık öfke ile süreklilik göstermeyen geçici davranışların mobbing olmadığını ve yöneticinin otoriter olmasının tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmediğini belirtmiştir.4 Aynı kararda hareketin amacının doğru tespit edilmesi gerektiği, çünkü mobbingde amacın iş ilişkisi içindeki mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmak olduğu açıklanmıştır.4
Yargıtay hangi somut olayları mobbing saydı, hangilerini saymadı?
Hukuk Genel Kurulu'nun mobbingi kabul ettiği iki olay, ölçütün uygulamada nasıl işlediğini gösterir. İlkinde, bankanın İstanbul işyerinde 14 yıl aralıksız avukat olarak çalışan işçinin önce Adana'ya atandığı, ardından farklı illerde kısa sürelerle 9 ay boyunca ve 30 kez yer değiştirmek suretiyle görevlendirildiği; işverenin bu görevlendirmenin olağan bir uygulama olduğunu savunmadığı ve hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını somut biçimde ortaya koymadığı tespit edilmiştir.1 İşverenin kurum içi yazışmalarında en uygun çözümün sözleşmenin feshi olduğunun değerlendirildiği de dikkate alınarak durumun psikolojik taciz mahiyetinde olduğu ve işçinin istifa ya da emekliliği tercih etmesinin amaçlandığı kabul edilmiştir.1
İkinci olayda banka çalışanına hitaben elektronik postada hakaret içeren ifade kullanıldığı, sağlık kurulu raporlarına rağmen işçinin sağlığına uygun olmayan işte çalıştırılmaya devam edildiği, görev yeri değişikliğinden sonra görevini yapabilmesi için gerekli anahtar ve şifrelerin verilmediği, kısa aralıklarla uyarı ve savunma istendiği anlaşılmıştır.3 Hukuk Genel Kurulu bu olguların birlikte değerlendirilmesiyle işçinin hedef alınarak uzun bir süreye yayılan ve sistematik hâl alan psikolojik taciz niteliğindeki davranışlara maruz kaldığı sonucuna varmıştır.3
Mobbingin kabul edilmediği olaylar da aynı ölçüye göre ayrılmıştır. İşçinin istifa iradesini ortaya koymasından sonra işverence zimmetinin ve bazı yetkilerinin alınmasının doğal karşılanması gerektiği ve bu davranışların mobbing olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 22. HD, E. 2015/21716)7 Şirketin yeniden yapılandırılması çerçevesinde emekli olan personele ek menfaat sağlanarak sözleşmeyi ikale ile sonlandırma imkânı tanınmasının işverenin genel yönetim anlayışından kaynaklandığı ve salt işçiye yönelik bir uygulama olmadığı belirtilmiştir. (Yargıtay 22. HD, E. 2016/6932)8 Aynı kararda, işçinin 4857 sayılı Kanun m. 22 uyarınca görev değişikliğini kabul etmeme hakkı varken unvan değişikliğini kabul ederek bir süre çalıştığı da dikkate alınmıştır.8
Bir yönetici ile aralarında geçimsizlik bulunan işçi bakımından, bunun dışında mobbing niteliğinde bir eylemin kanıtlanamadığı ve oda sıkıntısı nedeniyle odasını başkasıyla paylaşan işçiye daha sonra bağımsız oda tahsis edildiği gözetilerek manevi tazminat kararı bozulmuştur. (Yargıtay 9. HD, E. 2012/25934)9 İşe geç kalan işçi hakkında tutanak tutulması ve savunma istenmesi de işverenin yönetim hakkı içinde görülmüş; işverenin işçilerin geç gelmesini hoş görmek veya buna katlanmak zorunda olmadığı belirtilmiştir.5
Mobbing iddiasında ispat yükü kimdedir: yaklaşık ispat ve kuvvetli emare ölçütü
İspat yükü kural olarak iddia eden işçidedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bunu açıkça ifade eder: işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir; işçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlılık taşıması ve kuvvetli bir emarenin bulunması gerekir.4 Aynı kararda ispat kurallarının zorlanan sınırlarının usul hukukunda yeni arayışlara yol açtığı, emarenin bu anlayışın sonucu olduğu ve olayların tipik akışı ile tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla ispatın gerçekleşeceği, bunun ilk görünüş ispatı olduğu açıklanmıştır.4 Yargıtay 22. Hukuk Dairesi de aynı emare ve ilk görünüş ispatı ölçütünü uygulamıştır.7
Hukuk Genel Kurulu 2018 tarihli kararında ölçüyü yaklaşık ispat olarak adlandırmıştır: psikolojik taciz genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olduğundan, olayların tipik akışı ve tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar vardır ve bu yaklaşım işin doğasına uygundur.3 Kurul, iş hukukunda ispat kurallarının esnekleştirildiği düzenlemelere örnek olarak 4857 sayılı Kanun m. 5'in son fıkrasını göstermiştir; bu fıkraya göre işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.3 Somut olayda da işçiye yönelik baskıların varlığına ilişkin güçlü olgular karşısında işverenin psikolojik baskı uygulanmadığını ispat edemediği kabul edilmiştir.3
Yaklaşık ispat, somut vakıa gösterme yükünü ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, rekabet yasağı sözleşmesini çekinceyle imzaladığı için baskıya uğradığını ileri süren işçinin, işveren ve vekilleri tarafından sistematik biçimde manevi baskıya maruz bırakıldığını ve çalışma arkadaşları arasında küçük düşürüldüğünü somut delillerle ispat edemediğini belirterek direnme kararını bozmuştur.2 Yargıtay 22. Hukuk Dairesi de davacının sistemli olarak psikolojik tacize uğradığının ve kişilik haklarının ihlal edildiğinin somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulmadığı bir olayda manevi tazminat kararını bozmuştur.6
Tanık ve sağlık raporlarının değerlendirilmesine ilişkin ölçütler de kararlarda yer alır. Davalı işyeriyle husumetli tanığın beyanı dışında haftada üç gün işe giden bir tanığın aşağılama eylemlerinin her birine şahit olmasının hayatın akışına aykırı bulunduğu, hafif depresif nöbet teşhisi içeren iş göremezlik raporunun doğrudan mobbing niteliğindeki davranışların sonucu olduğunu söylemenin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 22. HD, E. 2017/9918)10 Fesih tarihinden önceki dönemde işçiyle birlikte çalışmayı bırakmış bir tanığın sonraki uygulamaları bilmesinin mümkün olmadığı ve işverene karşı dava açmış tanığın beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 9. HD, E. 2016/10691)11 Mahkeme ise işçinin iddia ve delillerini değerlendirerek sistematik bir baskı olup olmadığını gerekçesiyle ortaya koymak zorundadır; soyut gerekçeyle verilen ret kararı bozulmuştur. (Yargıtay 9. HD, E. 2016/17837)12
Mobbing nedeniyle manevi tazminatın koşulları nelerdir (TBK m. 58 ve m. 417/3)?
Türk Borçlar Kanunu m. 58/1'e göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir; hâkim bu tazminatın yerine veya yanında başka bir giderim biçimine, özellikle saldırıyı kınayan bir karara ve bunun yayımlanmasına hükmedebilir (m. 58/2). Türk Medeni Kanunu m. 24 hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimsenin hâkimden korunma isteyebileceğini, m. 25 ise saldırının önlenmesi, sona erdirilmesi ve hukuka aykırılığının tespiti davalarını düzenler.
Yargıtay'a göre manevi tazminat talep edebilmek için psikolojik tacizi teşkil eden davranışların kişilik haklarının ihlali boyutunda olması gerekir; bunun yasal dayanağı Türk Medeni Kanunu m. 24 ve Türk Borçlar Kanunu m. 58'dir.5 Aynı kararda psikolojik taciz olarak belirtilen her davranışın manevi tazminat sonucunu doğurmayacağı ve kişilik haklarının ihlali boyutuna ulaşmayan psikolojik taciz nedeniyle manevi tazminat talep edilmesine imkân veren yasal bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.5 Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının öncelikle iddia ettiği olayları, sonrasında da kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat etmesi gerektiğini de vurgulamıştır.4
Mobbing kabul edildiğinde tazminata hükmedilmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu, psikolojik taciz olgusunun gerçekleştiğinin kabulüyle davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir.1 Maddi tazminat bakımından ise aynı kararda, yer değiştirmelere bağlı ulaşım, iletişim, konaklama ve yemek giderleri için psikolojik taciz uygulamalarının doğrudan sonucu olan ve varsayıma dayanmayan gerçek bir zarar olup olmadığının belirlenmesi ve işçiye harcırah ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi istenmiştir.1 Hukuk Genel Kurulu 2021 tarihli kararında, mobbingi oluşturan davranışların oluş şekli, gelişimi ve özellikleri, mobbinge maruz kalınan süre ve tarafların konumu gözetildiğinde manevi tazminat isteme şartlarının oluştuğunu kabul etmiş; ancak olay tarihi, olayların gelişim şekli ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında hükmedilen 75.000 TL'yi fazla bularak direnme kararını bozmuştur. (Yargıtay HGK, E. 2017/486)13 Kararda manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme, diğer taraf için fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerektiği ve hâkimin miktarı belirlerken eylemin özelliği yanında tarafların kusur oranını, sosyal ve ekonomik durumlarını, paranın alım gücünü ve olayın ağırlığını dikkate alacağı belirtilmiştir.13 Karar, olay tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 49'a göre verilmiştir.13
Mobbing aynı zamanda eşit davranma borcuna aykırılık oluşturabilir. Yargıtay, fesih nedeni sayılacak davranışta bulunan ve aynı konumda olan işçilerden bir kısmının sözleşmesi feshedilmezken bu davranışın bazı işçiler için fesih sebebi olarak kullanılmasının dolaylı ayrımcılık ve eşit işlem borcuna aykırılık teşkil ettiğini belirtmiştir.5 Aynı kararda ise yalnız işçiye değil beyaz yakalı olmayan hiç kimseye verilmeyen bir iznin verilmemesinin ayrımcılık yarattığının söylenemeyeceği kabul edilmiştir.5 4857 sayılı Kanun m. 5/6 eşit davranma ilkesine aykırılıkta dört aya kadar ücret tutarında ayrı bir tazminat öngörür.
Mobbinge uğrayan işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı alabilir mi (4857 sayılı Kanun m. 24 ve m. 26)?
Hukuk Genel Kurulu'na göre işverenden psikolojik tacize maruz kalan işçi, hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceği gibi işe devam ederek maddi ve manevi tazminat davası açmak gibi diğer yasal haklarını kullanma konusunda seçimlik hakka sahiptir.1 Haklı fesih 4857 sayılı Kanun m. 24/II'deki hâllere dayanır: işverenin işçinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde söz söylemesi veya davranışta bulunması (b), sataşma veya gözdağı vermesi ya da şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunması (c), işçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması (d), çalışma şartlarının uygulanmaması (f). Hukuk Genel Kurulu, mobbinge maruz kaldığı kabul edilen işçinin sözleşmesini haklı sebeple feshederek kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmiştir.13
Mobbing iddiası ispatlanamasa da çalışma koşullarının işçi aleyhine esaslı biçimde değiştirilmesi m. 24/II-f'deki bende girebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, öğretim üyesi olan işçiye uygun bir çalışma odası dahi gösterilmediği ve işçinin iş şartlarındaki esaslı değişiklikleri kabul etmediğinin yazılı ihtarlardan anlaşıldığı bir olayda, çalışma yerinin değiştirilmesi yönetim yetkisi kapsamında görülse dahi yeni görev yerinde de işçiye eski çalışma koşullarının yaratılması gerektiğini belirterek kıdem tazminatı talebini reddeden kararı bozmuştur. (Yargıtay 9. HD, E. 2014/22906)14 Daire kararı mobbing nitelendirmesine değil, iş koşullarındaki devamlılık arz eden esaslı değişikliğe dayandırmıştır.14
Sözleşmeyi fesheden işçi olduğunda ispat yükü de ona geçer. Yargıtay'a göre iş akdini fesheden işçi olduğuna göre fesihte haklı olduğunu ispat külfeti de işçidedir; feshine konu ettiği psikolojik baskı ve mobbing iddiasını ispat edemeyen işçinin kıdem tazminatı talebinin reddi gerekir.11 Görev yeri değişikliğinin baskı amacıyla yapıldığı iddiası da somut delille desteklenmelidir: işyerinde bölümler arasında ihtiyaca göre dönüşümlü çalışmanın uygulandığı, işçinin yeni görev yerinde çalışmaya devam ettiği ve mobbinge maruz kaldığına dair somut delil bulunmadığı bir olayda iş koşullarında esaslı değişiklik bulunmadığı kabul edilmiş ve haklı fesih iddiası reddedilmiştir. (Yargıtay 22. HD, E. 2016/21820)15 Hukuk Genel Kurulu 2020 tarihli kararında, istifa dilekçesinin baskı altında alındığını ve kendisine psikolojik baskı uygulandığını ileri süren işçi bakımından, fesih bildiriminden üç gün sonra imzalanan ve içeriği inkâr edilmeyen ibranameyi, işçinin görevi gereği imzaladığı belgeyi bilebilecek durumda olmasını ve yeni bir iş bulduğu için kendi isteğiyle ayrıldığına ilişkin tanık beyanını birlikte değerlendirmiş; iddianın ispat edilemediğini, işçinin haklı bir sebebe dayanmadan sözleşmeyi feshetmesinin istifa sayılacağını ve istifa hâlinde kıdem tazminatına hak kazanılamayacağını kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2016/1208)16 Bu olaydaki fesih ve ibra 2012 yılının Mart ayına, yani 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'ndan önceki döneme aittir. Bugün Türk Borçlar Kanunu m. 420/2'ye göre ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık süre geçmemişse ibra sözleşmesi veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Fesih için süre sınırı vardır. 4857 sayılı Kanun m. 26/1'e göre m. 24'teki ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere dayanan fesih yetkisi, diğer tarafın bu davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz; süresinde fesheden tarafın tazminat hakları saklıdır (m. 26/2). Bu rehberde incelenen Yargıtay kararlarında, süreklilik gösteren mobbing davranışlarında altı iş günlük sürenin hangi tarihten başlatılacağına ilişkin bir ölçüt yer almamaktadır. Haklı fesih hâlinde kıdem tazminatı 1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca doğar; kıdem tazminatının zamanaşımı 4857 sayılı Kanun ek m. 3'e göre beş yıldır.
Mobbing davası hangi mahkemede, hangi sürede ve arabuluculuktan sonra mı açılır?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir. 7036 sayılı Kanun m. 5/1-a, 4857 sayılı Kanun'a veya Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmelerini düzenleyen bölümüne tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığını iş mahkemelerinin görevine verir. Yetkili mahkeme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir; bu hükme aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir (m. 6/1, m. 6/5).
Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir. 7036 sayılı Kanun m. 3/1'e göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava hiçbir işlem yapılmadan usulden reddedilir (m. 3/2). Maddenin üçüncü fıkrasındaki istisna yalnız iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları içindir; mobbinge dayanan tazminat talebi bu istisnalar arasında sayılmamıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne göre başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018'den sonraki başvurularda, hangi alacak veya tazminat kalemlerinde anlaşma sağlandığını veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartı gerçekleşmiş sayılmaz; müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez. (Yargıtay 9. HD, E. 2025/4690)17 Arabulucu başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (m. 3/10). Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 3/17).
Zamanaşımı talebin dayanağına göre belirlenir. Türk Borçlar Kanunu m. 417/3, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine bağlar; kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Haksız fiilden doğan tazminat istemleri için ise TBK m. 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıllık ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıllık süre öngörür. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır (m. 72/1).
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır; davaların yığılması hâlinde her bir talebe ilişkin vakıalar bakımından ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilir (7036 sayılı Kanun m. 7/1-2). Mobbing tazminatı çoğu zaman kıdem tazminatı veya fazla çalışma alacağıyla birlikte istendiği için bu kural, her talebin kendi delilleriyle ispat edilmesi sonucunu doğurur. Kanun yollarında HMK hükümleri uygulanır (m. 7/3); HMK m. 341/2'ye göre manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
İlgili mevzuat
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.
İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.
Kaynak: İş Kanunu (4857)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
(3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Kaynak: İş Mahkemeleri Kanunu (7036)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Mobbingin unsurları, TBK m. 417 ve seçimlik hakYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2012/1925 · K. 2013/1407 ·
İstanbul'da 14 yıl avukat olarak çalışan işçi, Adana'ya atandıktan sonra 9 ay içinde farklı illerde 30 kez görevlendirilmişti. Mahkeme psikolojik tacizin bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve Özel Dairenin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu mobbingin tanımını ve unsurlarını açıkladı; işverenin görevlendirmelerin ihtiyacını ortaya koymadığını, kurum içi yazışmalarda feshin en uygun çözüm olarak değerlendirildiğini belirterek işçinin işyerinden ayrılmasının amaçlandığını kabul etti ve direnme kararını bozdu.
Sonuç: Mobbing için bir işçinin hedef alınması, davranışların belli bir süreye yayılması ve sistematik hâle gelmesi gerekir; işçi haklı fesih ile işe devam ederek tazminat istemek arasında seçim yapabilir.
2.Somut delille ispat edilemeyen baskı iddiasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2015/461 · K. 2017/127 ·
Rekabet yasağı sözleşmesini çekinceyle imzalayan satış müdürü, bundan sonra baskıya uğradığını ileri sürerek manevi tazminat istemişti. Mahkeme, toplantılara alınmamasını ve çıkışta çantasının aranmasını ayrımcılık ve mobbing sayarak davayı kısmen kabul etmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu mobbingin unsurlarını tekrarladı; işçinin işveren ve vekilleri tarafından sistematik biçimde manevi baskıya maruz bırakıldığını ve küçük düşürüldüğünü somut delillerle ispat edemediğini belirterek direnme kararını bozdu.
Sonuç: Mobbing iddiası, sistematik baskıyı gösteren somut delillerle desteklenmelidir.
3.Yaklaşık ispat ve güçlü olgular karşısında işverenin ispat yüküYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2015/2274 · K. 2018/1428 ·
Banka çalışanı, amiri ve iş arkadaşlarının davranışları nedeniyle manevi tazminat istemişti. Mahkeme sistematik baskının kuşkudan uzak delillerle ortaya konmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, psikolojik tacizin ispatında olayların tipik akışı ve tecrübe kurallarına dayanan yaklaşık ispatın uygulanacağını, 4857 sayılı Kanun m. 5'teki esnek ispat kuralının örnek alınabileceğini belirtti; elektronik postalar, kamera kaydı, sağlık raporları ve tanık beyanlarından işçinin sistematik tacize uğradığını kabul ederek direnme kararını bozdu.
Sonuç: İşçi tacizin varlığını güçlü biçimde gösteren olguları ortaya koyduğunda, işveren psikolojik baskı uygulanmadığını ispat etmek zorundadır.
4.Süreklilik, kasıt, amaç ve emare ölçütüYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2010/38293 · K. 2013/5390 ·
Banka çalışanı, yöneticisinin talimatları ve görevlendirmeler nedeniyle mobbinge uğradığını ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminatı kısmen kabul etmişti. Daire, işverenin gözetim borcunun psikolojik sağlığı da kapsadığını, hareketin mobbing sayılması için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerektiğini, ispat yükünün işçide olduğunu ve kuvvetli emarenin aranacağını açıkladı. Elektronik postalarda nezaketli bir dil kullanıldığını, talimatların işin gereği olduğunu ve yöneticinin otoriter olmasının mobbing sayılamayacağını belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Anlık öfke ve otoriter yönetim tarzı tek başına mobbing değildir; işçi olayları ve kişilik hakkı ihlalini ispat etmelidir.
5.Kişilik hakkı ihlali olmadan manevi tazminat olmazYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2015/8730 · K. 2017/1000 ·
İşe geç kaldığı için hakkında tutanak tutulan ve savunması istenen işçi, bu uygulamaların ve cuma namazı izni verilmemesinin mobbing olduğunu ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminata hükmetmişti. Daire mobbingin sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerektiğini, manevi tazminat için davranışların kişilik hakkı ihlali boyutuna ulaşması gerektiğini açıkladı; geç kalma nedeniyle tutanak tutulmasının yönetim hakkı içinde kaldığını ve iznin yalnız davacıya verilmemiş olmadığını belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Psikolojik taciz olarak nitelenen her davranış manevi tazminat doğurmaz; kişilik haklarının ihlali gerekir.
6.Mobbing ile stres ve işyeri kabalığı ayrımıYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2016/24622 · K. 2019/23339 ·
Sendikada toplu iş sözleşmesi uzmanı olarak çalışan işçi, seçim sonrası yönetim tarafından dışlandığını ve görevlerinin verilmediğini ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminata hükmetmişti. Daire mobbingi tanımladı ve stres, tükenmişlik, işyeri kabalığı gibi olgulardan ayırdı; işçinin bu dönemde toplu iş sözleşmelerini imzaladığını, erken doğum iddiasının raporla desteklenmediğini ve sistemli tacizin somut delillerle ortaya konmadığını belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Süreklilik göstermeyen, sık tekrarlanmayan kaba veya etik dışı davranış mobbing sayılmaz.
7.İstifa iradesinden sonra yetkilerin geri alınmasıYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2015/21716 · K. 2017/27746 ·
Satış elemanı, sözleşmeyi feshettiğini bildirdikten sonra iş araç ve gereçlerinin elinden alındığını ve ihbar süresi boyunca boş bir odada iş verilmeden bekletildiğini ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminatı kısmen kabul etmişti. Daire, mobbingin unsurlarını ve emareye dayalı ispatı açıkladı; fesih iradesini ortaya koyan işçiden zimmetin ve bazı yetkilerin alınmasının doğal karşılanması gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Ayrılacağını bildiren işçiden zimmet ve yetkilerin alınması mobbing sayılmaz.
8.Genel yönetim uygulaması ve ikaleYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2016/6932 · K. 2017/31060 ·
Müdür unvanı uzmanlığa dönüştürülen işçi, mobbing nedeniyle ikale sözleşmesi yapmak zorunda bırakıldığını ileri sürmüş, mahkeme tazminata hükmetmişti. Daire mobbingin sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerektiğini ve ispat yükünün iddia edende olduğunu belirtti; işçinin unvan değişikliğini kabul ederek çalıştığını, ikale imkânının yeniden yapılanma kapsamında emekli personele genel olarak tanındığını belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Tüm çalışanlara yönelik genel bir yönetim uygulaması, belirli bir işçiyi hedef almadığı için mobbing değildir.
9.Bir yöneticiyle geçimsizlik mobbing değildirYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2012/25934 · K. 2014/29487 ·
Belediyenin aile destek merkezinde alt işverenler üzerinden kısmi süreli hukuki danışmanlık yapan avukat, bir yöneticinin sistemli olarak mobbing uyguladığını ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminata hükmetmişti. Daire, Hukuk Genel Kurulu'nun mobbing tanımını aktardı; işçi ile bir yönetici arasında geçimsizlik bulunduğunu, bunun dışında mobbing niteliğinde bir eylemin kanıtlanamadığını ve oda paylaşımının sonradan giderildiğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: İki kişi arasındaki geçimsizlik, sistematik bir taciz olarak ispatlanmadıkça mobbing sayılmaz.
10.Tanık beyanı ve sağlık raporunun değerlendirilmesiYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2017/9918 · K. 2018/6568 ·
Müdür sekreteri olarak çalışan işçi, amirinin hakaret ve bağırma içeren davranışlarına maruz kaldığını ileri sürmüş, mahkeme manevi tazminatı kısmen kabul etmişti. Daire, iddia edilen davranışların uzun süre belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanmadığını, tanık beyanlarının hayatın akışına uygun olmadığını ve iş göremezlik raporunun mobbingin sonucu olduğunu göstermediğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Husumetli tanık beyanı ve nedensellik göstermeyen sağlık raporu mobbingi ispata yetmez.
11.Mobbinge dayalı haklı fesihte ispat yükü işçidedirYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2016/10691 · K. 2019/22018 ·
İşçi, psikolojik baskı ve mobbing nedeniyle noter ihtarıyla sözleşmesini feshetmiş, mahkeme ispat yükünü işverene yükleyerek kıdem tazminatına hükmetmişti. Daire, sözleşmeyi fesheden işçinin fesihte haklı olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, dinlenen tanıklardan birinin nakli beyanda bulunduğunu, diğerinin fesihten yaklaşık iki yıl önce işçiyle birlikte çalışmayı bıraktığını ve işverenle husumetli olduğunu belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Mobbinge dayanarak sözleşmeyi fesheden işçi, mobbingi ispat edemezse kıdem tazminatı alamaz.
12.Sistematik baskı araştırılmadan verilen gerekçesiz kararYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2016/17837 · K. 2019/1001 ·
Görevi düşürülen ve bazı hakları elinden alınan satın alma müdürü psikolojik taciz nedeniyle manevi tazminat istemiş, mahkeme mobbingin ispat edilemediğini ve değişikliklerin yönetim hakkı içinde kaldığını belirterek davayı reddetmişti. Daire mobbingin ve emareye dayalı ispatın ölçütlerini tekrarladı; işçinin iddia ve delilleri değerlendirilerek sistematik bir baskı olup olmadığı ortaya konmadan verilen kararın gerekçesiz olduğunu belirterek bozdu.
Sonuç: Mahkeme, işçinin delillerini değerlendirip sistematik baskının bulunup bulunmadığını gerekçesinde göstermelidir.
13.Mobbing nedeniyle manevi tazminatın miktarıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/486 · K. 2021/691 ·
Program sorumlusu olarak çalışan işçi, çocuğunun hastalığı öğrenildikten sonra görevlerinin alındığını, aşağılandığını ve baskıya uğradığını ileri sürerek sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş, manevi tazminat ve kıdem tazminatı istemişti. Mahkeme mobbingi kabul ederek 75.000 TL manevi tazminata hükmetmiş ve miktarın fazla olduğuna ilişkin bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, mobbing davranışlarının niteliği, süresi ve tarafların konumu gözetildiğinde manevi tazminat isteme şartlarının oluştuğunu kabul etti; olay tarihi, olayların gelişimi ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında tutarı fazla bularak direnme kararını bozdu. Kurul ayrıca işçinin haklı fesihle kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etti.
Sonuç: Mobbing kabul edilse de manevi tazminatın tutarı olayın özelliği ve tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre ölçülü belirlenir; tazminat zenginleşme aracı değildir.
14.Çalışma koşullarının esaslı değişikliği nedeniyle haklı fesihYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2014/22906 · K. 2015/34852 ·
Bölüm başkanı olarak çalışan öğretim üyesi, görev yerinin sürekli değiştirildiğini ve son görev yerinde oda tahsis edilmediğini ileri sürerek sözleşmesini feshetmiş, mahkeme kıdem tazminatı talebini reddetmişti. Daire, çalışma koşullarının uygulanmamasının 4857 sayılı Kanun m. 24/II-f uyarınca haklı fesih sebebi olduğunu, işçiye uygun bir çalışma odası dahi gösterilmediğini ve yönetim yetkisi kapsamında yer değiştirmede de eski çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Çalışma koşullarının işçi aleyhine esaslı biçimde değiştirilmesi, işçiye haklı fesih ve kıdem tazminatı hakkı verir.
15.Baskı iddiasıyla görev yeri değişikliği ve haklı fesihYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2016/21820 · K. 2019/2133 ·
Maça bölümünden temizleme-tamamlama bölümüne görevlendirilen işçi, değişikliğin baskı amacıyla yapıldığını ve mobbinge maruz kaldığını ileri sürerek sözleşmesini feshetmiş, mahkeme davayı kısmen kabul etmişti. Daire, çalışma şartlarının uygulanmamasının 4857 sayılı Kanun m. 24/II-f uyarınca haklı fesih sebebi olduğunu ve değişikliğin m. 22'ye tabi olduğunu açıkladı; işyerinde dönüşümlü çalışma uygulandığını, yeni bölümde prim sistemi bulunduğunu ve mobbinge dair somut delil olmadığını belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Baskı amacı taşıdığı ispatlanamayan ve işyerinde genel olarak uygulanan görev değişikliği haklı fesih sebebi değildir.
16.Baskıyla istifa iddiası, ibraname ve kıdem tazminatıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2016/1208 · K. 2020/590 ·
On yılı aşkın süre çalışan ürün müdürü, istifa dilekçesi ve ibranamenin baskıyla imzalatıldığını ve kendisine psikolojik baskı uygulandığını ileri sürerek kıdem tazminatı istemiş, mahkeme davayı kabul edip bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu mobbingin tanımını, unsurlarını ve yaklaşık ispat ölçüsünü tekrarladı; istifa dilekçesini, üç gün sonra imzalanan ibranameyi ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirerek işçinin baskı ve psikolojik taciz iddiasını ispat edemediğini kabul etti ve direnme kararını bozdu. Olay Türk Borçlar Kanunu öncesi döneme aittir; bugün sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmeden yapılan ibra TBK m. 420/2'ye göre kesin olarak hükümsüzdür.
Sonuç: Baskıyla istifa ettirildiğini ileri süren işçi bunu ispat edemezse fesih istifa sayılır ve kıdem tazminatı doğmaz.
17.Son tutanakta müzakere edilmeyen alacak için dava şartıYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/4690 · K. 2025/5819 ·
Görev ve vasıf değişikliğiyle ücreti düşürülen işçi, ücret farkı, ikramiye ve mobbing nedeniyle manevi tazminat istemişti; iki ayrı arabuluculuk son tutanağından birinde uyuşmazlık "mobbing nedeni ile manevi tazminat" olarak belirlenmişti. Daire, 02.06.2018 sonrası başvurularda son tutanakta hangi kalemlerde anlaşma sağlanamadığının açıkça belirtilmesi gerektiğini ve müzakere edilmemiş alacak için dava şartının gerçekleşmeyeceğini açıkladı; tutanaklarda yer almayan ikramiye alacağı yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Arabuluculuk son tutanağında yer almayan bir alacak veya tazminat kalemi için dava şartı gerçekleşmiş sayılmaz; dava edilecek her kalem tutanakta açıkça belirtilmelidir.
Sık sorulan sorular
Mobbing hangi kanunda düzenlenmiştir?
Türk Borçlar Kanunu m. 417, işverenin işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu açıkça düzenler. İş Kanunu'nda eşit davranma ilkesi (m. 5) ve işçinin haklı fesih hakkı (m. 24) da mobbing iddiasıyla ilişkilidir.
Her kötü davranış mobbing sayılır mı?
Hayır. Yargıtay kararlarına göre bir davranışın mobbing sayılması için belirli bir işçinin hedef alınması, davranışların belli bir süreye yayılması ve sistematik hâle gelmesi gerekir. Ara sıra yaşanan tartışma, anlık öfke, kaba veya nezaketsiz davranış ya da otoriter bir yönetim tarzı tek başına mobbing değildir.
Mobbingi kim ispat eder?
İddia eden işçi ispat eder. Ancak Yargıtay kararlarında kesin delil aranmaz; olayların tipik akışı ve tecrübe kurallarına dayanan yaklaşık ispat yeterli görülür. İşçi tacizi güçlü biçimde gösteren olguları ortaya koyduğunda, tacizin olmadığını ispat etmek işverene düşer.
Mobbing davasında hangi deliller kullanılır?
Yargıtay kararlarında elektronik postalar, kamera kayıtları, sağlık raporları, uyarı ve savunma yazıları ile tanık beyanları birlikte değerlendirilmiştir. İşverenle husumeti olan veya olayları bizzat görme imkânı bulunmayan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılmış; sağlık raporunun mobbingin sonucu olduğunu göstermesi aranmıştır.
Mobbing nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?
Evet, davranışlar işçinin kişilik haklarını ihlal edecek boyuttaysa istenebilir (Türk Borçlar Kanunu m. 58). Yargıtay kararlarına göre psikolojik taciz olarak nitelenen her davranış manevi tazminat doğurmaz; kişilik haklarının ihlali ayrıca aranır.
Mobbinge uğrayan işçi istifa ederse kıdem tazminatı alabilir mi?
İşçi sözleşmesini İş Kanunu m. 24'teki haklı nedenlere dayanarak feshederse kıdem tazminatına hak kazanabilir. Bu durumda fesihte haklı olduğunu işçi ispat etmek zorundadır; mobbing iddiası ispatlanamazsa kıdem tazminatı talebi reddedilir.
Mobbing nedeniyle haklı fesih için süre var mı?
Evet. İş Kanunu m. 26'ya göre ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere dayanan fesih hakkı, davranışın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Davranışlar süreklilik gösteriyorsa sürenin hangi tarihten başlayacağı madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.
Mobbing tazminatında zamanaşımı ne kadardır?
Türk Borçlar Kanunu m. 417/3, işverenin koruma borcuna aykırılıktan doğan zararların tazminini sözleşmeye aykırılık hükümlerine bağlar; kanunda aksine hüküm yoksa alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir (m. 146). Dava işverene değil de tacizi uygulayan kişiye karşı haksız fiile dayanılarak açılıyorsa süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır (m. 72); fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Kıdem tazminatında zamanaşımı ise beş yıldır (İş Kanunu ek m. 3).
Mobbing davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet. İş Mahkemeleri Kanunu m. 3'e göre kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı için açılan davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Başvurmadan açılan dava usulden reddedilir. İstisna yalnız iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminatlar içindir.
Mobbing davası hangi mahkemede açılır?
İş mahkemesinde açılır. Davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir ve basit yargılama usulü uygulanır (İş Mahkemeleri Kanunu m. 5, 6 ve 7).
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Bu alandaki diğer rehberler
- İş kazası tazminatı: meslek hastalığı, işverenin sorumluluğu, hesap ve zamanaşımı
- Sendikal tazminat ve toplu iş sözleşmesi uyuşmazlıkları
- İşe iade davası: iş güvencesinin şartları, süreler ve sonuçlar
- Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı (1475 sayılı Kanun m. 14, 4857 sayılı Kanun m. 17)
- Yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve diğer işçilik alacakları (4857 sayılı Kanun m. 41, m. 53, m. 59)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.