Cezaevinde vekâlet ve avukatla görüşme (5275 sayılı Kanun m. 59)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- Tutuklu ve hükümlü avukatıyla hangi kurala göre görüşür? (CMK m. 154/1 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/1)
- Avukat görüşmesi nerede, nasıl yapılır ve hangi hâllerde kısıtlanabilir? (5275 sayılı Kanun m. 59/2-8, 10 ve 11)
- Ceza davasında müdafi seçmek için noter vekâletnamesi şart mı? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu)
- Hukuk davası ve diğer işler için vekâletname nasıl verilir? (HMK m. 76/1 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/2)
- Hüküm kesinleşince avukatın vekâleti sona erer mi? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007 ve Anayasa Mahkemesi 2025)
- Hükümlü kısıtlanırsa vekâlet ve davalar ne olur? (TMK m. 407 ve TBK m. 513)
- TCK m. 53'teki hak yoksunluğu hükümlünün kısıtlanması demek midir?
- Avukatla görüşme engellenirse hangi yola başvurulur? (4675 sayılı Kanun m. 5 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/9)
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, müdafiiyle vekâletname aranmaksızın her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.
- Hükümlü, avukatlarıyla vekâletnamesi olmadan en çok üç kez görüşebilir; aralarındaki belgeler kural olarak incelenemez, görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz.
- Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre ceza davasında noter vekâletnamesi müdafilik için geçerlilik şartı değil, ispat aracıdır.
- Ceza infaz kurumundaki ergin hükümlü isteği üzerine kısıtlanır; toplam beş yıl veya daha fazla cezada, gerekli görülürse isteği olmasa da kısıtlanabilir.
Cezaevindeki tutuklu ve hükümlünün avukatıyla görüşmesi, avukata vekâlet vermesi ve hükümlülüğün vekâlet ilişkisine etkisi birkaç kanunda dağınık olarak düzenlenir. Bu rehber, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 59'u, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 154'ü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 76'yı, Türk Medeni Kanunu m. 407'yi ve Türk Borçlar Kanunu m. 513'ü; Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birlikte anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Tutuklunun avukatla görüşmesi
Şüpheli veya sanık, müdafiiyle vekâletname aranmaksızın her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafiiyle yazışmaları denetlenemez.
Dayanak: CMK m. 154/1
- Vekâletnamesiz görüşme (hükümlü)
Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatlarıyla vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşebilir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 59/1
- Görüşmenin gizliliği
Hükümlü ile avukatı arasındaki belgeler ve kayıtlar incelenemez; görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz. İstisna, m. 59/5'te sayılan suçlarda infaz hâkiminin üç ay süreli kararıdır.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 59/4
- Görüşme kısıtlamasına itiraz
İnfaz hâkiminin m. 59 uyarınca verdiği kararlara karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir; tutuklularda kararı soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme verir (m. 59/11).
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 59/9
- Hükümlünün kısıtlanması
Ceza infaz kurumundaki ergin hükümlü isteği üzerine kısıtlanır veya kayyım atanır; toplam beş yıl veya daha fazla cezada, gerekli görülürse isteği olmasa da kısıtlanabilir.
Dayanak: TMK m. 407
- Davada vekâletname
Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletnameyi dosyaya konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.
Dayanak: HMK m. 76/1
Tutuklu ve hükümlü avukatıyla hangi kurala göre görüşür? (CMK m. 154/1 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/1)
Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık için temel kural CMK m. 154/1'dedir: şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafiiyle her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafiiyle yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. Aynı maddenin 2. fıkrası, kanunda sayılan suçlarda gözaltındaki şüphelinin müdafiiyle görüşme hakkının hâkim kararıyla yirmi dört saat kısıtlanabilmesini düzenler; bu fıkra gözaltı dönemine ilişkindir.
Hükümlü için kural 5275 sayılı Kanun m. 59/1'dedir: hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatlarıyla vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik m. 72/2-a aynı kuralı tekrarlar ve m. 72/1, hükümlünün m. 59 gereğince avukat ve noterle görüşme hakkına sahip olduğunu belirtir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, m. 59/1'deki kuralın 5275 sayılı Kanun m. 116 gereğince tutukluluk hâliyle uzlaştığı ölçüde tutuklular hakkında da uygulanabileceğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2022/261)1
Anayasa Mahkemesi, kesinleşmeden sonra avukatıyla görüştürülmeyen bir hükümlünün bireysel başvurusunda, avukat ile mahpusun belli bir mahremiyet içinde görüşmesinin mahpusun ceza infaz kurumu içinde ve dışında devam eden özel hayatının gizliliği açısından da önemli olduğunu belirtmiş; başvuruyu özel hayata saygı hakkı kapsamında incelemiştir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2020/33666)2
Avukatla telefonla görüşme ve mektuplaşma ile aile ve yakın ziyareti bu sayfanın konusu değildir; bunlar ayrı rehberlerde anlatılır.
Avukat görüşmesi nerede, nasıl yapılır ve hangi hâllerde kısıtlanabilir? (5275 sayılı Kanun m. 59/2-8, 10 ve 11)
5275 sayılı Kanun m. 59/2'ye göre avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde yapılır; görüşme, konuşulanların duyulamayacağı ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde olur. Avukatlar, vekâletnameleri olsa da aynı anda birden fazla hükümlüyle görüşemez (m. 59/3).
Görüşmenin gizliliği m. 59/4'tedir: hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmaya ilişkin kendi tuttukları kayıtlar incelenemez; hükümlünün avukatıyla yaptığı görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz. Yönetmelik m. 72/2-d'ye göre hükümlüyle görüşmeye gelen avukattan, yanındaki belge ve dosyaların savunmaya ilişkin olup olmadığına dair yazılı beyan alınır; savunmaya ilişkin olduğu beyan edilen belge ve dosyalar her ne suretle olursa olsun incelenemez.
Bu kuralın istisnası m. 59/5'tedir. TCK m. 220'de ve TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkûm olanların avukat görüşmelerinde, toplumun ve kurumun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, örgütlerin yönlendirildiğine veya örgütlere talimat ya da mesaj iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilirse Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla üç ay süreyle şu tedbirler uygulanabilir: 1) görüşmenin teknik cihazla sesli veya görüntülü kaydı, 2) görüşmede görevli bulundurulması, 3) verilen belgelere ve tutulan kayıtlara el konulması, 4) görüşme gün ve saatlerinin sınırlandırılması.
İnfaz hâkimliği bu süreyi her defasında üç aydan fazla olmamak üzere birden çok kez uzatabilir, kısaltabilir veya sonlandırabilir (m. 59/6). Görüşmenin bu amaçlara yönelik yapıldığı anlaşılırsa görüşmeye derhâl son verilir ve durum gerekçesiyle tutanağa bağlanır; taraflar görüşmeden önce bu konuda uyarılır (m. 59/7). Tutanak tutulmuşsa Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle hükümlünün avukatlarıyla görüşmesi infaz hâkimince altı ay süreyle yasaklanabilir; yasaklama, yeni avukat görevlendirilmesi için derhâl baro başkanlığına bildirilir (m. 59/8).
Tutuklular hakkında bu madde hükümlerine göre karar vermeye soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme yetkilidir (m. 59/11). Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müdafiin tutukluya gönderdiği belgelere el koyma kararını infaz hâkimliğinin veremeyeceğini; m. 59/11'in açık hükmüne göre bu kararı Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle soruşturmada sulh ceza hâkiminin, kovuşturmada mahkemenin vereceğini belirterek kararı kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2018/3184)3
m. 59/10'a göre bu madde hükümleri, 5275 sayılı Kanun m. 9/3'e göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler hakkında da uygulanır. Anayasa Mahkemesi 24/7/2019 tarihli, E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararıyla m. 59/5'i Anayasa'ya aykırı bulmamış; m. 59/10'un beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlülere ilişkin bölümünü ise m. 59/5'teki görüşmelerin teknik cihazla sesli veya görüntülü kaydedilmesi, görüşmede görevli bulundurulması ve belgeler ile kayıtlara el konulması tedbirleri yönünden oybirliğiyle iptal etmiştir. (Anayasa Mahkemesi, E. 2018/73)4
Ceza davasında müdafi seçmek için noter vekâletnamesi şart mı? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu)
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre seçilmiş müdafiin müdafilik hak ve yetkilerini kullanması ve görevlerini yerine getirmesi vekâletname ibrazına bağlı değildir; avukatla şüpheli veya sanık arasındaki ilişkinin varlığı herhangi bir şekilde ispatlanabilir ve noter aracılığıyla düzenlenen vekâletname yalnız bir ispat aracıdır, ilişkinin kurulması için geçerlilik şartı değildir.1 (Yargıtay CGK, E. 2019/158)5 Kurul, müdafi seçildiğinin şu işlemlerle ortaya konulabileceğini saymıştır: 1) ifade sırasında hazır bulunma, 2) sanığın da hazır bulunduğu duruşmalarda savunma yapma, 3) şüpheli veya sanığın merci önünde avukatı müdafi seçtiğini beyan etmesi, 4) vekâletname ibrazı, 5) seçildiğini gösteren yazılı bir belgenin ibrazı.5
Bu serbestlik, avukatın hangi sıfatla hareket ettiğini ispat etme gereğini ortadan kaldırmaz. Ceza Genel Kurulu, öğretideki görüşü aktararak hazır bulunmayan, kaçak veya duruşmadan bağışık tutulmuş bir sanığı temsil edecek müdafiin bu sıfatı ispat için vekâletname göstermesi gerektiğini kabul etmiştir. Kurulun önündeki olayda temyiz eden avukatın baro tarafından görevlendirildiğine ilişkin evrak dosyada yoktu, avukat sanıkla birlikte duruşmalara katılmamıştı ve ihtarlı tebligata rağmen vekâletname ya da seçildiğini gösteren bir belge sunmamıştı; Kurul bu avukatı yetkili müdafi saymamış, hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığını kabul ederek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy çokluğuyla reddetmiştir.5
Ceza Genel Kurulunun 2022 tarihli bir başka kararında ise vekâletname sunmayan ama sanıkla birlikte duruşmaya gelip hâkim huzurunda müdafi olarak kabul edilen avukatın müdafiliği isabetli, temyizi geçerli görülmüştür. Kurul, ceza muhakemesinde müdafi için vekâletname zorunluluğuna gerek görülmediğini, ancak bunun hiçbir zaman vekâletname sunulmayacağı anlamına gelmediğini belirtmiş; beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için vekâletnamenin yargılamaya sunulması gerektiğini kabul ederek vekâlet ücretine hükmetmeyen Özel Daire kararını oy çokluğuyla onamıştır.1
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026'da aynı ilkeyi uygulamıştır: soruşturmada ifade sırasında hazır bulunan avukatın şüpheli tarafından müdafi seçildiği ispatlanmış sayılmış, noter vekâletnamesinin yalnız ispat aracı olduğu tekrarlanmış ve vekâletname bulunmadığı gerekçesine dayanan kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2026/2223)6
Bu kararların hiçbiri, cezaevindeki tutuklunun müdafi seçtiğini merciye hangi yolla bildireceğini tartışmamıştır. Kararda bu konuya değinilmemiştir.
Hukuk davası ve diğer işler için vekâletname nasıl verilir? (HMK m. 76/1 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/2)
Hukuk yargılamasında kural farklıdır. HMK m. 76/1'e göre avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini dava ya da takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da kanun koyucunun hukuk mahkemesinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâller dışında, dava açılmasını ve usul işlemlerini avukatın vekâletname sunması şartına bağladığını, ceza muhakemesinde ise müdafi için bu zorunluluğa gerek görmediğini belirtmiştir.1
Noterle görüşme de 5275 sayılı Kanun m. 59'da düzenlenir: m. 59/2'deki kurallar avukat için olduğu gibi noter için de geçerlidir; görüşme meslek kimliğinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, ayrılan görüşme yerlerinde yapılır. Yönetmelik m. 72/12'ye göre avukat ve noterle görüşmenin yapılacağı mekânlar bu hakkın kullanımına uygun şekilde kurum idaresince düzenlenir.
Ceza infaz kurumu müdürlüğünün bir vekâletnameyi onaylaması ya da vekâletnamenin üzerine şerh düşmesinin hukuki dayanağı bu sayfadaki kararlarda tartışılmamıştır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2014 tarihli kararındaki olayda kurum müdürü, noterce düzenlenen bir vekâletnamenin üzerine hükümlünün cezaevinde tutuklu bulunduğuna dair şerh düşmüştü; Daire, o tarihteki m. 407 gereğince kısıtlı olan hükümlünün vekil tayin etmesinin mümkün olmadığını bildiği hâlde şerh düşerek usule aykırı vekâletname düzenlenmesine sebep olan müdürün görevinin gereklerine aykırı davrandığını sabit saymış; kurum müdürünün vekâletnameye şerh düşmesinin hukuki dayanağını ayrıca tartışmamıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2014/17305)7 Kararda bu konuya değinilmemiştir.
Hüküm kesinleşince avukatın vekâleti sona erer mi? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007 ve Anayasa Mahkemesi 2025)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007 tarihli kararında avukatlık sözleşmesinin süresiz devam ettiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiş; ceza davasında sözleşmenin hükmün kesinleşmesiyle sona ermesini yasal düzenlemelere uygun bulmuş, olağan olmayan kanun yollarının bu sürece dahil edilmemesi gerektiğini söylemiştir. (Yargıtay CGK, E. 2007/13)8 Kurula göre vekâlet ilişkisi açıkça sonlandırılmadıkça ya da başka bir sona erme nedeni bulunmadıkça devam ediyor olsa da, kesinleşmeden sonraki işler için aynı avukatın devam etmesi isteniyorsa ayrı bir avukatlık sözleşmesi gerekir; ancak bu sözleşme şekle bağlı değildir: müvekkilin sözlü talimatıyla kurulabileceği gibi, avukatın müvekkil lehine işe girmesi ve müvekkilin buna izin vermesi ya da ses çıkarmamasıyla da kurulabilir.8
Kurulun önündeki olayda kesinleşmeden sonra yapılan uyarlama yargılamasındaki karar eski avukata tebliğ edilmiş, avukat süresinde temyiz etmemişti; karar ayrıca cezaevinde hükümlünün kendisine tebliğ edilmiş ve hükümlü bu tebliğe göre temyiz etmişti. Özel Daire, süreyi avukata yapılan tebliğden başlatarak temyiz isteğini reddetmişti. Kurul, devam ettiği kuşkulu hâle gelen eski bir vekâlet ilişkisinden hareketle hükümlü aleyhine sonuç doğurulmaması gerektiğini belirterek temyizi süresinde saymış ve Özel Daire kararını oy çokluğuyla kaldırmıştır.8
Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli bireysel başvuru kararındaki olayda hüküm kesinleşince ceza infaz kurumu, vekâlet ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle avukatın hükümlüyle görüşme talebini reddetmişti. İnfaz hâkimliği avukatın şikâyetini kabul etmiş, Cumhuriyet başsavcılığının itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi Ceza Genel Kurulunun 2007 kararına dayanarak itirazı kabul etmişti. Anayasa Mahkemesi, itiraz merciinin Ceza Genel Kurulu kararında vurgulanan hususlara rağmen kesinleşmeden sonra yeni bir sözleşme olup olmadığı konusunda hiçbir araştırma yapmadığını ve başvurucunun beyanına başvurulmadığını; ayrıca m. 59/1'deki vekâletnamesiz en çok üç görüşme hakkının değerlendirilmediğini tespit etmiştir.2
Anayasa Mahkemesi bu olayda müdahalenin kanunilik ölçütünü karşılamadığına ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir; kurum ve itiraz merciinin avukatın kesinleşmeden sonra hükümlüyü kaç kez ziyaret ettiğini de açıklığa kavuşturmadığına işaret etmiştir.2 Karar, m. 59/1'deki üç görüşmenin nasıl sayılacağını çözmemiştir. Ceza Genel Kurulunun 2007 kararı ise avukatın kesinleşmeden sonra cezaevinde görüşme hakkını değil, temsil ve tebliğ yönünü tartışmıştır.
Hükümlü kısıtlanırsa vekâlet ve davalar ne olur? (TMK m. 407 ve TBK m. 513)
TMK m. 407 bugün 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla değişik hâliyle uygulanır. Maddeye göre: 1) kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; 2) toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için kurumda bulunan ergin kişi, isteği bulunmasa da kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir ve cezayı yerine getirmekle görevli makam infaza başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir; 3) vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. Danıştay 2. Dairesinin aktardığı ve 7499 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen m. 471'e göre özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar; hapis sürerken de toplam beş yıldan az cezaya bağlı kısıtlamada kişinin istemiyle, toplam beş yıl veya daha fazla cezaya bağlı kısıtlamada kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkmasıyla sona erdirilebilir. (Danıştay 2. Daire, E. 2025/1590)9
Maddenin eski hâli bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergini kısıtlıyordu; Anayasa Mahkemesine göre bu kuralda mahkemenin, mahkûmun kendi işlerini görecek durumda olup olmadığını araştırmasına gerek olmadığından vasi atayıp atamama konusunda takdir yetkisi yoktu. (Anayasa Mahkemesi, E. 2022/105)10 Anayasa Mahkemesi 2023 tarihli kararında bu cezaya mahkûm olanların ayırt etme gücüne sahip ve vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda olduklarının açık olduğunu, zorunlu vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığını belirterek birinci fıkrayı, bağlantılı olarak ikinci fıkrayı ve m. 471'i iptal etmiş; iptalin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.10
Danıştay 2. Dairesi 2025'te, idari dava sürerken TMK m. 407 uyarınca kısıtlanan davacının davasının ehliyet yönünden reddedilemeyeceğine karar vermiştir. Daireye göre, inşai hakların elde edilmesi için dava açılmasının büyük maddi külfetlere neden olabileceği durumlar dışında, dava açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır ve hakkın korunması için açılan davalar kısıtlılar tarafından kanuni temsilcinin izni aranmaksızın açılabilir. Daire ayrıca davanın açıldığı tarihte davacının kısıtlı olmadığını, davanın davacı bakımından borç doğurucu bir hukuksal işlem olmadığını ve Anayasa Mahkemesi kararından sonra hapis cezasına mahkûm olanların doğrudan kısıtlanarak vasi atanması zorunluluğunun ortadan kalktığını belirtmiştir. Daire bu gerekçelerle davacının vasinin izni olmaksızın dava açabileceği ve devam eden davayı takip edebileceği sonucuna varmış ve ilk derece kararını bozmuştur.9
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararındaki olayda, bölge adliye mahkemesinin tespitine göre hükümlü davacının kısıtlılığı 7499 sayılı Kanundan sonra kaldırılmış ve davacı davayı vasisiz açmıştı; bölge adliye mahkemesi davacının hükümlü olduğunu ama davayı vasisi olmadan açıp takip edebileceğini belirtmişti. Daire, dava tarihi itibarıyla davayı takip ehliyeti bulunan davacıya usulüne uygun tebligat yapıldığı hâlde duruşmaya katılmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasını ve davanın açılmamış sayılmasını isabetli bularak kararı onamıştır. (Yargıtay 3. HD, E. 2026/223)11
Kısıtlanmanın vekâlete etkisi TBK m. 513'tedir: sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet sözleşmesi, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer. Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa vekil, vekâlet veren ya da temsilcisi işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür (m. 513/2). Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017'de, yargılama sırasında hükümlülüğü nedeniyle kısıtlanan davacının avukatının vekâletinin TBK m. 513 gereğince son bulduğunu belirtmiş; ilk derece mahkemesinin TMK m. 16'ya dayanarak vasi izni aramamasını yeterli görmeyerek TMK m. 407 ve 462/8 gereğince vasi tayini ve dava açmak için vesayet makamının vasiye izin vermesi gerektiğini söylemiş ve hükmü bozmuştur. (Yargıtay 22. HD, E. 2017/40092)12 Bu karar, kısıtlamanın hükümlülükle kendiliğinden geldiği eski m. 407 döneminde verilmiştir; bugün hükümlünün kısıtlanıp kısıtlanmayacağı m. 407'nin yeni şartlarına bağlıdır.
Eski dönemden bir başka örnek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2014 tarihli kararıdır. Müebbet hapis cezasını çekerken eski m. 407 gereğince kısıtlı olan bir hükümlünün noter vekâletnamesine şerh düşen kurum müdürü hakkında görevi kötüye kullanmadan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, suçun oluşması için kişilerin mağduriyeti, kamu zararı ya da haksız kazanç gerektiğini belirtmiş; hükümlünün, varsa vasisinin ve avukatın beyanları alınarak hükümlünün mağdur edilip edilmediği araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını eksik inceleme sayarak hükmü bozmuştur.7
TCK m. 53'teki hak yoksunluğu hükümlünün kısıtlanması demek midir?
TCK m. 53 ile TMK m. 407 ayrı düzenlemelerdir. TCK m. 53/1-c'ye göre kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişi "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksun bırakılır ve m. 53/2'ye göre bu hakları cezanın infazı tamamlanıncaya kadar kullanamaz. Bu bent, kişinin vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmasını yasaklar. Hükümlünün kendisinin kısıtlanması ise TMK m. 407'de, yukarıdaki ayrı şartlara bağlanmıştır.
Hak yoksunluğunun hükümlünün avukata vekâlet vermesine bir etkisi olup olmadığı bu sayfadaki kararlarda tartışılmamıştır. Kararda bu konuya değinilmemiştir. Hak yoksunluğunun kapsamı ayrı bir rehberde anlatılır.
Avukatla görüşme engellenirse hangi yola başvurulur? (4675 sayılı Kanun m. 5 ve 5275 sayılı Kanun m. 59/9)
Ceza infaz kurumunda hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulabilir (4675 sayılı Kanun m. 5/1). Şikâyet dilekçeyle doğrudan infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı veya kurum müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir; sözlü şikâyet tutanağa bağlanır (m. 5/2).
Şikâyet yoluna, kendisiyle ilgili olmak kaydıyla şu kişiler başvurabilir: 1) hükümlü veya tutuklu, 2) eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, 3) müdafii, 4) kanuni temsilcisi, 5) ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu (m. 5/3). Şikâyet işlemin yerine getirilmesini durdurmaz; infaz hâkimi ancak giderilmesi güç veya imkânsız sonuçlar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşulları birlikte gerçekleşirse işlemin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir (m. 5/4).
Anayasa Mahkemesinin incelediği olayda da yol böyle işlemişti: kurum görüşmeyi reddetmiş, avukat infaz hâkimliğine başvurmuş, hâkimlik şikâyeti kabul etmiş, Cumhuriyet başsavcılığının itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi bu kararı kaldırmıştı; ardından yapılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi o olayın koşullarında özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.2
Görüşmenin kayda alınması, sınırlandırılması ya da yasaklanması gibi infaz hâkiminin m. 59 uyarınca verdiği kararlara karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir (5275 sayılı Kanun m. 59/9). Tutuklular hakkında bu kararları soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme verir (m. 59/11). Şikâyet ve itiraz usulünün ayrıntısı infaz hâkimliği rehberinde anlatılır.
İlgili mevzuat
5275 sayılı Kanun m. 59 — Avukat ve noterle görüşme hakkı
MADDE 59.- (1) Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir.
(2) Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.
(3) Avukatlar, vekâletnameleri olsa da aynı anda birden fazla hükümlü ile görüşme yapamazlar.
(4) (Değişik: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Görüşme sırasında; hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlar incelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz.
(5) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu örgütlere emir ve tâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç ay süreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir.
(6) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) İnfaz hakimliği hükümlünün; kurallara uyumunu, toplum veya ceza infaz kurumu bakımından arz ettiği tehlikeyi ve rehabilitasyon çalışmalarındaki gelişimini değerlendirerek, kararda belirttiği süreyi üç aydan fazla olmamak üzere müteaddit defa uzatabileceği gibi kısaltılmasına veya sonlandırılmasına da karar verebilir.
(7) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Beşinci fıkra kapsamına giren hükümlünün yaptığı görüşmenin, aynı fıkrada belirtilen amaca yönelik yapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce taraflar bu hususta uyarılır.
(8) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Hükümlü hakkında, yedinci fıkra uyarınca tutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle hükümlünün avukatlarıyla görüşmesi infaz hâkimince altı ay süreyle yasaklanabilir. Yasaklama kararı, hükümlüye ve yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. Cumhuriyet başsavcılığı baro tarafından bildirilen avukatın değiştirilmesini baro başkanlığından isteyebilir. Bu fıkra hükmüne göre görevlendirilen avukata, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine göre ücret ödenir.
(9) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) İnfaz hâkimi tarafından bu madde uyarınca verilen kararlara karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir.
(10) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Bu madde hükümleri 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasına göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler hakkında da uygulanır.
(11) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/6 md.) Tutuklular hakkında bu madde hükümlerine göre karar vermeye soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme yetkilidir.
(12) (Ek ibare: 25/5/2005-5351/5 md.) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve karşılıklılık esasına uygun olmak koşuluyla, Yabancı ülkelerde haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılmakta olan, yabancı ülke veya uluslararası yargı mercilerinde dava açmak isteyen, leh veya aleyhine açılmış davası olan Türk vatandaşı veya yabancı uyruklu hükümlülerle yabancı uyruklu avukatları, bu soruşturma ve kovuşturma, açılacak veya açılmış davalarla sınırlı olmak ve vekâletname sunmak koşuluyla görüşebilirler. Vekâletnamesi olmayan yabancı uyruklu avukatlar, hükümlü ile Türkiye barolarına kayıtlı bir avukatla birlikte görüşme yapabilirler.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 154 — Müdafi ile görüşme
Madde 154 – (1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
HMK m. 76 — Vekâletnamenin ibrazı
MADDE 76- (1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip verilmiş olan temsil belgeleri de geçerli olup, ayrıca noterce onaylanmasına gerek yoktur.
Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TMK m. 407 — Özgürlüğü bağlayıcı ceza
Madde 407- (Değişik:2/3/2024-7499/5 md.)
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.
Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TBK m. 513 — Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas
MADDE 513- Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.
Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 5 — İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü
Madde 5 – Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.
Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Vekâletnamesiz müdafiin temyizi geçerli, ama beraat edene vekâlet ücreti için vekâletname gerekirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/261 · K. 2022/510 ·
Beraat eden sanığın avukatı yargılamaya vekâletname sunmamış, süre de istememişti; Özel Daire bu nedenle sanık lehine vekâlet ücretine hükmetmemişti. Ceza Genel Kurulu, seçilmiş müdafiin yetkilerini kullanmasının vekâletname ibrazına bağlı olmadığını, ilişkinin her yolla ispatlanabileceğini ve noter vekâletnamesinin yalnız ispat aracı olduğunu belirtti; sanıkla duruşmaya gelip hâkim huzurunda müdafi kabul edilen avukatın müdafiliğini ve temyizini geçerli saydı. Gerekçede 5275 sayılı Kanun m. 59/1'in m. 116 gereğince tutukluluk hâliyle uzlaştığı ölçüde tutuklulara da uygulanabileceğini andı. Buna karşın beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için vekâletnamenin yargılamaya sunulması gerektiğini kabul ederek kararı oy çokluğuyla onadı.
Sonuç: Ceza davasında vekâletname müdafilik için şart değildir, ama beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti için dosyaya sunulması gerekir.
2. Kesinleşmeden sonra avukatın hükümlüyle görüştürülmemesi: özel hayata saygı hakkıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2020/33666 ·
Hüküm kesinleşince ceza infaz kurumu, vekâlet ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle avukatın hükümlüyle görüşme talebini reddetti. İnfaz hâkimliği şikâyeti kabul etti; Cumhuriyet başsavcılığının itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi, Ceza Genel Kurulunun 2007 kararına dayanarak hâkimlik kararını kaldırdı. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvuruyu özel hayata saygı hakkı kapsamında inceledi. İtiraz merciinin kesinleşmeden sonra yeni bir avukatlık sözleşmesi olup olmadığını araştırmadığını, başvurucunun beyanına başvurmadığını ve m. 59/1'deki vekâletnamesiz en çok üç görüşme hakkını değerlendirmediğini tespit etti; müdahalenin kanunilik ölçütünü karşılamadığına ve hakkın ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.
Sonuç: Bu olayda vekâletin kesinleşmeyle bittiği varsayımıyla, araştırma yapılmadan ve m. 59/1 değerlendirilmeden avukatın görüşmeye alınmaması kanunilik ölçütünü karşılamadı.
3. Tutuklunun müdafiinden gelen belgelere el koyma kararını kim verir?Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2018/3184 · K. 2019/3093 ·
Tutuklunun müdafii, müvekkiline bazı belgelerin verilmesini istemiş; kurum müdürlüğünün görüş sorması üzerine infaz hâkimliği belgelere el koymuştu. Kararın kanun yararına bozulması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi istemi farklı gerekçeyle yerinde gördü: 5275 sayılı Kanun m. 59/11'in açık hükmüne göre tutuklu ile müdafii arasındaki belgelere el koyma kararını Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme verir; infaz hâkimliğinin bu konuda yetkisi yoktur. Daire, itirazı bu yönden kabul etmeyen ağır ceza mahkemesi kararını kanun yararına bozdu.
Sonuç: Tutuklunun avukatıyla ilişkisine dair m. 59 kararlarını infaz hâkimliği değil, soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme verir.
4. Başka suçtan sanık hükümlünün avukat görüşmesinde kayıt ve el koyma: m. 59/10'un kısmi iptaliAnayasa Mahkemesi · E. 2018/73 · K. 2019/65 ·
Anayasa Mahkemesi, 7070 sayılı Kanunla 5275 sayılı Kanun m. 59'a eklenen fıkraları incelediği kararında (5) numaralı fıkrayı Anayasa'ya aykırı bulmadı ve iptal talebini oybirliğiyle reddetti. (10) numaralı fıkranın yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülere ilişkin bölümünü m. 59/5 yönünden Anayasa'ya aykırı bulmadı. Fıkranın beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlülere ilişkin bölümünü ise m. 59/5'teki görüşmelerin teknik cihazla kaydedilmesi, görüşmede görevli bulundurulması ve belgeler ile kayıtlara el konulması tedbirleri yönünden oybirliğiyle iptal etti.
Sonuç: m. 59/10'un, m. 59/5'teki suçlardan hükümlü olup başka bir suçtan şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşenlere ilişkin bölümü, görüşmenin kaydı, görevli bulundurulması ve el koyma tedbirleri yönünden iptal edildi.
5. Sanıkla hiç hazır bulunmamış ve belge sunmayan avukatın temyiz yetkisiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2019/158 · K. 2022/103 ·
Sanığın yokluğunda verilen hükmü, dosyada vekâletnamesi ya da baro görevlendirmesi bulunmayan bir avukat temyiz etmiş; ihtarlı tebligata rağmen vekâletname veya seçildiğini gösteren bir belge sunmamıştı. Ceza Genel Kurulu, seçilmiş müdafiin yetkilerinin vekâletname ibrazına bağlı olmadığını, ilişkinin her yolla ispatlanabileceğini ve noter vekâletnamesinin yalnız ispat aracı olduğunu belirtti; ancak avukatın hangi sıfatla hareket ettiğini ispat etmesi gerektiğini, hazır bulunmayan, kaçak veya bağışık tutulmuş sanığı temsil eden müdafiin bu sıfatı vekâletnameyle ispat etmesi gerektiğini kabul etti. Somut olayda müdafilik ispat edilemediğinden avukatın temyiz hakkı bulunmadığına karar vererek itirazı oy çokluğuyla reddetti.
Sonuç: Vekâletname geçerlilik şartı değildir; ama müdafilik başka hiçbir yolla ispat edilemiyorsa avukat sanık adına temyiz edemez.
6. İfadede hazır bulunan avukat seçilmiş müdafidir; vekâletname ispat aracıdırYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/2223 · K. 2026/7422 ·
Beraat eden sanığın avukatı vekâlet ücreti yönünden itiraz etmiş, itiraz mercii genel hükümlere göre yargılama yapılması için dosyayı iade etmişti. Kanun yararına bozma istemi, avukatın vekâletname sunmadığı ve bu nedenle kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığı görüşüne dayanıyordu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun 2022 kararını benimseyerek soruşturmada ifade sırasında hazır bulunan avukatın şüpheli tarafından müdafi seçildiğinin ispatlandığını, noter vekâletnamesinin yalnız ispat aracı olup geçerlilik şartı olmadığını belirtti ve istemi oybirliğiyle reddetti.
Sonuç: İfade sırasında hazır bulunmak müdafi seçildiğinin ispatıdır; bu olayda vekâletname sunulmamış olması avukatın itirazını geçersiz kılmadı.
7. Kısıtlı hükümlünün vekâletnamesine şerh düşen kurum müdürü: mağduriyet araştırılmalıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2014/17305 · K. 2014/18529 ·
Müebbet hapis cezasını çeken ve o tarihteki TMK m. 407 gereğince kısıtlı olan hükümlünün noterce düzenlenen vekâletnamesine, hükümlünün cezaevinde tutuklu bulunduğuna dair şerh düşen kurum müdürü hakkında görevi kötüye kullanmadan mahkûmiyet kurulmuştu. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için kişilerin mağduriyeti, kamu zararı ya da haksız kazanç gerektiğini belirtti; hükümlünün, varsa vasisinin ve avukatın beyanları alınarak hükümlünün mağdur edilip edilmediği araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını eksik inceleme sayarak hükmü oybirliğiyle bozdu. Daire, eylemin görevin gereklerine aykırı olduğunu sabit saydı; kurum müdürünün şerh düşmesinin hukuki dayanağını ayrıca tartışmadı.
Sonuç: Görevi kötüye kullanmadan mahkûmiyet için kısıtlı hükümlünün vekâletname nedeniyle gerçekten mağdur olup olmadığı araştırılmalıdır.
8. Ceza davasında avukatlık sözleşmesi hükmün kesinleşmesiyle sona ererYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2007/13 · K. 2007/54 ·
Kesinleşmiş hükümle ilgili uyarlama kararı eski avukata tebliğ edilmiş, karar ayrıca cezaevinde hükümlüye tebliğ edilmiş ve hükümlü bu tebliğe göre temyiz etmişti; Özel Daire, temyiz süresinin avukata yapılan tebliğle başladığını kabul ederek temyiz isteğini süreden reddetmişti. Ceza Genel Kurulu, avukatlık sözleşmesinin süresiz devam ettiğinin kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin hükmün kesinleşmesiyle sona ermesinin yasal düzenlemelere uygun olduğunu ve olağanüstü kanun yollarının bu sürece dahil olmadığını belirtti. Açıkça sonlandırılmadıkça vekâlet ilişkisinin devam edebileceğini, ancak kesinleşmeden sonraki işler için ayrı bir avukatlık sözleşmesi gerektiğini; bu sözleşmenin şekle bağlı olmadığını, sözlü talimatla ya da müvekkilin ses çıkarmamasıyla da kurulabileceğini söyledi. Kuşkulu hâle gelen eski vekâletten hükümlü aleyhine sonuç çıkarılamayacağını kabul ederek itirazı oy çokluğuyla kabul etti.
Sonuç: Ceza davasındaki avukatlık sözleşmesi kesinleşmeyle biter; sonrası için yeni bir sözleşme gerekir, ama bu sözleşme şekle bağlı değildir.
9. Dava sırasında kısıtlanan hükümlü davasını vasinin izni olmadan takip edebilirDanıştay 2. Daire · E. 2025/1590 · K. 2025/3652 ·
Disiplin cezasına karşı iptal davası açan davacı, dava sürerken hapis cezasına mahkûm olmuş ve sulh hukuk mahkemesince TMK m. 407 gereğince kısıtlanmıştı; idare mahkemesi davayı ehliyet yönünden reddetti. Danıştay 2. Dairesi, dava açma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğunu ve hakkın korunması için açılan davaların kısıtlılar tarafından kanuni temsilcinin izni aranmaksızın açılabileceğini belirtti; bunun, inşai hakların elde edilmesi için dava açılmasının büyük maddi külfetlere neden olabileceği durumlar dışında geçerli olduğunu, davanın açıldığı tarihte davacının kısıtlı olmadığını ve davanın davacı bakımından borç doğurucu bir işlem olmadığını da vurguladı. Anayasa Mahkemesinin 2023 kararıyla hapis cezasına mahkûm olanların doğrudan kısıtlanarak vasi atanması zorunluluğunun kalktığını da gözeterek davacının vasinin izni olmaksızın dava açabileceği ve devam eden davayı takip edebileceği sonucuna vardı; kararı oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: Danıştay'a göre dava sürerken kısıtlanan hükümlü, kısıtlanmadan önce açtığı ve borç doğurmayan idari davayı vasinin izni olmadan takip edebilir.
10. Hükümlünün kendiliğinden kısıtlanmasını öngören eski TMK m. 407'nin iptaliAnayasa Mahkemesi · E. 2022/105 · K. 2023/54 ·
Eski TMK m. 407/1, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergini kısıtlıyordu; mahkemenin vasi atayıp atamama konusunda takdir yetkisi yoktu. Anayasa Mahkemesi, kuralın meşru bir amacı olduğunu kabul etti; ancak bu kişilerin ayırt etme gücüne sahip ve vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda olduklarının açık olduğunu, kuralın korunma ihtiyacını araştırma ve vesayetten daha hafif tedbirlere başvurma imkânı tanımadığını belirtti. Zorunlu vasi atanmasını gerekli bulmayarak birinci fıkrayı, bağlantılı olarak ikinci fıkrayı ve m. 471'i oybirliğiyle iptal etti; iptal kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecekti. Madde daha sonra 7499 sayılı Kanunla yeniden yazıldı.
Sonuç: Hapis cezası alan her ergin hükümlünün kendiliğinden vesayet altına alınması Anayasa'ya aykırı bulundu; bugünkü kural TMK m. 407'nin yeni metnidir.
11. Kısıtlılığı kaldırılan hükümlü davayı kendisi takip eder; tebligat ona yapılırYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2026/223 · K. 2026/2553 ·
Hükümlü davacı tazminat davası açmış, usulüne uygun tebligata rağmen ön inceleme duruşmasına gelmemiş; dosya işlemden kaldırılmış ve üç ay içinde yenilenmediği için dava açılmamış sayılmıştı. Bölge adliye mahkemesi, davacının kısıtlılığının 7499 sayılı Kanundan sonra kaldırıldığını, davacının hükümlü olduğu ama davayı vasisi olmadan açıp takip edebileceğini belirterek istinaf başvurusunu reddetmişti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dava tarihi itibarıyla davayı takip ehliyeti bulunan davacıya usulüne uygun tebligat yapıldığı hâlde duruşmaya katılmadığını gözeterek işlemden kaldırma ve açılmamış sayılma kararında isabetsizlik görmedi ve kararı oybirliğiyle onadı.
Sonuç: Kısıtlı olmayan hükümlü davasını vasisiz yürütür; usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmemesinin sonuçlarına katlanır.
12. Kısıtlanan davacının avukatının vekâleti TBK m. 513 gereğince sona ererYargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2017/40092 · K. 2017/19603 ·
İşçilik alacağı için açılan davada avukatla temsil edilen davacı mirasçılardan biri, yargılama sürerken o tarihteki TMK m. 407 uyarınca bir yıl ve daha uzun süreli hükümlülüğü nedeniyle kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmıştı; mahkeme, TMK m. 16'ya dayanarak vasi iznini aramadan hüküm kurdu. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, TBK m. 513 gereğince kısıtlanmayla vekilin vekâlet görevinin son bulduğunu belirtti; o tarihteki TMK hükümleri gereğince vasi tayini ve dava için vesayet makamının vasiye izin vermesi gerektiğini, mahkemenin bu düzenlemeleri gözetmemesinin hatalı olduğunu söyleyerek, başka bozma nedenleriyle birlikte hükmü oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: Davacı kısıtlanınca avukatının vekâleti TBK m. 513 gereğince kendiliğinden sona erer; kısıtlamanın bugünkü şartları ise TMK m. 407'nin yeni metnindedir.
Sık sorulan sorular
Cezaevindeki hükümlü avukatla vekâletname olmadan görüşebilir mi?
Evet, sınırlı olarak. 5275 sayılı Kanun m. 59/1'e göre hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatlarıyla vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir. Anayasa Mahkemesi 2025 tarihli bir bireysel başvuru kararında, kurumun ve itiraz merciinin bu hakkı değerlendirmeden avukatı görüşmeye almamasını kanunilik ölçütü bakımından yetersiz bulmuştur.
Tutuklu avukatıyla görüşmek için vekâletname vermek zorunda mı?
Hayır. CMK m. 154/1'e göre şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafiiyle her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafiiyle yazışmaları denetlenemez. Gözaltındaki şüpheli için m. 154/2'de kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla yirmi dört saatlik kısıtlama imkânı vardır.
Cezaevinde avukatla yapılan görüşme dinlenebilir veya kayda alınabilir mi?
Kural olarak hayır. 5275 sayılı Kanun m. 59/4'e göre hükümlünün avukatıyla görüşmesi dinlenemez, kayda alınamaz; aralarındaki belge ve kayıtlar incelenemez. İstisna m. 59/5'tedir: TCK m. 220, TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümleri ve 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan mahkûm olanlarda belirli bilgi, bulgu veya belge elde edilirse Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla üç ay süreyle kayıt, görevli bulundurma, el koyma veya gün ve saat sınırlaması uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi 2019'da, bu suçlardan hükümlü olup başka bir suçtan şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler bakımından m. 59/10'un ilgili bölümünü kayıt, görevli bulundurma ve el koyma tedbirleri yönünden iptal etmiştir.
Ceza davasında avukatın noter vekâletnamesi olması şart mı?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre noter vekâletnamesi müdafilik için geçerlilik şartı değil, ispat aracıdır; avukatın müdafi seçildiği ifadede hazır bulunma ya da sanıkla duruşmaya gelme gibi başka yollarla da ispatlanabilir. Ancak hazır bulunmayan, kaçak veya bağışık tutulmuş sanığı temsil eden müdafiin sıfatını vekâletnameyle ispat etmesi, beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi için de vekâletnamenin dosyaya sunulması gerekir.
Hukuk davası için cezaevindeki kişi avukata nasıl vekâlet verir?
HMK m. 76/1'e göre avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat onaylı örneğini dosyaya sunmak zorundadır. 5275 sayılı Kanun m. 59/2 hükümlünün noterle görüşmesini de düzenler: görüşme meslek kimliğinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, ayrılan görüşme yerlerinde yapılır.
Hüküm kesinleşince ceza avukatının vekâleti biter mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007 tarihli kararına göre ceza davasındaki avukatlık sözleşmesi hükmün kesinleşmesiyle sona erer; Kurul, açıkça sonlandırılmadıkça vekâlet ilişkisinin devam edebileceğini, ancak kesinleşmeden sonraki işler için ayrı bir avukatlık sözleşmesi gerektiğini belirtmiştir; bu sözleşme şekle bağlı değildir ve sözlü talimatla ya da müvekkilin ses çıkarmamasıyla da kurulabilir. Anayasa Mahkemesi 2025 tarihli bir kararında, yeni bir sözleşme olup olmadığı araştırılmadan avukatın hükümlüyle görüştürülmemesini o olayda hak ihlali saymıştır.
Hapis cezası alan kişi kendiliğinden kısıtlanır mı, vasi atanır mı?
Bugünkü TMK m. 407'ye göre hayır. Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasında, kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse isteği olmasa da kısıtlanabilir. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. Bir yıl veya daha uzun cezada her ergini kısıtlayan eski kural Anayasa Mahkemesince 2023'te iptal edilmiştir.
Hükümlü kısıtlanırsa avukatına verdiği vekâlet ne olur?
TBK m. 513'e göre sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer; sona erme vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa vekil, işler görülebilir hâle gelinceye kadar vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017'de, yargılama sırasında kısıtlanan davacının avukatının vekâletinin bu madde gereğince son bulduğunu kabul etmiştir; karar, kısıtlamanın kendiliğinden geldiği eski dönemde verilmiştir.
Kısıtlı hükümlü kendi davasını vasinin izni olmadan açabilir mi?
Bu sayfadaki kararlar farklı olaylara ilişkindir ve tek bir genel cevap vermez. Danıştay 2. Dairesi 2025'te, dava açıldığında kısıtlı olmayan ve dava sürerken TMK m. 407 uyarınca kısıtlanan davacının disiplin cezasına karşı açtığı idari davayı vasinin izni olmaksızın takip edebileceğine karar vermiştir; Daire dava açma hakkını, inşai hakların elde edilmesi için dava açılmasının büyük maddi külfetlere neden olabileceği durumlar dışında, kişiye sıkı sıkıya bağlı saymıştır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ise 2017'de, eski m. 407 döneminde görülen bir alacak davasında, TMK m. 16'ya dayanarak vasi izni aramayan ilk derece kararını bozmuş; TMK m. 407 ve 462/8 gereğince vasi tayini ve dava açmak için vesayet makamının vasiye izin vermesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2026 kararındaki davacının ise Daireye göre dava tarihi itibarıyla davayı takip ehliyeti vardı.
Hak yoksunluğu ile kısıtlanma aynı şey midir?
Hayır. TCK m. 53/1-c'deki hak yoksunluğu, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin sonucu olarak velayet hakkından ve vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluktur ve m. 53/2'ye göre infaz tamamlanıncaya kadar sürer. Hükümlünün kendisinin kısıtlanması ise TMK m. 407'deki ayrı şartlara bağlıdır.
Avukatla görüşme engellenirse ne yapılabilir?
4675 sayılı Kanun m. 5'e göre ceza infaz kurumunda hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlem mevzuata aykırıysa, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulabilir. Şikâyete hükümlü veya tutuklu, eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu, kardeşi, müdafii, kanuni temsilcisi ve izleme kurulu başvurabilir.
Hükümlünün avukatlarıyla görüşmesi yasaklanabilir mi?
5275 sayılı Kanun m. 59/8'e göre m. 59/5 kapsamındaki bir hükümlünün görüşmesinin kanunda sayılan amaçlara yönelik yapıldığı anlaşılıp tutanak tutulmuşsa, Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle infaz hâkimi hükümlünün avukatlarıyla görüşmesini altı ay süreyle yasaklayabilir. Yasaklama yeni avukat görevlendirilmesi için derhâl baro başkanlığına bildirilir; infaz hâkiminin bu kararlarına karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir (m. 59/9).
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Cezaevi nakli: kendi isteğiyle, disiplin ve zorunlu nedenlerle nakil ve itiraz yolu (5275 sayılı Kanun m. 53)
- Cezaevinden cenaze ve mazeret izni (5275 sayılı Kanun m. 94)
- Cezaevinde mektup, telefon ve para: hak, sınırlama ve itiraz yolu (5275 sayılı Kanun m. 68 ve m. 66)
- Cezaevinde görüş ve ziyaret hakkı: açık ve kapalı görüş (5275 sayılı Kanun m. 83)
- Cezaevine giriş ve teslim olma: çağrı kâğıdı ve yakalama emri (5275 sayılı Kanun m. 19)
- İnfaz hâkimliği ve infaz hâkimliğine şikâyet (4675 sayılı Kanun m. 4, 5, 6; 5275 sayılı Kanun m. 98-101)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.