Muris muvazaası davası: mirastan mal kaçırma, İçtihadı Birleştirme Kararı, ispat ve tapu iptali
Yayın tarihi:
Mirasbırakan, diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte mirasçılarından birine bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiş gibi gösterirse, miras hakkı zedelenen diğer mirasçılar bu devrin geçersizliğini ileri sürebilir. Bu rehber, muris muvazaasının kanuni dayanağını ve 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararını, davanın şartlarını, mal kaçırma kastının hangi olgulardan anlaşıldığını, ispat yükünü, davayı kimin açabileceğini, süre sorununu, taşınmazın sonradan üçüncü kişiye satılmasının sonuçlarını, görevli ve yetkili mahkemeyi ve harcı Yargıtay kararlarıyla anlatır.
Kısaca
Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak için gerçekte bağışladığı tapulu taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiş gibi göstermesidir. Kanunda bu konuya özgü bir hüküm yoktur; kural 1974 tarihli bir içtihadı birleştirme kararından gelir. Miras hakkı zedelenen her mirasçı kendi payı için dava açabilir. Mal kaçırma amacını davacı ispat eder ve tanık dinletebilir. Yargıtay kararlarına göre dava kural olarak bir süreye bağlı değildir. Tapu iptali ve tescil davası taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.
İlgili rehberler: Muvazaa davası: muvazaalı işlem, ispat, süre ve iyiniyetli üçüncü kişiTapu iptal davası: yolsuz tescil, iyi niyetli üçüncü kişi ve tapu iptal ve tescil davasının usulü
Bu sayfada
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Muris muvazaası nedir; Türk Borçlar Kanunu m. 19 ve 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı neyi düzenler?
- Muris muvazaası davasının şartları nelerdir: tapulu taşınmaz, görünürde satış veya bakım sözleşmesi ve mal kaçırma kastı
- Mal kaçırma kastı hangi olgulardan anlaşılır; bedel farkı tek başına yeterli mi?
- Muris muvazaasında ispat yükü kimdedir; tanık ve diğer deliller nasıl kullanılır?
- Muris muvazaası davasını kim açabilir; her mirasçı kendi payı için ayrı dava açabilir mi?
- Muris muvazaası davası için zamanaşımı veya hak düşürücü süre var mı; kadastrodan önce ölümde ne olur?
- Dava sonunda tapu nasıl düzeltilir; miras payı oranında tescil, bedel talebi ve tenkisle ilişki nedir?
- Taşınmaz üçüncü kişiye satıldıysa: Türk Medeni Kanunu m. 1023 ve m. 1024 karşısında sonraki malikin durumu
- Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir; dava değeri, harç ve vekâlet ücreti neye göre belirlenir?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
Asliye hukuk mahkemesi: dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir; muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davası için kanunda ayrı bir görev kuralı yoktur.
Dayanak: HMK m. 2/1
- Yetkili mahkeme
Tapu iptali ve tescil istenen davada taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir: taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda yetki bu yere aittir. Dava birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir.
Dayanak: HMK m. 12/1, m. 12/3
- Dava şartı
Dava şartı arabuluculuk yoktur: 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1 dava şartı arabuluculuğu kira ilişkisinden, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasından ve ortaklığın giderilmesinden, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar için öngörür; muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davası bu listede yer almaz. Taraflar arabulucuya başvurmakta, süreci sürdürmekte ve süreçten vazgeçmekte serbesttir; dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A hükmü saklıdır.
Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 3/1, m. 18/B/1
- Süre ve zamanaşımı
Kanunda muris muvazaasına dayanan dava için özel bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir; davanın süreye bağlı olmadığı kanundan değil Yargıtay kararlarından (Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi) gelir (ayrıntısı aşağıdaki süre bölümündedir). İstisnası kadastrodur: kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. 1. Hukuk Dairesi bu süreyi mirasbırakanın kadastro tespitinden önce öldüğü davalarda uygular; mirasçılar mirası mirasbırakanın ölümü ile kazanır.
- Yargılama usulü
Yazılı yargılama usulü: muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davası HMK m. 316/1'de basit yargılama usulüne bağlanan dava ve işler arasında sayılmaz. Dava sırasında istenen ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri ise basit yargılama usulüne tabidir.
Dayanak: HMK m. 316/1
- Harç
Nispi harç: yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden alınır ve tescil ile tapu kaydı iptali gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda harca esas değer taşınmazın değeridir. Taşınmazın aynına ilişkin davada ecrimisil veya tazminat da istenirse harç, taşınmazın değeri ile istenen ecrimisil ve tazminat tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olduğundan dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. 1. Hukuk Dairesi kararlarına göre muris muvazaası davasında dava değeri, davayı açan mirasçının payına isabet eden değerdir (ayrıntısı aşağıdaki harç bölümündedir).
Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 16/1-3
- Kanun yolu
Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bölge adliye mahkemesinin kararı, m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalarda kural olarak temyiz edilemez. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar vermişse, kabul edilen ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir (m. 362/3, 7589 sayılı Kanunla eklendi); temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda iki karar arasındaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır; davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.
Dayanak: HMK m. 341/1-a, m. 341/2, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1
Muris muvazaası nedir; Türk Borçlar Kanunu m. 19 ve 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı neyi düzenler?
Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiş gibi göstermesidir. Kanundaki dayanak genel muvazaa hükmüdür: TBK m. 19/1'e göre bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu genel hüküm dışında muris muvazaasına ilişkin bir düzenleme kanunlarda yer almaz; kurumun esas kaynağı 1.4.1974 tarihli, 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıdır. (Yargıtay HGK, E. 2024/800)1
Hukuk Genel Kurulu kararlarında aktarılan sonuç paragrafına göre bir kimsenin, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıkladığı gerçekleşirse, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, görünürdeki satışın muvazaalı olduğunu ve gizli bağışın şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilir. (Yargıtay HGK, E. 2022/595)2 (Yargıtay HGK, E. 2021/1005)3 İçtihadı Birleştirme Kararında anılan Borçlar Kanunu m. 18 mülga 818 sayılı Kanun'a aittir; Hukuk Genel Kurulu bugünkü karşılığı olarak TBK m. 19'u gösterir. (Yargıtay HGK, E. 2024/563)4
1. Hukuk Dairesi'ne göre muris muvazaası niteliği itibarıyla nispi (vasıflı) bir muvazaadır: mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek ister, ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek iradesini tapudaki resmi sözleşmede satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklar. (Yargıtay 1. HD, E. 2022/2810)5 Daire'ye göre görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığı, gizli bağış sözleşmesi de TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26'da öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğu için, miras hakkı çiğnenen mirasçılar resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilir.5 Şekil kuralının kendisi kanundan okunur: TMK m. 706/1'e göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır; TBK m. 237/1'e göre taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.
Hukuk Genel Kurulu, muris muvazaasında görünüşteki satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesinin niteliğinin tamamen değiştirildiğini ve ayrıca gizli bir bağış sözleşmesi düzenlendiğini, bu yüzden muris muvazaasının aynı zamanda tam muvazaa özelliği taşıdığını belirtir.4
Bu rehber mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak için yaptığı devirleri anlatır. Saklı payı korumak için açılan tenkis davasının şartları ve hesabı, canlılar arasındaki danışıklı işlemler (muvazaa davası), mirasçılar arasındaki paylaşma (ortaklığın giderilmesi) ve mirasçılık belgesi ayrı konulardır; burada yalnız muris muvazaasıyla ilişkileri ölçüsünde anılır.
Muris muvazaası davasının şartları nelerdir: tapulu taşınmaz, görünürde satış veya bakım sözleşmesi ve mal kaçırma kastı
Hukuk Genel Kurulu'nun tanımından üç unsur çıkar: 1) devredilen şey mirasbırakanın tapuda kayıtlı taşınmazı olmalıdır, 2) mirasbırakan gerçekte bağışlamak istediği bu taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiş gibi göstermiş olmalıdır, 3) gerçek amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır.1 Hukuk Genel Kurulu'na göre İçtihadı Birleştirme Kararı mirasbırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkindir4; mirasbırakan ile karşı taraf aralarındaki bağış sözleşmesini genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle gizler.1
Tapulu taşınmaz şartı kararın sınırını çizer. 1. Hukuk Dairesi, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinden önce tapusuz ve taşınır hükmünde olduğu, mirasbırakan tarafından davalıya devredilmiş tapulu bir taşınmaz bulunmadığı bir davada İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağını ve davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece kararını gerekçesini düzelterek onamıştır. (Yargıtay 1. HD, E. 2025/1345)6 Daire, mirasbırakanın bedelini bizzat ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla yarar sağlamak istediği kişi adına tapuya kaydettirmesi hâlinde de İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olmadığını ve kararın yorum yoluyla bu tür gizli bağış iddialarına uygulanamayacağını açıklamış, bozmaya uyularak verilen ret kararını onamıştır. (Yargıtay 1. HD, E. 2023/376)7
Devir tapuda açıkça bağış olarak yapılmışsa satış yoluyla yapılmış bir temlik yoktur.5 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın payını torununa kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak hibe ettiği bir davada satış yoluyla yapılmış bir temlik bulunmadığından İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığını ve muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil isteminin dinlenemeyeceğini belirtmiştir.5 Aynı kararda Daire, bağış yoluyla yapılan temlikin koşulları varsa TMK m. 560-571'deki tenkis hükümlerine tabi olacağını ve terditli olarak istenen tenkisin incelenmesi gerektiğini açıklayarak ilk derece kararını bozmuştur.5
Kurucu unsur mal kaçırma amacıdır. Hukuk Genel Kurulu'na göre muris muvazaasını diğer nispi muvazaalardan ayıran unsur mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmasıdır; mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacı yoksa İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmaz.1 Kurul aynı ilkeyi 2023 tarihli bir kararında da tekrarlamıştır.2
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı bir sözleşmedir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bakıp gözetme koşuluyla yapılan temlikin geçerliliği için sözleşme tarihinde bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içinde bulunması zorunlu değildir.4 Kurul'a göre mirasbırakanın iradesinin bakıp gözetilme koşulunu değil de mirasçıdan mal kaçırma gibi başka bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu ispat edilirse akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır ve İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanır. Bunun belirlenmesinde sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elindeki mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı ve bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı göz önünde tutulur.4
Kurul aynı kararda, murisin tek malvarlığı olan ve oldukça değerli bulunan taşınmazın tamamının devredildiğini, bakım ihtiyacının tüm malvarlığı devredilmeden karşılanabileceğini, çıplak mülkiyet değeri tüm malvarlığına oranlandığında makul sınırın büyük ölçüde aşıldığını ve temlikte bakım amacından ziyade bağış iradesinin üstün tutulduğunu belirterek tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü gerektiğine karar vermiştir.4 Karar, 6100 sayılı HMK geçici m. 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine (m. 429) göre verilmiştir; Kurul maddi hukuk dayanağı olarak TBK m. 19'u göstermiştir.4
Mal kaçırma kastı hangi olgulardan anlaşılır; bedel farkı tek başına yeterli mi?
Kastı doğrudan gösteren bir belge çoğu zaman bulunmaz. Hukuk Genel Kurulu'na göre bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti genellikle zor olduğundan deliller eksiksiz toplanmalı ve birlikte değerlendirilmelidir; bunun için ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalının alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark ve taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanmak zorunludur.1 Kurul bu objektif olguları fiili karine olarak nitelendirir: bunların varlığı tarafın ispat yükünü ortadan kaldırmaz, ama dayanılan delillerin değerlendirilmesinde gözetilir.1
Bedel farkı tek başına yetmez. Hukuk Genel Kurulu, babadan kızına yapılan bir satışta murisin tek temlik işlemindeki iradesinin bölünemeyeceğini ve bedeller arasındaki farkın da tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağını belirtmiş ve davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur; karar oy çokluğuyla verilmiştir.3 Gelinine satış yapılan başka bir davada Kurul, akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında fahiş fark bulunsa da bunun tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağını söyleyen 1. Hukuk Dairesi bozma kararını benimsemiştir; bu karar da oy çokluğuyla verilmiştir.2
Olgular birleştiğinde sonuç değişebilir. 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın köyün zenginlerinden olup taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı, taşınmazların davalının kullanımında olduğu ve keşfen saptanan değerlerle satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu bir davada muvazaa iddiasının kanıtlandığını kabul ederek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ret kararını bozmuştur. (Yargıtay 1. HD, E. 2022/4927)8 Daire başka bir davada, tanıkların mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, kira gelirleri bulunduğunu, davalının o dönemde alım gücü olmadığını ve taşınmazdaki bir dairede oturduğunu anlattığı, mirasbırakanın taşınmazları 28.03.1996'da oğluna devredip 07.06.1996'da ikinci eşiyle evlendiği ve bedel ödendiği iddiasının ispat edilemediği olguları birlikte değerlendirerek devrin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna karar vermiştir. (Yargıtay 1. HD, E. 2023/4644)9
Mal kaçırmayı gerektiren bir sebep ortaya konmazsa dava reddedilir. Hukuk Genel Kurulu, mirasbırakanın kefil olduğu borçlar nedeniyle üçüncü kişilere de taşınmaz sattığı ve alıcının alım gücü bulunduğu yönündeki tanık beyanları karşısında, mal kaçırma iddiasının tanıklarca somut olgularla ifade edilmediğini ve mirasbırakanın davalıyı gözetip davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek haklı bir sebebin ispat edilemediğini belirterek davanın reddi gerektiğine karar vermiştir.1
Mirasbırakan sağlığında malvarlığını mirasçıları arasında paylaştırmışsa sonuç değişir. 1. Hukuk Dairesi'ne göre mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma kastından söz edilemez ve İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanmaz. Daire, bazı mirasçılara hiç taşınmaz verilmediği bir davada bütün mirasçıları kapsayan bir paylaştırma bulunmadığını belirterek ret kararını bozmuştur. (Yargıtay 1. HD, E. 2025/1011)10 Hukuk Genel Kurulu da aynı ilkeyi benimsemiş ve bu paylaştırmanın her taşınmazda her mirasçıya pay verilerek yapılmasının gerekmediğini, tüm malvarlığında her mirasçıya kabul edilebilir ölçüde bir mal veya hak verilmesinin yeterli olduğunu belirtmiştir. Kurul, mirasbırakanın davacı oğluna ev alırken para yardımında bulunduğu bir davada mal kaçırma amacından söz edilemeyeceğini belirterek direnme kararını bozmuştur; karar oy çokluğuyla verilmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2017/1244)11 Her iki karar da 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir.1011
Minnet duygusuyla yapılan devir de mal kaçırma sayılmamıştır. 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın kendisine ilgi ve alaka gösteren ve her konuda yardımda bulunan torununa taşınmazdaki payının yalnız yarısını devrettiği, temlik dışında başka taşınmazlarının da bulunduğu ve davacı ile arasında mal kaçırmayı gerektiren bir neden olmadığı bir davada temlikin minnet duygusuyla yapıldığını kabul ederek kabul kararını bozmuştur; karar oy çokluğuyla verilmiştir. (Yargıtay 1. HD, E. 2023/278)12 Hukuk Genel Kurulu da uzun yıllar kendisine ve eşine bakan gelinine taşınmazını devreden mirasbırakanın bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu ve ileride de bakılacağı güveniyle hareket ettiğini, önceki Kurul kararlarında olduğu gibi bu nitelikteki hizmetin semen (bedel) olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.2
Dönem notu: Bu bölümde anılan 2023 tarihli iki Hukuk Genel Kurulu kararı ile 2023 ve 2024 tarihli iki 1. Hukuk Dairesi bozma kararı, 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz hükümlerine göre verilmiştir; ölçütler maddi hukuka ilişkindir ve 2025 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında da aynı olgular listesi tekrarlanmıştır.321291
Muris muvazaasında ispat yükü kimdedir; tanık ve diğer deliller nasıl kullanılır?
İspat yükünün kuralı kanundadır: TMK m. 6'ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür; HMK m. 190/1'e göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Hukuk Genel Kurulu bu hükümlerden, mirasbırakanın yaptığı temlikin muvazaalı ve terekeden mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat yükünün davacıya ait olduğu sonucunu çıkarır.1
Dava açan mirasçılar mirasbırakan ile davalı arasındaki sözleşmenin dışında kaldıkları için üçüncü kişi konumundadır; Hukuk Genel Kurulu'na göre iddialarını tanık dâhil her türlü delille kanıtlayabilirler.4 Tanıkların ne anlattığı belirleyicidir: Kurul, davacı tanıklarının işlemin muvazaalı olduğuna ilişkin açık beyanları bulunmadığı ve mirasbırakanın davacı ile arasının iyi olduğunu söyledikleri bir davada, murisin davacıdan mal kaçırmasını gerektiren bir durumun ispat edilemediğine karar vermiştir; bu karar oy çokluğuyla verilmiştir.3
Delillerin getirilme kurallarına uyulması gerekir. 1. Hukuk Dairesi, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve taraflarca yerine getirilmesi ilkesine tabi bir hususun mahalli bilirkişi beyanıyla kanıtlanamayacağını, tarafların tanık listelerinde yer almayan kişilerin mahalli bilirkişi olarak alınan beyanlarının hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Karar, 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir.9
Mirasbırakanın sağlığında açtığı davanın sonucu mirasçıların davasını kendiliğinden bağlamaz. 1. Hukuk Dairesi'nin 2024 tarihli kararında aktarılan önceki bozma kararına göre mirasbırakanın hata ve hile sebebine dayanarak açtığı davanın reddi, mirasçının muris muvazaasına dayanan davası bakımından kesin hüküm ya da güçlü delil oluşturmaz.9 Hukuk Genel Kurulu da tarafları farklı olan ve ispatlanamadığı için reddedilen başka bir muris muvazaası davasının HMK m. 303 anlamında kesin hüküm oluşturmayacağını belirtmiştir.4
Muris muvazaası davasını kim açabilir; her mirasçı kendi payı için ayrı dava açabilir mi?
İçtihadı Birleştirme Kararına göre davayı saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar açabilir.2 Tenkis davasından ayrıldığı nokta budur: TMK m. 560/1'e göre tenkis davasını saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar açabilir.
1. Hukuk Dairesi'ne göre davacı mirasbırakanın ardılı olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden zarar gören kişi olarak ve kendi miras hakkına dayanarak dava açar; dava hakkı mirasbırakanın ölümü ile doğar. (Yargıtay 1. HD, E. 2009/13256)13 Kanundaki karşılık TMK m. 599/1'dir: mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Hukuk Genel Kurulu'na göre kanunen kendilerine intikal etmesi gereken miras haklarına muvazaalı sözleşmeyle engel olunan mirasçıların bu sözleşmenin iptalini istemekte hukuki yararı vardır.1
Mirasçıların hepsinin birlikte dava açması gerekmez. Hukuk Genel Kurulu'na göre pay oranında açılan muris muvazaası davalarında davacılar arasında zorunlu değil ihtiyari dava arkadaşlığı vardır; her mirasçı miras payı oranında ayrı dava açabileceği gibi, dilerse diğerleriyle birlikte de açabilir. (Yargıtay HGK, E. 2025/290)14
Aynı kararda Kurul, bir mirasçının açtığı davaya diğer mirasçının harçlandırdığı bir müdahale dilekçesiyle katılıp kendi payını istemesinin usulüne uygun bir dava ya da asli müdahale sayılamayacağını, bu mirasçının kendi payı için ayrı dava açmasının önünde bir engel bulunmadığını ve ayrı açılan davaların birleştirilerek görülmesinin çelişkili kararları önleyeceğini belirterek bölge adliye mahkemesinin direnme kararını onamıştır; karar ikinci görüşmede oy çokluğuyla verilmiştir.14 1. Hukuk Dairesi'nin 2021 tarihli bir kararında, sonradan asli müdahil olarak katılan mirasçıların davası da kabul edilmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştı. (Yargıtay 1. HD, E. 2020/3568)15 2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı bu yolu kabul etmemiştir; güncel çizgi Kurul kararıdır.14
Muris muvazaası davası için zamanaşımı veya hak düşürücü süre var mı; kadastrodan önce ölümde ne olur?
Kanunda muris muvazaasına dayanan dava için özel bir süre öngörülmemiştir; süreye bağlı olmama kuralı Yargıtay kararlarından gelir. 1. Hukuk Dairesi'ne göre muris muvazaasına dayanan davalar herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir; muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa nedeninin ortadan kalkması ya da bir zamanın geçmesiyle görünürdeki batıl işlem geçerli hâle gelmez.13
Daire aynı kuralı, talebin tapu iptali ve tescil ya da tazminat olmasına bakılmaksızın muris muvazaasına dayanan davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunmadığı biçiminde tekrarlamış; taşınmazları sonradan kamulaştırılan veya üçüncü kişilere satılan mirasçıların miras payı oranında bedel istediği bir davada zamanaşımı gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur. (Yargıtay 1. HD, E. 2016/10148)16 2010 tarihli karar HUMK döneminde; 2019 tarihli karar ise 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir.1316 Hukuk Genel Kurulu da mülkiyet hakkından kaynaklanan muris muvazaasına dayalı davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceğini belirtmiştir. Kurul, murisin ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra açılan bir davada mutlak bir hakkın uzun süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin dava hakkının kötüye kullanılması sayılamayacağını açıklamış ve 1. Hukuk Dairesi'nin TMK m. 2'ye de dayanan bozmasına karşı verilen direnme kararını onamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2017/1251)17 Karar, 6100 sayılı HMK geçici m. 3 uyarınca uygulanan 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir.17
Bu kuralın istisnası kadastrodan doğar. 3402 sayılı Kanun m. 12/3'e göre kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. 1. Hukuk Dairesi'ne göre mirasbırakan kadastro tespitinden önce ölmüşse, mirasçıların açacağı davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren bu on yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur.13
İstisnanın sınırı mirasbırakanın ölüm tarihidir. 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın kadastro tespitinden sonra öldüğü ve davacıların mirasçılık sıfatını bu tarihten sonra kazandığı bir davada m. 12/3'teki hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını belirtmiştir; Daire bu değerlendirmeyi, mirasçıların mirası murisin ölümü ile kazandığını öngören TMK m. 599 hükmüne dayandırmıştır.6 Aynı davada taşınmaz kadastrodan önce tapusuz olduğu için İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanmamış ve dava bu gerekçeyle reddedilmiştir (şartlar bölümü).
Dava sonunda tapu nasıl düzeltilir; miras payı oranında tescil, bedel talebi ve tenkisle ilişki nedir?
Kabul kararında taşınmazın tamamı değil, davacının miras payı kadarı iptal edilir. 1. Hukuk Dairesi, doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca davacı ve katılan mirasçıların miras payları oranında iptal ve tescile, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, taşınmazların tamamının tapusunun iptal edilip davalı adına yeniden tescil edilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmü düzelterek onamıştır; karar oy çokluğuyla ve 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir.15 Daire, sonraki malikin iyi niyetli sayılmadığı 2026 tarihli bir kararında da tapu iptali ve tescil isteminin kabulü ile davacının miras payı oranında adına tescile karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 1. HD, E. 2025/3149)18
Muris muvazaası ile tenkis ayrı davalardır, ama aynı dilekçede sıralı olarak istenebilir. HMK m. 111/1'e göre davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir; bunun için talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantı bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz (m. 111/2). Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi'nin incelediği davalarda istem tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis olarak kurulmuştur.4 (Yargıtay 1. HD, E. 2013/7324)19957 Tenkisin şartları, saklı pay oranları ve hesabı bu rehberin konusu değildir.
Taşınmaz davalı tarafından elden çıkarılmışsa tapu iptali yerine bedel istenebilir. 1. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın çocuklarına devrettiği taşınmazların bir kısmının sonradan kamulaştırıldığı, bir kısmının da üçüncü kişilere satıldığı bir davada mirasçıların miras payı oranında bedel istemini muris muvazaasına dayanan bir dava olarak ele almış ve işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.16 Daire'nin incelediği bir başka davada istem tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel olarak kurulmuş; ilk derece mahkemesi, son alıcının kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil istemini reddedip davacının miras payına karşılık gelen taşınmaz bedelinin tahsiline karar vermişti.18 Daire bu kararı, son alıcının iyi niyetli sayılamayacağı ve tapu iptali ile tescile karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur (sonraki bölüm).18
Taşınmaz üçüncü kişiye satıldıysa: Türk Medeni Kanunu m. 1023 ve m. 1024 karşısında sonraki malikin durumu
Muvazaalı devirden sonra taşınmaz başkasına satılmışsa tapu siciline güven kuralı devreye girer. TMK m. 1023'e göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. TMK m. 1024/1'e göre ise bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz; m. 1024/2'ye göre bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
1. Hukuk Dairesi'ne göre kanun koyucunun amacı ilk bakışta şeklen iyi niyetli görüneni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumaktır; bu yönde bütün deliller toplanıp derinliğine irdelenmelidir.18 Daire, 8.11.1991 tarihli, 1990/4 E., 1991/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği üzere kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğunu, her zaman ileri sürülebileceğini ve mahkemece kendiliğinden gözetileceğini hatırlatmıştır.18
Aynı kararda Daire, murisin bedel almadan yaptığı ilk devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu sabit saymıştır. Ara malik ile son alıcının uzun yıllardır aynı bölgede iş yerleri bulunan ve birbirini yakından tanıyan kişiler olduğu, satış bedelinin gerçekten ödendiğinin somut ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı ve taşınmazın fiili kullanımının ara malikte kaldığı olgularından son alıcının iyi niyetli üçüncü kişi sayılamayacağı sonucuna varmış; tapu iptali ve davacının miras payı oranında tescil gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece kararını bozmuştur.18
Hukuk Genel Kurulu da, mirasbırakanın ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle oğluna devrettiği payın daha sonra davada davalı olan yeğenlere satılmasının başlangıçtaki hukuki olguyu değiştirmeyeceğini, davacının miras hakkını bertaraf etmeyeceğini ve muvazaa olgusunu ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir.4 Payı alanlar aile içinden ve davanın tarafıydı; davacı, payın durumu bilen davalı yeğenlere satıldığını ileri sürmüştü.4 Kurul ayrıca bir iyi niyet (TMK m. 1023) değerlendirmesi yapmamıştır.4
Devir dava açıldıktan sonra yapılırsa HMK m. 125/1 uygulanır: davalı dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı ya devreden tarafla olan davasından vazgeçerek dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder ya da davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir; dava değeri, harç ve vekâlet ücreti neye göre belirlenir?
Muris muvazaası davası için kanunda ayrı bir görev kuralı yoktur; HMK m. 2/1'e göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Tapu iptali ve tescil istenen davada yetki kesindir: HMK m. 12/1'e göre taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; dava birden fazla taşınmaza ilişkinse taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir (m. 12/3).
Harçlar Kanunu m. 16/1'e göre tescil ve tapu kaydı iptali gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda harca esas değer taşınmazın değeridir; taşınmazın aynına ilişkin davada ecrimisil veya tazminat da istenirse harç, taşınmazın değeri ile istenen ecrimisil ve tazminat tutarı üzerinden alınır (m. 16/2). Muris muvazaasında bu değer davacının payıyla sınırlıdır: 1. Hukuk Dairesi'ne göre bu davalarda dava değeri davayı açan mirasçının payına isabet eden değerdir ve harç ile vekâlet ücreti bu değer üzerinden hüküm altına alınmalıdır; Daire, temlik edilen payların tamamı üzerinden harç ve avukatlık ücretine hükmeden kararı bu yönden bozmuştur.19
Daire bir başka kararında dava değerini, taşınmazların tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçının miras payına isabet eden değer olarak tanımlamış; taşınmazlarla ilgili davalarda vekâlet ücretine esas değerin ya dava dilekçesinde gösterilen değer ya da keşifte belirlenip buna göre eksik harcı tamamlanan değer olduğunu belirtmiştir.15 Aynı kararda taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden davacıların miras payına isabet eden değer üzerinden harca hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.15 Bu iki 1. Hukuk Dairesi kararı 6100 sayılı HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un temyiz hükümlerine göre verilmiştir; harca esas değer bugün de Harçlar Kanunu m. 16'dan okunur.1915
Dava yazılı yargılama usulüne tabidir; HMK m. 316/1'de basit yargılama usulüne bağlanan dava ve işler arasında sayılmaz. Dava şartı arabuluculuk da yoktur: 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1 kira ilişkisi, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar; muris muvazaası bu listede yer almaz ve taraflar arabulucuya başvurmakta serbesttir (m. 3/1).
İlgili mevzuat
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.
Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 237- Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.
Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 599- Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 12 – 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25/2/2009-5841/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/31, K.: 2011/77 sayılı Kararı ile.)
Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 1024- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 111- (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.
(2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.
Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Mal kaçırma kastının ispatı; fiili karineler ve ispat yüküYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/800 · K. 2025/753 ·
Mirasbırakan taşınmazlarını kızına satış suretiyle devretmiş, diğer çocuklar muris muvazaası iddiasıyla dava açmıştı; ilk derece mahkemesi davayı kabul edip 1. Hukuk Dairesi'nin bozmasına direndi. Kurul, muris muvazaasını diğer nispi muvazaalardan ayıran unsurun mal kaçırma amacı olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, mirasçıların üçüncü kişi olarak tanık dâhil her delile başvurabileceğini ve gelenekler, olayların olağan akışı, alış gücü, bedel farkı ve beşeri ilişki gibi olguların fiili karine olarak değerlendirileceğini açıkladı. Mirasbırakanın kefil olduğu borçlar nedeniyle taşınmaz sattığı yönündeki beyanlar karşısında mal kaçırmayı gerektiren haklı sebebin ispat edilemediğini belirterek direnme kararını bozdu.
Sonuç: Mal kaçırma amacını davacı ispat eder; tanıklar bu amacı somut olgularla anlatamıyorsa dava reddedilir.
2.Bakım ve minnet karşılığı devir; bedel farkı tek başına kanıt değilYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/595 · K. 2023/945 ·
Mirasbırakan, aynı avluda yaşayan ve yıllarca kendisine bakan gelinine tarlasını satış suretiyle devretmiş, torunlar muris muvazaası iddiasıyla dava açmıştı. Kurul, 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç paragrafını aktardı, mal kaçırma amacı yoksa kararın uygulanamayacağını ve ispat yükünün davacıda olduğunu belirtti. Mirasbırakanın bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu ve ileride de bakılacağı güveniyle hareket ettiğini, bu nitelikteki hizmetin semen olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı; akitteki bedel ile gerçek bedel arasındaki fahiş farkın tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağını söyleyen Özel Daire bozmasını benimseyerek direnme kararını bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve ikinci görüşmede oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Bakım ve minnet karşılığı devir mal kaçırma sayılmayabilir; bedel farkı tek başına muvazaayı kanıtlamaz.
3.Tanık beyanlarının içeriği; bedeller arasındaki fark tek başına yetmezYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2021/1005 · K. 2023/260 ·
Baba, bir apartmandaki bağımsız bölümünü kızına satış suretiyle devretmiş, oğul muris muvazaası iddiasıyla dava açmıştı; ilk derece mahkemesi davacı tanıklarına üstünlük tanıyarak davayı kabul etti. Kurul, davacı tanıklarının işlemin muvazaalı olduğuna ilişkin açık beyanları bulunmadığını, mirasbırakanın davacı ile arasının iyi olduğunu söylediklerini ve murisin davacıdan mal kaçırmasını gerektiren bir durumun ispat edilemediğini belirtti. Murisin tek temlik işlemindeki iradesinin bölünemeyeceğini ve bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağını açıklayarak direnme kararını bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Tanıklar muvazaayı açıkça anlatmıyorsa ve aile ilişkisi iyiyse bedel farkı tek başına davayı kazandırmaz.
4.Ölünceye kadar bakma görünümlü temlik; makul sınır ve bağış iradesiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/563 · K. 2025/808 ·
Mirasbırakan, tek malvarlığı olan değerli taşınmazın çıplak mülkiyetini ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle oğullarına devretmiş, oğullardan biri payını sonra yeğenlerine satmıştı; kız çocukları muris muvazaası iddiasıyla tapu iptali, olmazsa tenkis istedi. Kurul, muris muvazaasının esas kaynağının 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı olduğunu, mal kaçırma amacı yoksa bu kararın uygulanamayacağını, bakım ihtiyacının sözleşme tarihinde bulunmasının şart olmadığını ve murisin yaşı, sağlığı, aile ilişkileri ile temlik edilen malın tüm mamelekine oranının sözleşme tarihine göre değerlendirileceğini açıkladı. Makul sınırın büyük ölçüde aşıldığını, bağış iradesinin üstün tutulduğunu ve sonraki satışın muvazaa olgusunu ortadan kaldırmadığını belirterek direnme kararını bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre verildi.
Sonuç: Bakım karşılığı devirde temlik edilen malın mameleke oranı makul sınırı aşıyor ve bağış iradesi üstünse muris muvazaası kabul edilir.
5.Açık hibede İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanmaz; terditli tenkis incelenmeliYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2022/2810 · K. 2024/990 ·
Mirasbırakan tapulu payını torununa kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak hibe etmiş, mirasçılar muris muvazaasına dayanarak tapu iptali, olmazsa tenkis istemişti. İlk derece mahkemesi tapu iptalini usulden reddedip tenkis hakkında karar vermedi, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti. Daire, muris muvazaasının nispi muvazaa türü olduğunu ve gizli bağışın şekil koşullarından yoksun bulunduğunu açıkladı; satış yoluyla yapılmış bir temlik bulunmadığından İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığını, ancak bağış yoluyla yapılan temlikin koşulları varsa tenkise tabi olacağını ve terditli tenkis isteminin incelenmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu.
Sonuç: Açık bağışta muris muvazaası dinlenmez, ama terditli olarak istenen tenkis incelenmek zorundadır.
6.Kadastro istisnasının sınırı ve tapusuz taşınmazYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/1345 · K. 2025/1713 ·
Davacılar, kadastrodan önce satın alınan bir taşınmazın mirasbırakanın küçük yaştaki kardeşi adına da tespit edilmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürmüş, ilk derece mahkemesi davayı 3402 sayılı Kanun m. 12/3'teki hak düşürücü süre nedeniyle reddetmişti. Daire, mirasbırakan kadastro tespitinden sonra öldüğü ve davacılar mirasçılık sıfatını bu tarihten sonra kazandığı için hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını belirtti. Ancak taşınmaz kadastro tespitinden önce tapusuz ve taşınır hükmünde olduğundan, mirasbırakanın davalıya devrettiği tapulu bir taşınmaz bulunmadığını ve İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağını açıklayarak bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ret kararını gerekçesini düzelterek onadı.
Sonuç: Kadastro öncesi on yıllık süre yalnız mirasbırakan kadastrodan önce öldüyse uygulanır; tapusuz taşınmazda muris muvazaası yoktur.
7.Bedeli murisin ödediği, üçüncü kişiden doğrudan tescil: İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanmazYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2023/376 · K. 2024/1845 ·
Davacı, mirasbırakanın bedelini ödediği iki taşınmazın üçüncü kişiden doğrudan torun adına tapuya tescil edildiğini ileri sürerek muris muvazaasına dayalı tapu iptali, olmazsa tenkis istemişti; mahkeme bozmaya uyarak davayı reddetti. Daire, 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının mirasbırakanın kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcı olduğunu, bedeli bizzat ödenip üçüncü kişiden başkası adına kaydettirilen taşınmazlar hakkında doğrudan bağlayıcı olmadığını ve yorum yoluyla bu gizli bağış iddialarına uygulanamayacağını belirterek ret kararını onadı. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre verildi.
Sonuç: Muris muvazaası yalnız mirasbırakanın kendi adına kayıtlı taşınmazı devretmesinde uygulanır.
8.Satış ihtiyacı yok, kullanım alıcıda, fahiş bedel farkı: muvazaa kanıtlandıYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2022/4927 · K. 2022/7944 ·
Mirasbırakan yedi parça taşınmazını satış suretiyle bir mirasçıya devretmiş, diğer mirasçı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemişti; ilk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti. Daire, gizli bağışın TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26'daki şekil koşullarından yoksun olduğunu hatırlattı. Mirasbırakanın köyün zenginlerinden olup taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunmadığını, taşınmazların davalının kullanımında olduğunu ve keşfen saptanan değerlerle satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğunu belirterek muvazaa iddiasının kanıtlandığına karar verdi; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını bozdu.
Sonuç: Satış ihtiyacı yokluğu, alıcının kullanımı ve fahiş bedel farkı birlikte muvazaayı kanıtlayabilir.
9.Kabul yönünde olgular; mahalli bilirkişi beyanı delil olamazYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2023/4644 · K. 2024/1329 ·
Mirasbırakan taşınmazlarını oğluna satış suretiyle devretmiş ve kısa süre sonra ikinci eşiyle evlenmişti; mahkeme bozmaların ardından davayı reddetti. Daire, tanıkların mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, kira gelirleri bulunduğunu, davalının alım gücü olmadığını anlattığını, bedelin ödendiğinin ispat edilemediğini belirterek devrin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna, davanın kabulü gerektiğine karar verdi. Tanık listelerinde yer almayan kişilerin mahalli bilirkişi olarak alınan beyanlarının hükme esas alınamayacağını da açıkladı. Önceki bozma kararına göre mirasbırakanın sağlığında açtığı hata-hile davasının reddi mirasçının davası için kesin hüküm oluşturmaz. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre verildi.
Sonuç: Satış ihtiyacının olmaması, alıcının alım gücünün bulunmaması ve bedelin ödendiğinin ispatlanamaması birlikte değerlendirildiğinde devrin mal kaçırma amaçlı olduğu sonucuna varılabilir.
10.Paylaştırma savunması: bütün mirasçıları kapsamayan dağıtım mal kaçırmayı dışlamazYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/1011 · K. 2025/1391 ·
Mirasbırakanlar taşınmazlarını satış suretiyle bazı çocuklarına devretmiş, diğer mirasçılar muris muvazaası iddiasıyla tapu iptali ve tescil, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar için bedel istemişti; davalılar hak dengesini gözeten bir paylaşım yapıldığını savundu ve mahkeme, davayı kabul eden davalı dışında davayı reddetti. Daire, mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma kastından söz edilemeyeceğini ve İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağını belirtti. Somut olayda davalıların bedel savunmasında bulunmadığını, davacıya ve bazı mirasçılara taşınmaz verilmediğini, bütün mirasçıları kapsayan bir paylaştırmadan söz edilemeyeceğini açıklayarak ret kararını bozdu; bağış yoluyla devredilen taşınmaz yönünden ise tenkis istenmediği için reddi yerinde buldu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy birliğiyle verildi.
Sonuç: Paylaştırma savunması ancak bütün mirasçıları kapsayan, hak dengesini gözeten bir dağıtım varsa mal kaçırma amacını ortadan kaldırır.
11.Sağlığında paylaştırma (denkleştirme) yapılmışsa mal kaçırma kastı yokYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1244 · K. 2020/228 ·
Mirasbırakan bir taşınmazdaki paylarını satış suretiyle beş oğluna devretmiş, altıncı oğul muris muvazaası iddiasıyla payına düşen bedeli istemişti; mahkeme davayı kısmen kabul edip 1. Hukuk Dairesi'nin bozmasına direndi. Kurul, mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma kastından söz edilemeyeceğini, bu paylaştırmanın her taşınmazda her mirasçıya pay verilerek yapılmasının gerekmediğini açıkladı. Mirasbırakanın davacıya ev alırken para yardımında bulunduğunu ve mal kaçırmayı gerektiren bir durumun kanıtlanmadığını belirterek direnme kararını bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Mirasbırakan sağlığında her mirasçıya kabul edilebilir ölçüde mal veya hak vermişse mal kaçırma amacından söz edilemez.
12.Minnet duygusuyla yapılan kısmi devir; mal kaçırma amacı yokYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2023/278 · K. 2023/848 ·
Mirasbırakan, taşınmazdaki payının yarısını torununa satış suretiyle devretmiş, eşi muris muvazaası iddiasıyla miras payı oranında tapu iptali istemişti; ilk derece mahkemesi davayı kabul etti. Daire, gizli bağışın TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26'daki şekil koşullarından yoksun olduğunu ve mal kaçırma kastının gelenekler, alım gücü, bedel farkı ve beşeri ilişki gibi olgulardan araştırılacağını belirtti. Somut olayda temlikin amacının, kendisine ilgi gösteren ve yardımda bulunan torununa duyulan minnet olduğunu, mirasbırakanın başka taşınmazlarının da bulunduğunu ve payının yalnız yarısını devrettiğini belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Minnetle yapılan, malvarlığının küçük bir kısmını kapsayan devir mal kaçırma sayılmayabilir.
13.Süre yokluğu; dava hakkı ölümle doğar; kadastro istisnasıYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2009/13256 · K. 2010/537 ·
İlk derece mahkemesi, muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davasını zamanaşımı nedeniyle reddetmişti. Daire, muris muvazaası iddiasına dayanan davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceğini, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmadığını, davacının mirasbırakanın ardılı olarak değil kendi miras hakkına dayanarak dava açtığını ve dava hakkının ölümle doğduğunu belirtti. Kuralın istisnasının mirasbırakanın kadastro tespitinden önce ölmesi hâli olduğunu, bu durumda davanın 3402 sayılı Kanun m. 12/3'teki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini açıklayarak, esasın incelenmesi için kararı bozdu. Karar HUMK döneminde verildi.
Sonuç: Muris muvazaası davası süreye bağlı değildir; mirasbırakan kadastrodan önce öldüyse on yıllık süre uygulanır.
14.Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı; müdahale dilekçesiyle davacı olunamazYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/290 · K. 2026/143 ·
Üç mirasçı miras payları oranında tapu iptali ve tescil davası açmış, yargılama sürerken bir başka mirasçı harçlandırdığı bir dilekçeyle kendi payını istemişti. Kurul, pay oranında açılan muris muvazaası davalarında davacılar arasında zorunlu değil ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, her mirasçının payı oranında ayrı ya da birlikte dava açabileceğini belirtti. Sonradan kendi payını isteyen mirasçının usulüne uygun bir dava açmadığını ve asli müdahil sayılamayacağını, bu mirasçının ayrı dava açmasının önünde engel bulunmadığını, ayrı açılan davaların birleştirilmesinin çelişkili kararları önleyeceğini açıklayarak bölge adliye mahkemesinin direnme kararını onadı. Karar ikinci görüşmede oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Her mirasçı kendi payı için dava açar; başkasının davasına müdahale dilekçesiyle katılarak davacı olunamaz.
15.Miras payı oranında iptal ve tescil; kalan pay davalıda kalırYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2020/3568 · K. 2021/42 ·
Mirasbırakanın taşınmazlarını satış suretiyle devrettiği davada mahkeme, davacının ve sonradan katılan mirasçıların davasını kabul ederek taşınmazların tamamının tapusunu iptal edip davalı adına yeniden tescil etmişti. Daire, kabul kararında ve dava tarihindeki değer üzerinden miras paylarına isabet eden değer üzerinden harca hükmedilmesinde isabetsizlik görmedi. Doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca davacıların miras payları oranında iptal ve tescile, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava değerinin miras payına isabet eden değer olduğunu ve vekâlet ücretinin harcı tamamlanan değer üzerinden hesaplanacağını belirterek hükmü düzelterek onadı. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy çokluğuyla verildi. Müdahale yoluyla davacı olunması yönü 2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararıyla benimsenmemiştir.
Sonuç: Kabul kararında taşınmazın tamamı değil yalnız davacıların miras payı kadarı iptal edilip tescil edilir.
16.Bedel isteminde de süre yok; kamulaştırılan ve satılan taşınmazlarYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2016/10148 · K. 2019/5740 ·
Mirasbırakanların çocuklarına devrettiği taşınmazların bir kısmı sonradan kamulaştırılmış, bir kısmı üçüncü kişilere satılmıştı; torunlar muris muvazaasına dayanarak terekeye iade talepli, miras payı oranında bedel istedi. İlk derece mahkemesi zamanaşımı gerekçesiyle davayı reddetti. Daire, muris muvazaasına dayanan davalarda talebin tapu iptali ve tescil ya da tazminat olmasına bakılmaksızın 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile hak düşürücü ve zamanaşımı süresi öngörülmediğini, bu davaların açılmasının hiçbir süreye bağlı olmadığını belirterek esasın incelenmesi için kararı bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK m. 428'e göre verildi.
Sonuç: Taşınmaz elden çıktığı için bedel istense de muris muvazaası davası süreye bağlı değildir.
17.Süre yokluğu Kurul düzeyinde; uzun süre sonra açılan dava hakkın kötüye kullanılması değildirYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1251 · K. 2020/673 ·
Mirasbırakan 1971'de taşınmazdaki payını satış suretiyle ikinci eşinden olma oğluna devretmiş ve 1981'de ölmüş; ilk eşinden olma kızları 2010'da muris muvazaası iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmıştı. 1. Hukuk Dairesi, yaklaşık otuz yıl sonra dava açılmasının TMK m. 2 ile bağdaşmadığı ve muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle kabul kararını bozmuş, mahkeme direnmişti. Kurul, mülkiyet hakkından kaynaklanan muris muvazaasına dayalı davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceğini, mutlak bir hakkın uzun süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin dava hakkının kötüye kullanılması sayılamayacağını açıkladı. Temlikin bedelsiz olduğunu, mirasbırakanın başka taşınmazları bulunduğunu ve satış ihtiyacının kanıtlanmadığını belirterek mal kaçırma amacını sabit gördü ve direnme kararını onadı. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre ve oy birliğiyle verildi.
Sonuç: Muris muvazaası davasının uzun yıllar sonra açılması tek başına hakkın kötüye kullanılması sayılmaz.
18.Sonraki malikin iyi niyeti (TMK m. 1023-1024); tapu iptali ve miras payı oranında tescilYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/3149 · K. 2026/2639 ·
Muris, taşınmazı bedel almadan bir mirasçıya satış gibi göstererek devretmiş, bu mirasçı da taşınmazı yakın arkadaşına satmıştı; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi son alıcıyı iyi niyetli sayarak tapu iptali istemini reddetti. Daire, ilk devrin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu sabit saydı; yasa koyucunun şeklen değil gerçekten iyi niyetli olanı koruduğunu, yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişinin TMK m. 1023'ten yararlanamayacağını belirtti. Ara malik ile son alıcının birbirini yakından tanıması, bedelin ödendiğinin ispatlanamaması ve fiili kullanımın ara malikte kalması karşısında son alıcının iyi niyetli olmadığını açıklayarak bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu.
Sonuç: Muvazaalı devirden sonra taşınmazı alan kişi, yolsuzluğu bilmesi gereken durumdaysa tapuya güvenden yararlanamaz.
19.Dava değeri, harç ve vekâlet ücreti davacının miras payıyla sınırlıYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2013/7324 · K. 2013/9628 ·
Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve miras payı oranında tescil, olmadığı takdirde tenkis davasında mahkeme davayı kabul etmişti. Daire, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun belirlenerek davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesinde isabetsizlik görmedi. Ancak bu davalarda dava değerinin davayı açan mirasçının payına isabet eden değer olduğunu, harç ve vekâlet ücretinin bu değer üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini belirterek, temlik edilen payların tamamı üzerinden harç ve avukatlık ücretine hükmeden kararı bu yönlerden bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK'un temyiz hükümlerine göre verildi.
Sonuç: Muris muvazaası davasında harç ve vekâlet ücreti taşınmazın tamamına değil davacının payına göre hesaplanır.
Sık sorulan sorular
Muris muvazaası nedir?
Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiş gibi göstermesidir. Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradesine uymaz, gizlenen bağış da tapuda resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz sayılır. Bu yüzden miras hakkı zedelenen mirasçılar tapu kaydının iptalini isteyebilir.
Muris muvazaası davasını kimler açabilir?
Miras hakkı çiğnenen mirasçılar açabilir; saklı pay sahibi olmaları gerekmez. Her mirasçı kendi miras payı oranında tek başına dava açabilir ya da diğer mirasçılarla birlikte açabilir. Hukuk Genel Kurulu, başka bir mirasçının davasına harçlandırılmış bir müdahale dilekçesiyle katılmanın usulüne uygun dava sayılmadığını, bu mirasçının kendi payı için ayrı dava açabileceğini ve ayrı davaların birleştirilebileceğini belirtmiştir.
Muris muvazaası davası için bir süre var mı?
Kanunda bu dava için özel bir süre yoktur ve Yargıtay kararlarına göre dava kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye bağlı değildir; tapu iptali yerine bedel istense de sonuç aynıdır. Aradan çok zaman geçmiş olması da tek başına davayı engellemez. İstisna kadastrodur: mirasbırakan kadastro tespitinden önce öldüyse ve kadastrodan önceki bir sebebe dayanılıyorsa, tutanağın kesinleşmesinden itibaren on yıllık süre uygulanır.
Mirasbırakanın mal kaçırma amacı nasıl ispatlanır?
İspat yükü davacıdadır. Mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıkları için tanık dâhil her türlü delile dayanabilir. Yargıtay; mirasbırakanın satmaya ihtiyacı olup olmadığını, alıcının alım gücünü, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkı, taşınmazı kimin kullandığını, bedelin gerçekten ödenip ödenmediğini ve aile içi ilişkileri birlikte değerlendirir.
Tapudaki satış bedelinin gerçek değerden çok düşük olması muvazaayı kanıtlar mı?
Tek başına kanıtlamaz. Hukuk Genel Kurulu, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağını belirtmiştir. Bedel farkı; satış ihtiyacının bulunmaması, alıcının alım gücünün olmaması, taşınmazın alıcının kullanımında olması veya bedelin ödendiğinin ispatlanamaması gibi başka olgularla birleştiğinde mahkeme muvazaanın kanıtlandığı sonucuna varabilir.
Kendisine bakan çocuğa ya da gelinine yapılan devir mirastan mal kaçırma sayılır mı?
Her zaman sayılmaz. Yargıtay, yıllarca bakım ve destek gören mirasbırakanın minnet duygusuyla yaptığı devri mal kaçırma saymadığı kararlar vermiştir ve bu nitelikteki hizmetin bedel olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise devredilen malın mirasbırakanın bütün malvarlığına oranı makul sınırı büyük ölçüde aşıyorsa bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılabilir.
Açıkça bağışlanan taşınmaz için muris muvazaası davası açılabilir mi?
Muris muvazaasına dayanılarak tapu iptali istenemez; tapuda açıkça bağış (hibe) olarak yapılan devirde satış yoluyla yapılmış bir temlik bulunmadığından içtihadı birleştirme kararı uygulanmaz. Böyle bir devir koşulları varsa saklı payı korumak için açılan tenkis davasının konusu olur. Mirasbırakanın bedelini ödediği taşınmazı doğrudan başka biri adına tapuya yazdırması da muris muvazaası kapsamında görülmemiştir.
Taşınmaz başka birine satılmışsa ne olur?
Tapuya iyi niyetle güvenerek taşınmazı alan kişinin kazanımı korunur. Ancak devrin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi tapuya güvenden yararlanamaz. Yargıtay, alıcı ile satıcının yakın tanışıklığı, bedelin ödendiğinin ispatlanamaması ve taşınmazın satıcının kullanımında kalması gibi olgularda son alıcıyı iyi niyetli saymamıştır. Yargıtay'ın incelediği bir davada istem tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel olarak kurulmuştur.
Dava kazanılırsa tapu nasıl düzeltilir?
Taşınmazın tamamı değil, davayı açan mirasçının miras payı oranındaki kısım iptal edilerek onun adına tescil edilir; kalan pay davalı üzerinde bırakılır. Harç ve vekâlet ücreti de taşınmazın tamamına göre değil, davacının miras payına isabet eden değere göre hesaplanır.
Muris muvazaası davası hangi mahkemede açılır ve arabuluculuk zorunlu mu?
Tapu iptali ve tescil istenen dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde ve taşınmazın bulunduğu yerde açılır; bu yer kesin yetkilidir. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu değildir, çünkü bu uyuşmazlık kanunda dava şartı arabuluculuk öngörülen uyuşmazlıklar arasında sayılmaz. Taraflar isterlerse arabulucuya başvurabilir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Gayrimenkul Hukuku alanına dön
Bu alandaki diğer rehberler
- Satış vaadi sözleşmesi: noterde düzenleme şekli, tapuya şerh ve vaade dayalı tescil davası
- Tapusuz arazi tescil davası: zilyetliğe dayalı tescilin şartları, süresi ve ispatı
- Geçit hakkı: zorunlu geçit, mecra ve zorunlu su hakkı davası
- Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları
- Reddi miras, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılık belgesi
- Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu): aynen taksim, satış ve muhdesat
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.