İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

İşe iade davası: iş güvencesinin şartları, süreler ve sonuçlar

Yayın tarihi:

İş güvencesi, belirli şartları taşıyan işçinin iş sözleşmesinin ancak geçerli bir sebeple feshedilebilmesini sağlar. Bu rehber, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddelerini, işe iade talebinin arabuluculuk ve dava sürelerini, davanın hangi mahkemede ve hangi usulle görüldüğünü ve Yargıtay'ın geçerli sebep denetiminde kullandığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Otuz veya daha fazla işçinin çalıştığı işyerinde en az altı aydır çalışan ve belirsiz süreli sözleşmesi olan işçinin sözleşmesi ancak geçerli bir sebeple sona erdirilebilir; işletmenin veya işyerinin bütününü yöneten bazı işveren vekilleri bu korumanın dışındadır. Sebep gösterilmeden ya da geçerli olmayan bir sebeple çıkarılan işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Feshin geçerli sebebe dayandığını işveren ispat eder. Fesih geçersiz bulunursa işçi işe başlatılır ya da tazminat ödenir.

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

İş mahkemesi. 4857 sayılı Kanun'a tabi işçi ile işveren veya işveren vekili arasındaki, iş ilişkisinden doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına iş mahkemeleri bakar.

Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 5

Yetkili mahkeme

Davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi; bu hükme aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 6

Dava şartı

Zorunlu arabuluculuk vardır. İşe iade talebiyle açılan davada arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; başvurmadan açılan dava usulden reddedilir.

Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 3

Süre ve zamanaşımı

Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvuru; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava. Arabuluculuk süresince hak düşürücü süre işlemez.

Dayanak: 4857 sayılı Kanun m. 20; 7036 sayılı Kanun m. 3

Yargılama usulü

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır.

Dayanak: 7036 sayılı Kanun m. 7

Harç

Maktu karar ve ilam harcı; konusu belli bir değerle ilgili bulunmayan davalarda esas hakkında verilen kararlar maktu harca tabidir.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15; (1) sayılı tarife A-III-2

Kanun yolu

İş mahkemesi kararına karşı istinaf; bölge adliye mahkemesi işe iade davasında ivedilikle ve kesin olarak karar verir, temyiz yolu kapalıdır.

Dayanak: 4857 sayılı Kanun m. 20

İşe iade davasının şartları nelerdir: 4857 sayılı Kanun m. 18'deki işçi sayısı, kıdem ve sözleşme türü

İş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için 4857 sayılı Kanun m. 18/1'deki şartların birlikte bulunması gerekir: 1) işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması, 2) işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, 3) iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması, 4) işçinin m. 18'in son fıkrasında sayılan işveren vekillerinden olmaması. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Bu şartları taşıyan işçinin sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

Altı aylık kıdem, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır ve bu hesapta m. 66'daki çalışma süresinden sayılan süreler dikkate alınır (m. 18/2, m. 18/4). İşçi sayısı bakımından ise işverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, işyerinde çalışan işçi sayısı bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir (m. 18/4).

Yargıtay otuz işçi sayısının nasıl hesaplanacağını ayrıntılı ölçütlere bağlamıştır. Belirli veya belirsiz süreli, tam veya kısmi süreli, daimi veya mevsimlik sözleşmeyle çalışanlar arasında ayrım yapılmaz; fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işçinin sözleşmesinin devam etmesi yeterlidir, ayrıca fiilen çalışıyor olması gerekmez. (Yargıtay 22. HD, E. 2019/3314)1 İş güvencesi kapsamı dışında kalan işveren vekilleri ve yardımcıları sayıya dahil edilir; çırak, stajyer, ödünç iş ilişkisiyle çalıştırılanlar ve alt işveren işçileri ise hesaba katılmaz. İşçilerin bir kısmı iş güvencesinden kaçmak için muvazaalı olarak alt işveren işçisi gösterilmişse bu işçiler de sayıya eklenir.1 Aynı kararda hükmün nispi emredici olduğu, daha az işçi sayısı öngören sözleşme hükümlerinin geçerli kabul edildiği belirtilmiş; asıl işverenin işçileri alt işverenin işçi sayısına eklenerek kurulan kabul kararı bozularak dava reddedilmiştir.1

İşverenle başka bir şirket arasında organik bağ bulunması da tek başına sayıyı değiştirmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını giderirken, salt organik bağın varlığının dava dışı şirketin işçilerinin otuz işçi sayısının tespitinde kullanılması sonucunu doğurmadığını ve tüzel kişilik perdesinin aralanmadığı bir durumda dava dışı şirketin işkolunun aynı veya farklı olmasının sonuca etkisi olmadığını kabul etmiştir. (Yargıtay 9. HD, E. 2025/8286)2

İşveren vekili istisnası iki grup içindir: işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri (m. 18/son). Yargıtay'a göre genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanı tek başına iş güvencesi dışında kalma sonucunu doğurmaz; belirleyici olan temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününün yönetilip yönetilmediğidir. (Yargıtay 7. HD, E. 2013/9180)3 İkinci grupta işyerinin tümünü sevk ve idare ile işe alma ve işten çıkarma yetkisi birlikte aranır; bu yüzden işçi alma ve çıkarma yetkisi olmayan bir şube veya fabrika müdürü iş güvencesinden yararlanır.3 İş güvencesi hükümleri emredici olduğundan, bu şartlar taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden araştırılır.3

Geçerli sebep nedir ve 4857 sayılı Kanun m. 25'teki haklı sebepten farkı nedir?

4857 sayılı Kanun m. 18/1 geçerli sebepleri üç kaynağa bağlar: işçinin yeterliliği, işçinin davranışları ve işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri. Kanun ayrıca bazı hâllerin fesih için geçerli sebep oluşturmadığını sayar (m. 18/3): 1) sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında ya da işverenin rızasıyla çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak, 2) işyeri sendika temsilciliği yapmak, 3) haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak, 4) ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler, 5) m. 74'te öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek, 6) hastalık veya kaza nedeniyle m. 25/I-b'deki bekleme süresinde geçici devamsızlık.

Haklı sebep ise m. 25'te sayılan, işverene sözleşmeyi bildirim süresini beklemeden derhal feshetme imkânı veren sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller, zorlayıcı sebepler ve gözaltı veya tutuklama hâlidir. Bu sebeple sözleşmesi feshedilen işçi de feshin bu bentlere uygun olmadığı iddiasıyla m. 18, 20 ve 21 çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir (m. 25/son). Davranış veya verimle ilgili fesihte savunma alma yükümlülüğü, işverenin m. 25/II'ye uygun fesih hakkını ortadan kaldırmaz (m. 19/2).

İki kavram arasındaki ilişkiyi Hukuk Genel Kurulu açıklamıştır: her haklı fesih aynı zamanda geçerli fesihtir. (Yargıtay HGK, E. 2017/3108)4 Bu ayrım, işe iade davasının sonucunun daha sonra açılan kıdem ve ihbar tazminatı davasına etkisini belirler. İşe iade davasında feshin haklı nedene dayandığı kesin olarak tespit edilmişse bu tespit, aynı olaylara dayanan tazminat davasında kuvvetli delil sayılır ve kıdem ile ihbar tazminatı talepleri reddedilir.4 Buna karşılık işe iade davasında feshin haklı değil geçerli nedene dayandığı tespit edilmişse, işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilir.4 İşe iade davasında feshin haklı mı geçerli mi olduğu konusunda kesin bir tespit yapılmadan dava reddedilmişse kuvvetli delilden söz edilemez; bu durumda alacak davasında toplanan delillere göre feshin haklı nedene mi geçerli nedene mi dayandığı ayrıca değerlendirilir.4

4857 sayılı Kanun m. 19'a göre fesih bildirimi nasıl yapılır ve savunma alınmaması feshi nasıl etkiler?

İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır (m. 19/1). Fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi, işçinin işe iade talebinin kanunda sayılan iki dayanağından biridir; diğeri gösterilen sebebin geçerli olmamasıdır (m. 20/1).

Davranış veya verimle ilgili nedenlerle fesihte ikinci bir usul şartı vardır: işçinin hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan belirsiz süreli sözleşmesi bu nedenlerle feshedilemez (m. 19/2). Yargıtay savunma istemini biçimsel bir işlem olarak görmez. Bir kararda, savunma bildiriminin tebellüğden kaçınıldığına dair belge fesih bildirimiyle aynı tarihli olduğu ve işçiye savunma yapması için makul süre tanınmadığı için yazılı savunmanın alınmadığı kabul edilmiş ve işe iade kararı onanmıştır. (Yargıtay 7. HD, E. 2016/7790)5

Savunmanın alınmış olması da feshi tek başına geçerli kılmaz. Performans düşüklüğü nedeniyle yapılan bir fesihte işçiden savunma istenmiş olmasına rağmen, performans ölçütlerinin işçiye önceden bildirilip bildirilmediği ve değerlendirmenin objektif yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı için davanın reddi bozulmuştur. (Yargıtay 9. HD, E. 2016/31461)6

Performans veya verim düşüklüğü nedeniyle fesihte Yargıtay hangi objektif ölçütleri arar?

İşçinin yeterliliğinden kaynaklanan fesihlerin en sık görüleni performans ve verim düşüklüğüdür. Yargıtay'a göre performans ve verimlilik sonuçlarının geçerli bir nedene dayanak olabilmesi için objektif ölçütlerin belirlenmesi zorunludur ve objektiflik, o işyerinde aynı işi yapanların aynı kurallara bağlı olması şeklinde uygulanır.6 Standartlar işyerine özgü, gerçekçi ve makul olmalıdır; geçerli neden için süreklilik gösteren düşük veya düşme eğilimli sonuçlar gerekir ve performansı yükseltmeye dönük hedeflere ulaşılamaması tek başına geçerli neden değildir.6

Değerlendirme kriterleri önceden saptanmalı ve işçiye tebliğ edilmelidir; işyerine özgü bir performans değerlendirme sistemi geliştirilip uygulanmalıdır.6 İşveren, deneme ve bekleme dönemindeki çalışma standardının üstünde bir performans bekliyorsa, eğitim ve iş koşullarının iyileştirilmesi gibi performans artırıcı olanakları sağladığını da kanıtlamalıdır.6

Bu ölçütler ispat yükünün işverende olmasıyla birlikte işler. Yargıtay, işçinin aynı görevde çalışanlara göre performansının ne şekilde düşük olduğunun işverence somut ve objektif delillerle ortaya konulmadığı, dosyada müşteri şikâyeti bulunmadığı ve çalışan şikâyetlerinin sonradan delil oluşturmak için alındığı bir olayda feshin geçerli nedene dayanmadığını kabul etmiştir.5

İşletmesel (ekonomik) nedenle fesihte tutarlılık, keyfilik ve son çare denetimi nasıl yapılır?

İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan fesihlerde Yargıtay'ın kurduğu denetimde önce işverenin işletmesel kararı aranır; ardından bu kararla istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin kararı tutarlı biçimde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi, feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulur. (Yargıtay 22. HD, E. 2011/12810)7 Aynı ölçütler güncel kararlarda da tekrarlanmaktadır. (Yargıtay 9. HD, E. 2021/2399)8

İşletmesel kararın amacını ve içeriğini belirlemek işverenin serbestisindedir; ancak işveren, bu kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi gerekli kıldığını, istihdam fazlalığı doğduğunu ve feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlamak zorundadır.7 Karar sürekli ve kalıcı şekilde uygulanmalıdır. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil, kararın hukuka uygunluğu ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünden, teknik bir denetimle incelenir; fesihle güdülen amaca uygun daha hafif tedbirlerin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi işverenin tekelinde değildir.7 Güvenlik biriminin bütünüyle kapatılıp hizmetin dışarıdan satın alındığı bir olayda, kararın tutarlı uygulandığı ve feshin kaçınılmaz olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.7

Son çare ilkesinin sınırlarını da Yargıtay belirlemiştir. İlkenin uygulanabilmesi için işçinin fiilen ve gerçekten çalıştırılabileceği başka bir işin ve işyerinin bulunması gerekir.8 Fesihten sonra yeni işçi alınması değerlendirilirken fesih tarihinden önceki ve sonraki makul süre belirleyicidir; fesihten iki yıl sonra aynı işi yapmak üzere işçi alınması feshi geçersiz kılmamıştır.8 Aynı kararda, niteliği gereği kadın işçinin çalıştırılması gereken bir işin davacının fiilen çalışabileceği bir iş olmadığı ve bu işe kadın işçi alınmasının son çare ilkesine aykırılık oluşturmadığı kabul edilmiştir.8

İşe iade davasında ispat yükü kimdedir (4857 sayılı Kanun m. 20/2)?

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/2). Yargıtay işverenin ispat yükünü iki aşamada tarif eder: işveren önce feshin biçimsel şartlarına uyduğunu, sonra içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli veya haklı olduğunu ispatlar.8 Biçimsel şartlar m. 19'daki yazılılık, sebebin açık ve kesin gösterilmesi ve gerektiğinde savunma alınmasıdır.

İşletmesel nedenle fesihte işveren, istihdam fazlalığının doğduğunu ve feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlamak zorundadır.7 Performans nedeniyle fesihte ise düşük performansın somut ve objektif delillerle ortaya konulması işverenden beklenir; bu yapılamazsa fesih geçersiz sayılır.5

Sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan davada da feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir; feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatlamak zorundadır (6356 sayılı Kanun m. 25/6). Yargıtay, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu döneminde verdiği bir kararda, sendikal fesih iddiasının değerlendirilmesinde fesih dönemindeki işçi sayılarının, başka işçilerin sözleşmelerinin feshedilip feshedilmediğinin ve fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiş; tanık beyanlarıyla yetinilerek verilen kararı eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. (Yargıtay 9. HD, E. 2013/7328)9

İşe iade için arabulucuya ve mahkemeye başvuru süreleri nelerdir (4857 sayılı Kanun m. 20, 7036 sayılı Kanun m. 3)?

İşe iade talebi doğrudan mahkemeye götürülemez. 7036 sayılı Kanun m. 3/1'e göre işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava hiçbir işlem yapılmadan usulden reddedilir (m. 3/2).

Süreler 4857 sayılı Kanun m. 20/1'de, 7036 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle yapılan değişiklikle düzenlenmiştir: işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığı için verilen usulden ret kararı taraflara resen tebliğ edilir ve kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (7036 sayılı Kanun m. 3/10). Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 3/17). Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk sona ererse, bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (m. 3/12).

Arabuluculuktan önceki dönemde bir aylık dava süresine ilişkin olarak verilen bir Yargıtay kararında, bu sürenin hak düşürücü olduğu, süre geçtikten sonra işe iade davası açılmasının olanaksız olduğu belirtilmiş ve süresinden sonra açılan davayı kabul eden karar bozularak dava reddedilmiştir. (Yargıtay 22. HD, E. 2011/606)10 Bugünkü bir aylık arabulucuya başvuru süresi bakımından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını giderirken, işçinin fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorunda olduğunun âmir hüküm olarak düzenlendiğini, bu düzenlemenin hâkime usul şartını ortadan kaldırma veya değiştirme yönünde takdir yetkisi tanımadığını ve yoruma açık olmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 9. HD, E. 2020/978)11 Aynı kararda, yurt dışında çalışan işçinin sözleşmesinin önelli olarak feshedilmesi hâlinde de başvuru süresinin fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir.11 Mahkeme bu davayı ivedilikle sonuçlandırır; kanun belirli bir süre öngörmez. İstinaf yoluna başvurulursa bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir (m. 20/3).

İşe iade kararının sonuçları nelerdir: işe başvuru, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti (4857 sayılı Kanun m. 21)?

Fesih geçersiz bulunduğunda sonuçlar kanunda sayılmıştır: 1) işçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır; başvurmazsa fesih geçerli sayılır ve işveren yalnız bunun hukuki sonuçlarıyla sorumlu olur (m. 21/6), 2) işveren başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır, 3) başlatmazsa işçiye en az dört ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat öder (m. 21/1), 4) kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları ödenir (m. 21/3). Mahkeme, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler (m. 21/4).

İşe başlatmama tazminatının miktarını mahkeme belirler (m. 21/2). Yargıtay kararlarında bu tazminat davacının kıdemi ve fesih nedeni dikkate alınarak takdir edilmektedir. (Yargıtay 7. HD, E. 2016/25740)12 Fesih tarihinden önce emekli olmuş işçi bakımından tazminatın alt sınır olan dört aylık brüt ücret tutarında belirlenmesi gerektiği, altı aylık belirlemenin hatalı olduğu kabul edilmiştir.3 İşçi işe başlatılırsa peşin ödenen bildirim süresi ücreti ile kıdem tazminatı bu ödemelerden mahsup edilir.

Başvurudan sonra işverenin işe daveti de denetlenir. Yargıtay'a göre işçinin başvurusu yapılmışken işveren, çalışılacak yeri, çalışma şartlarını ve yapılacak işi belirterek işe davet etmelidir; yalnız yasal süre içinde başvurulmasının beklendiğini bildiren soyut bir cevap işe davet sayılmaz ve samimi değildir. (Yargıtay 9. HD, E. 2022/5134)13 Bu durumda işçi boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatına ve ayrıca ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanır.13

Arabuluculukta işe başlatma konusunda anlaşılırsa taraflar işe başlatma tarihini, boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların parasal miktarını ve işçi işe başlatılmazsa ödenecek tazminatın parasal miktarını belirlemek zorundadır; aksi hâlde anlaşma sağlanamamış sayılır. İşçi kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir (m. 21/7). Maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları sözleşmeyle değiştirilemez (m. 21/son).

İlgili mevzuat

4857 sayılı Kanun m. 18 — Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Madde 18 - Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.

Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:

a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.

b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.

c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.

d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.

e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.

f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.

Kaynak: İş Kanunu (4857)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4857 sayılı Kanun m. 19 — Sözleşmenin feshinde usul

Madde 19 - İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.

Kaynak: İş Kanunu (4857)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4857 sayılı Kanun m. 20 — Fesih bildirimine itiraz ve usulü

Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

(Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.

(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)

Kaynak: İş Kanunu (4857)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

4857 sayılı Kanun m. 21 — Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Madde 21 - İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

(Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

(Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;

a) İşe başlatma tarihini,

b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,

c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını,

belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.

Kaynak: İş Kanunu (4857)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Otuz işçi sayısının hesaplanması ve alt işveren işçileriYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2019/3314 · K. 2019/9926 ·

    Gemi kaptanı olarak çalışan işçinin sözleşmesi ekonomik kriz gerekçesiyle feshedilmiş, ilk derece mahkemesi asıl işverenin işçilerini de hesaba katarak otuz işçi şartının gerçekleştiğini kabul etmişti. Daire, otuz işçinin belirlenmesinde sözleşme türleri arasında ayrım yapılmayacağını, işveren vekillerinin sayıya dahil, çırak, stajyer, ödünç ve alt işveren işçilerinin ise hariç olduğunu açıkladı; davalı şirkette aynı işkolunda fesih tarihinde otuz işçi bulunmadığını belirterek kararı bozdu ve davayı reddetti.

    Sonuç: Otuz işçi hesabında işçinin kendi işvereninin çalışanları sayılır; muvazaa yoksa asıl işverenin işçileri alt işverenin sayısına eklenmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Organik bağ otuz işçi sayısını değiştirmezYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/8286 · K. 2025/10030 ·

    İki bölge adliye mahkemesi dairesi, davalı şirketle organik bağı bulunan ama başka işkolunda faaliyet gösteren şirketin işçilerinin otuz işçi hesabına katılıp katılmayacağı konusunda farklı sonuçlara varmıştı. Daire, organik bağ kavramının dürüstlük kuralından kaynaklandığını, organik bağın tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanması sonucunu doğurmadığını açıkladı ve uyuşmazlığı, salt organik bağ kabulüyle dava dışı şirketin işçi sayısının eklenemeyeceği ve perde aralanmadıkça işkolunun aynı veya farklı olmasının sonuca etkisi olmadığı yönünde giderdi.

    Sonuç: Başka bir şirketle organik bağ, perde aralanmadıkça o şirketin işçilerini otuz işçi hesabına katmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.İş güvencesi dışında kalan işveren vekiliYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2013/9180 · K. 2013/8424 ·

    Bir gazetenin genel yayın yönetmeni ve sorumlu müdürü olarak çalışan işçi, yeniden yapılanma gerekçesiyle yapılan feshin geçersizliğini istemişti. Daire, iş güvencesi hükümlerinin emredici olduğunu ve şartların kendiliğinden araştırılacağını, unvanın tek başına belirleyici olmadığını, işyerini yöneten kişinin işveren vekili sayılması için işe alma ve işten çıkarma yetkisinin de birlikte arandığını açıkladı; davacının işveren vekili olup olmadığı araştırılmadan karar verildiği için hükmü bozdu ve emekli işçide işe başlatmama tazminatının dört aylık ücret tutarında belirlenmesi gerektiğini ekledi.

    Sonuç: Genel müdür unvanı tek başına iş güvencesini ortadan kaldırmaz; temsil yetkisi ve fiilî yönetim konumu araştırılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Haklı ve geçerli fesih ayrımının tazminat davasına etkisiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/3108 · K. 2021/380 ·

    İşçinin işe iade davası, feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle reddedilip kesinleşmişti. Sonra açılan kıdem ve ihbar tazminatı davasında yerel mahkeme feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek talepleri reddetti. Hukuk Genel Kurulu, her haklı feshin aynı zamanda geçerli fesih olduğunu, işe iade davasında feshin geçerli nedene dayandığına ilişkin kesinleşen tespitin tazminat davasında kuvvetli delil olduğunu ve bu durumda kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü gerektiğini belirterek direnme kararını bozdu.

    Sonuç: İşe iade davasında feshin haklı değil geçerli nedene dayandığı kesin olarak tespit edilmişse işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır; kesin tespit yoksa alacak davasında ayrıca değerlendirme yapılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Savunma için makul süre tanınmamasıYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2016/7790 · K. 2016/13437 ·

    İşçinin sözleşmesi performans seviyesine ulaşamadığı ve davranışlarının şirket standartlarına uymadığı gerekçesiyle feshedilmişti. Daire, fesihten önce yazılı savunma alınmadığını, savunma bildiriminin tebellüğden kaçınıldığına ilişkin belgenin fesih bildirimiyle aynı tarihli olduğunu ve makul süre tanınmadığını, performansın ne şekilde düşük olduğunun ispat yükü üzerinde olan işverence somut ve objektif delillerle ortaya konulamadığını belirterek işe iade kararını onadı.

    Sonuç: Fesihle aynı gün istenen savunma, savunma alma yükümlülüğünü karşılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Performans düşüklüğünde objektif ölçüt ve önceden tebliğYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2016/31461 · K. 2017/19066 ·

    Departman yöneticisi olarak çalışan işçi, performans iyileştirme programına alınmış, ardından savunması istenerek sözleşmesi feshedilmişti. İlk derece mahkemesi feshin geçerli sebebe dayandığını kabul ederek davayı reddetti. Daire, performans ve verimlilik sonuçlarının geçerli neden sayılabilmesi için objektif, işyerine özgü, gerçekçi ölçütlerin önceden belirlenip işçiye tebliğ edilmesi ve düşük sonuçların süreklilik göstermesi gerektiğini açıkladı; kriterlerin tebliğ edilip edilmediği ve değerlendirmenin objektifliği anlaşılamadığı için eksik inceleme gerekçesiyle kararı bozdu.

    Sonuç: Performans nedeniyle fesihte ölçütler önceden belirlenmeli, işçiye bildirilmeli ve aynı işi yapanlara aynı biçimde uygulanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.İşletmesel kararda tutarlılık, keyfilik ve son çare denetimiYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2011/12810 · K. 2012/4350 ·

    İşveren işyerindeki güvenlik birimini kapatıp hizmeti uzman bir güvenlik şirketinden satın almaya karar vermiş ve bu birimde çalışanların sözleşmelerini feshetmişti. İlk derece mahkemesi, başka iş teklif edilmediği gerekçesiyle işe iadeye karar vermişti. Daire, işletmesel kararla istihdam fazlalığının doğup doğmadığının, kararın tutarlı uygulanıp uygulanmadığının, fesihte keyfilik bulunup bulunmadığının ve feshin kaçınılmaz olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini açıkladı; birimin bütünüyle tasfiye edildiğini ve feshin kaçınılmaz olduğunu kabul ederek kararı bozdu ve davayı reddetti.

    Sonuç: İşletmesel nedenle fesihte işveren, istihdam fazlalığını ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Son çare ilkesinde fiilen çalışılabilecek iş ve makul süreYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2021/2399 · K. 2021/6646 ·

    Hizmetli olarak çalışan işçinin sözleşmesi, çalıştığı birimin başka bir binaya taşınması nedeniyle feshedilmişti. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı ihlali kararı üzerine yeniden görülen davada ilk derece mahkemesi, fesihten sonra hizmetli alındığı gerekçesiyle işe iadeye karar verdi. Daire, işverenin ispat yükünü ve işletmesel karar denetimini açıkladı; son çare ilkesi için işçinin fiilen çalışabileceği başka bir işin bulunması gerektiğini, kadın hasta katına kadın hizmetli alınmasının ve fesihten iki yıl sonra yapılan işe alımın feshi geçersiz kılmadığını belirterek kararı bozdu ve davayı reddetti.

    Sonuç: Fesihten sonra yeni işçi alınması, ancak makul süre içinde ve işçinin fiilen yapabileceği bir iş için yapılmışsa son çare ilkesini ihlal eder.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Sendikal fesih iddiasında yapılacak araştırmaYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2013/7328 · K. 2013/29245 ·

    Sendika üyesi işçi, sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat istemiş, işveren ise feshin işveren hakkında asılsız sözler nedeniyle yapıldığını savunmuştu. Daire, o tarihte yürürlükte olan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu m. 31'e göre sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan işe iade davasında ispat yükünün işçide olduğunu açıkladı; fesih dönemindeki işçi sayıları, başka fesihler ve sonradan yapılan işe alımlar araştırılmadan tanık beyanlarıyla yetinildiği için kararı bozdu. Karar 2821 sayılı Kanun dönemine ilişkindir; bugün ispat yükü 6356 sayılı Kanun m. 25/6'ya göre dağıtılır.

    Sonuç: Feshin sendikal nedene dayandığını işçi ispat eder; mahkeme işyerindeki fesih ve işe alım tablosunu araştırır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Eski düzende işe iade dava süresi hak düşürücüydüYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2011/606 · K. 2011/3234 ·

    İşçinin sözleşmesi feshedilmiş, işe iade davası fesihten bir aydan fazla süre sonra açılmıştı; ilk derece mahkemesi davayı kabul etti. Daire, o tarihte yürürlükte olan m. 20/1'deki bir aylık sürenin hak düşürücü olduğunu, süre geçtikten sonra işe iade davası açılmasının olanaksız olduğunu belirterek kararı bozdu ve davayı reddetti. Bugün bir aylık süre arabulucuya başvuru için işler.

    Sonuç: Eski düzende bir aylık işe iade dava süresi hak düşürücüydü; süre geçtikten sonra açılan dava reddedilirdi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Arabulucuya başvuru süresi fesih bildiriminin tebliğinden başlarYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2020/978 · K. 2020/5774 ·

    Yurt dışında çalışan ve sözleşmesi önelli olarak feshedilen işçilerin işe iade taleplerinde, bölge adliye mahkemesinin iki dairesi arabulucuya başvuru süresinin başlangıcı konusunda farklı sonuçlara varmıştı: biri süreyi fesih bildiriminin tebliğinden, diğeri işçinin yurda dönüşünden başlatmıştı. Daire, 4857 sayılı Kanun m. 20/1'deki bir aylık başvuru süresinin âmir hüküm olduğunu, hâkime takdir yetkisi tanımadığını ve yoruma açık olmadığını belirterek uyuşmazlığı, yurt dışında çalışan işçide de sürenin fesih bildiriminin tebliği tarihinden başlayacağı yönünde giderdi.

    Sonuç: İşe iade için arabulucuya başvuru süresi fesih bildiriminin tebliğinden başlar; işçinin yurt dışında bulunması başlangıcı değiştirmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.İşe başlatmama tazminatının takdiri ve maktu harçYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2016/25740 · K. 2016/21251 ·

    Tünel inşaatında kalıp işçisi olarak çalışan alt işveren işçisinin sözleşmesi işin bitmesi gerekçesiyle feshedilmiş, bozmadan sonra ilk derece mahkemesi asıl işverenleri kendiliğinden davaya dahil ederek aleyhlerine de hüküm kurmuştu. Daire, alt işveren ile resen davaya dahil edilen asıl işverenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını belirterek kararı bozdu; kendisi hüküm kurarak feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verdi, işe başlatmama tazminatını kıdem ve fesih nedenine göre dört aylık ücret tutarında belirledi ve maktu karar ve ilam harcına hükmetti.

    Sonuç: İşe başlatmama tazminatı kıdem ve fesih nedenine göre dört ile sekiz aylık ücret arasında takdir edilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.İşverenin işe davetinin samimi olmasıYargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2022/5134 · K. 2022/5822 ·

    İşe iade davası kesinleşen alt işveren işçisi süresinde işe başlatılmak için başvurmuş, alt işveren ise ihalenin bittiğini, başka bir işte çalıştırılabileceğini ve süresinde başvuranların işe başlatılacağını bildirmişti. Daire, başvuru zaten yapılmışken işverenin çalışılacak yeri, çalışma şartlarını ve yapılacak işi belirterek davet etmesi gerektiğini, soyut cevabın işe davet sayılamayacağını ve samimi olmadığını belirterek boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, ihbar ve kıdem tazminatına hükmeden kararı onadı.

    Sonuç: İşçinin başvurusuna verilen soyut ve belirsiz cevap, işe davet sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

İşe iade davası açabilmek için hangi şartlar gerekir?

İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışmalı, işçinin en az altı aylık kıdemi olmalı ve iş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır. Yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz. İşletmenin bütününü yöneten ya da işyerinin bütününü yönetip işçi alma ve çıkarma yetkisi olan işveren vekilleri iş güvencesinden yararlanamaz (4857 sayılı Kanun m. 18).

Otuz işçi hesabında hangi işyerleri dikkate alınır?

İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, bu işyerlerinde çalışanların toplamı esas alınır. Yargıtay kararlarına göre sözleşme türleri arasında ayrım yapılmaz; çırak, stajyer ve alt işveren işçileri ise sayıya katılmaz.

İşten çıkarıldıktan sonra işe iade için ne kadar sürem var?

Fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir (4857 sayılı Kanun m. 20).

Arabulucuya gitmeden doğrudan işe iade davası açılabilir mi?

Hayır. İşe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir (7036 sayılı Kanun m. 3; 4857 sayılı Kanun m. 20).

İşe iade davasında feshin geçerli olduğunu kim ispat eder?

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını işveren ispat eder. İşçi feshin başka bir sebebe, örneğin sendika üyeliğine dayandığını ileri sürüyorsa bu iddiasını kendisi ispat etmek zorundadır (4857 sayılı Kanun m. 20).

Savunmam alınmadan performans düşüklüğü nedeniyle çıkarılabilir miyim?

İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle belirsiz süreli sözleşmesi, hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan feshedilemez. Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hâllerde işverenin derhal fesih hakkı saklıdır (4857 sayılı Kanun m. 19).

İşe iade kararından sonra işe başlamak için ne yapmak gerekir?

İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Başvurmazsa fesih geçerli sayılır ve işveren yalnız bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur (4857 sayılı Kanun m. 21).

İşveren işe başlatmazsa ne ödenir?

İşveren başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı öder. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklar ödenir (4857 sayılı Kanun m. 21).

İşe iade davası hangi mahkemede görülür?

İş mahkemesinde görülür. Dava, davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesinde veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir; bu kurala aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir (7036 sayılı Kanun m. 5 ve m. 6).

İşe iade kararına karşı Yargıtay'a gidilebilir mi?

Hayır. İş mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir (4857 sayılı Kanun m. 20).

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

İş Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

İş Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp