İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Takipsizlik kararı: kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (CMK m. 172)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Takipsizlik kararı, kanundaki adıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının soruşturmanın sonunda dava açmama kararıdır.
  • Savcı bu kararı, kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse ya da zamanaşımı veya şikâyet süresinin geçmesi gibi nedenlerle kovuşturma olanağı yoksa verir.
  • Karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
  • Bugünkü kanuna göre suçtan zarar gören, tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
  • Karardan sonra aynı fiilden dava açılabilmesi için yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı gerekir.

Takipsizlik kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172'deki adıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının soruşturmanın sonunda kamu davası açmadığını bildiren kararıdır. Bu rehber, kararın hangi nedenlerle verildiğini, soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararından farkını, kime bildirildiğini ve ne zaman kesinleştiğini, ek takipsizlik kararını, kararın aynı fiilden yeniden dava açılmasını nasıl önlediğini, yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı şartını ve takipsizliğe rağmen açılan davada verilen kararları Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Kararı veren

Kararı Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda verir.

Dayanak: CMK m. 172/1

Verilme nedenleri

1) Kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi, 2) kovuşturma olanağının bulunmaması.

Dayanak: CMK m. 172/1

Kime bildirilir

Suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye; kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

Dayanak: CMK m. 172/1

İtiraz

Suçtan zarar gören, karar kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

Dayanak: CMK m. 173/1

Yeniden dava açılması

Aynı fiilden kamu davası, ancak yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilir ve bu konuda sulh ceza hâkimliği karar verirse açılabilir.

Dayanak: CMK m. 172/2

Şikâyete bağlı suçta süre

Yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma yapılamaz; süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve zamanaşımı süresini geçemez; şikâyete bağlı hakaret suçunda süre fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

Dayanak: TCK m. 73/1-2

CMK m. 172'ye göre takipsizlik kararı nedir ve savcı soruşturmayı nasıl bitirir?

Takipsizlik, 1412 sayılı eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu döneminden kalan yaygın addır; Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172 aynı kararı "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" diye adlandırır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre eski Kanun döneminde takipsizlik kararı idari nitelikteydi: Cumhuriyet savcısı bu kararı kendiliğinden ya da istek üzerine geri alabiliyor ve hiçbir şarta bağlı olmadan, dava zamanaşımı dolmadan kamu davası açabiliyordu. (Yargıtay CGK, E. 2016/984)1

CMK m. 160/1 uyarınca Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlar; m. 160/2'ye göre şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplar. Soruşturma evresinin sonunda iki yol vardır: 1) CMK m. 170/2 uyarınca toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler; 2) CMK m. 172/1 uyarınca kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse ya da kovuşturma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

Ceza Genel Kurulu takipsizlik kararını adli-idari, başka bir anlatımla karma nitelikte bir karar sayar: bu karar beraat kararı gibi kesin hüküm sonuçları doğurmaz, ama savcının bu karardan her zaman keyfî biçimde dönüp kamu davası açabileceği anlamına da gelmez. (Yargıtay CGK, E. 2023/158)2 Kurula göre itiraz üzerine kesinleşen takipsizlik kararı mahkeme denetiminden geçerek yargısal karar hâlini alır.1

Takipsizlik kararına itirazın usulü (CMK m. 173) ayrı rehberin konusudur; bu sayfa itirazın yalnız temel kuralını verir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de ayrı bir karardır ve kendi rehberinde anlatılır.

CMK m. 172/1'e göre yeterli şüphe oluşturacak delil yoksa savcı hangi kararı verir?

CMK m. 172/1 kararın iki nedenini sayar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında bunları savcının kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilmesi için öngörülen iki temel neden olarak açıklar: 1) yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi, 2) kovuşturma olanağının bulunmaması. (Yargıtay 5. CD, E. 2022/5392)3

Yeterli şüphe ölçütü mahkûmiyet ölçütüyle aynı değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelenir; kovuşturma aşamasında ise isnat edilen suçun işlenip işlenmediği konusunda mahkûmiyete yeter olup olmadıkları ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadıkları değerlendirilir. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/9956)4

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında aynı ayrımı tekrarlar: Cumhuriyet savcısı toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi hâlde m. 172 gereğince karar vermelidir. (Yargıtay 11. CD, E. 2026/1142)5

Delil yetersizliği dışında bir hâl daha vardır. Ceza Genel Kurulu 2020 ve 2023 tarihli kararlarında, elde edilen delillere göre hukuka uygunluk sebeplerinin varlığı ya da failin kusursuzluğu açıkça ortadaysa Cumhuriyet savcısının yine kovuşturmaya yer olmadığına karar verebileceğini belirtir.12

Kovuşturma olanağı yoksa: zamanaşımı, şikâyet, uzlaşma ve önödemede takipsizlik (CMK m. 172/1, TCK m. 66 ve 73)

Ceza Genel Kuruluna göre kovuşturma imkânını ortadan kaldıran durumlar şüphelinin ölümü, af, zamanaşımı, şikâyet süresinin geçmesi, ön ödemenin yerine getirilmesi ve uzlaşmanın sağlanmış olması gibi hâllerdir; bu durumlarda savcı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.1

TCK m. 73/1 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçta yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. TCK m. 73/2'ye göre bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. 7531 sayılı Kanunla aynı fıkraya eklenen cümleye göre şikâyete bağlı hakaret suçunda şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

Şikâyet yokluğu gerekçesiyle verilen takipsizlikte şikâyet süresi belirleyicidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2023'te incelediği olayda savcılık, hakaret suçu bakımından ayrıca ve açıkça şikâyet bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, şikâyetçi vekili altı aylık şikâyet süresi içinde bu karara itiraz etmişti. Daireye göre şikâyet süresi içinde yapılan itirazla şikâyet iradesi ortaya konduğundan, itirazın kabulü yerine reddi hukuka aykırıdır; Daire itirazı reddeden sulh ceza hâkimliği kararını kanun yararına bozdu.4

TCK m. 66/1 uyarınca kamu davası, kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında, suçun cezasına göre otuz, yirmi beş, yirmi, on beş ya da sekiz yıl geçmesiyle düşer; beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda süre sekiz yıldır (m. 66/1-e). m. 66/4'e göre süre belirlenirken suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı esas alınır. m. 66/2, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar için bu sürelerin yarısını ya da üçte ikisini öngörür.

Zamanaşımı gerekçeli takipsizlik kesinleştikten sonra denetimi sınırlıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2026'da incelediği olayda savcılık, şikâyet tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; karar şikâyetçiye usulüne uygun tebliğ edilmiş ve süresinde itiraz edilmeden kesinleşmişti. Adalet Bakanlığı bu karar için kanun yararına bozma istedi. Daire, CMK m. 309/1'e göre bu yola yalnız hâkim veya mahkeme tarafından verilen kararlar için başvurulabileceğini belirterek, itiraz edilmeden kesinleşen savcılık kararının kanun yararına bozma konusu yapılamayacağına karar verdi ve istemi reddetti.5 Daire zamanaşımı hesabının doğru olup olmadığını incelemedi.

CMK m. 253/19 uyarınca uzlaşma sonucunda şüpheli edimini bir defada (def'aten) yerine getirirse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edimin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik göstermesi hâlinde ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. TCK m. 75/7'ye göre önödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

Takipsizliğin nedeni tutuklama tazminatı bakımından da sonuç doğurur. CMK m. 141/1-e, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişinin maddi ve manevi zararını Devletten isteyebileceğini öngörür; CMK m. 144/1-c ise genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilenleri tazminat isteyemeyecek kişiler arasında sayar. Tazminatın şartları ve süresi tutuklama tazminatı rehberinin konusudur.

CMK m. 158/6'daki soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı takipsizlikten nasıl ayrılır?

CMK m. 158/6 uyarınca ihbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığı herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılıyorsa ya da ihbar ve şikâyet soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez.

Aynı fıkraya göre bu karar varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve karara karşı CMK m. 173'teki usule göre itiraz edilebilir; itirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; kayıtlar ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.

İki karar kanunda farklı durumlara bağlanmıştır: 1) soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı, araştırma gerektirmeden fiilin suç olmadığı açıkça anlaşılan ya da soyut ve genel nitelikteki ihbar ve şikâyetlerde verilir; 2) kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ise CMK m. 172/1'e göre soruşturma evresi sonunda, delil yetersizliği ya da kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle verilir. Bildirim de farklıdır: m. 158/6 ihbarda bulunana veya şikâyetçiye, m. 172/1 suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirimi öngörür.

Bu sayfadaki kararların hiçbiri iki karar arasındaki farkı ele almaz; ayrım yukarıda madde metinlerinden aktarılmıştır.

Takipsizlik kararı kime bildirilir ve ne zaman kesinleşir? Başsavcının denetimi (CMK m. 172/1, 173/1 ve 5235 sayılı Kanun m. 18)

CMK m. 172/1 uyarınca karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir; kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Madde, ifadesi alınmamış ya da sorguya çekilmemiş şüpheliye bildirimden söz etmez.

CMK m. 173/1 uyarınca suçtan zarar gören, karar kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. 7499 sayılı Kanunla eklenen CMK geçici m. 6/1-b'ye göre bu süreye ilişkin değişiklik 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır; bu tarihten önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hüküm uygulanmaya devam eder. Ceza Genel Kurulunun 2020 kararında aktarılan eski metinde bu süre on beş gündü.1 Eski tarihli kararlarda geçen "on beş gün" ifadesi bu eski metne aittir.

CMK m. 173/1 itiraz hakkını suçtan zarar görene tanır. Ceza Genel Kurulunun 2024'te incelediği olayda takipsizlik kararına şüpheli müdafii, karardaki maddi hataların düzeltilmesi talebiyle itiraz etmiş ve merci bu itirazı reddetmişti. Kurula göre bu itiraz ve merci kararı, CMK m. 173/1 kapsamında suçtan zarar görenin itirazı üzerine verilen ve takipsizlik kararının kesinleşmesini sağlayan nitelikte değildir; bu yüzden kararın katılana tebliğ edilip edilmediği ve katılanın itiraz edip etmediği araştırılmalıydı. (Yargıtay CGK, E. 2022/10)6

Ceza Genel Kurulunun 2026 kararında takipsizlik kararı, on sekiz yaşını doldurmamış mağdur için CMK m. 234/2 uyarınca görevlendirilen zorunlu vekile tebliğ edilmiş, vekil itiraz etmemişti; mağdur on sekiz yaşını doldurduktan sonra itiraz etmiş ve sulh ceza hâkimliği takipsizlik kararını kaldırmıştı. Kurula göre mağdurun kararın kendisine bildirilmediği yönündeki beyanı, zorunlu vekile yapılan tebligatın itiraz süresine etkisi ve itiraz hakkının ne zaman kullanılabileceği sulh ceza hâkimliğince değerlendirilmesi gereken usul meseleleridir. (Yargıtay CGK, E. 2025/577)7 Zorunlu vekile tebliğin mağdur bakımından itiraz süresini başlatıp başlatmadığı sorusunu Kurul, ön sorunda vardığı sonuç nedeniyle tartışmadı.

Takipsizlik kararı Cumhuriyet başsavcısının denetimine de tabidir. 7328 sayılı Kanunla 5235 sayılı Kanun m. 18'e eklenen fıkraya göre Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesi ile bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesi konularında görevli ve yetkilidir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2024'te incelediği olayda takipsizlik kararı "görüldü" işlemi için Cumhuriyet başsavcı vekiline gönderilmiş, başsavcı vekili eksik soruşturma gerekçesiyle kararı iade etmiş, savcı soruşturmayı tamamlayıp iddianame düzenlemişti; mahkeme ise önceki takipsizlik kararının kesinleşmediği ve usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gerekçesiyle durma kararı vermişti. Daireye göre "görüldü" işlemi kararın kurucu unsurlarından olmamakla birlikte uygulamada karar "görüldü" yapılmadan kesinleşmez; Cumhuriyet başsavcısı savcının kararını esasını değiştirmeye yetkili bir makam gibi reddedemez, ancak kararın yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir. Taraflara tebliğ edilmeyen karar hukuken henüz varlık kazanmadığından mahkeme yargılamaya devam etmeliydi; Daire durma kararını kanun yararına bozdu. (Yargıtay 11. CD, E. 2023/8)8 Bu olaydaki takipsizlik kararı 2019 tarihlidir; Daire 7328 sayılı Kanunla eklenen fıkrayı hükümden sonra yürürlüğe giren düzenleme olarak aktarır ve bu fıkradan sonra başsavcının iade yetkisinin sınırı hakkında bir değerlendirme yapmaz.

Ek ya da kısmi takipsizlik kararı nedir ve hukuki sonucu farklı mıdır?

CMK m. 172 "ek" ya da "kısmi" takipsizlikten söz etmez. Ceza Genel Kuruluna göre uygulamada "ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" denilen kararlar da verilir: soruşturma kapsamında bir kısım fiillerin kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olmaması, bir kısım fiillerin ise kamu davası açılmasını ya da yetkisizlik gibi başka kararlar verilmesini gerektirmesi hâlinde, kamu davası açılmasını gerektirmeyen fiillerden dolayı verilen kararlardır. Kurul 2020 ve 2023 tarihli kararlarında, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki niteliği ve sonuçları bakımından takipsizlik kararından farkı bulunmadığını belirtir.12

Ceza Genel Kurulunun 2020'de incelediği olayda kasten yaralama şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmada sanıklar hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, mağdur hakkında ise iftira suçundan dava açılmıştı. Mağdur ve şüphelilere tebliğ edilen ek takipsizlik kararına itiraz edilmemişti; Kurul bu kararın hukuki değerden yoksun olmadığını ve itiraz edilmeksizin kesinleştiğini kabul etti.1

Ceza Genel Kurulunun 2023'te incelediği olayda ise aynı olay nedeniyle sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, tehdit ve kasten yaralama suçlarından iddianame düzenlenmişti. Dosyada ek takipsizlik kararının şikâyetçiye tebliğ edildiğine ve kesinleştirildiğine dair bilgi yoktu. Kurula göre iddianamede ihaleye fesat karıştırma suçuna ilişkin bir değerlendirme ve açık anlatım bulunmadığından bu suçtan usulünce açılmış bir kamu davası yoktur; ihaleye fesat karıştırmadan verilen mahkûmiyet hükümleri bozuldu.2 Kurul eylemlerin sabit olup olmadığını değerlendirmedi; karar oy çokluğuyla verildi.

Takipsizlik kararı kesin hüküm müdür? Önleme etkisi ve "aynı fiil" (CMK m. 172/2)

Ceza Genel Kurulunun 2023 kararına göre kanun koyucu, aynı kişi hakkında aynı fiilden tekrar soruşturma başlatılmasını yeni delil şartına bağlayarak takipsizlik kararına kesin hüküm niteliği vermemiş, ancak kişiler açısından hukuki güvenli alan oluşturarak adeta kesin hükmün önleme etkisini yaratan bir hâl düzenlemiştir. (Yargıtay CGK, E. 2020/154)9 Kurul aynı kararda, aynı fiilden iki kez yargılanmama (non bis in idem) ilkesinin soruşturma aşamasında verilen takipsizlik kararlarını da kapsadığını belirtir.9

Önleme etkisi bakımından itirazsız ve itirazla kesinleşen karar arasında fark yoktur. Kurula göre denetimden geçmeden kesinleşen takipsizlik kararı ile itirazın merciince reddedilmesi üzerine kesinleşen karar arasında önleme etkisi bakımından farklılık bulunmaz.9 Ceza Genel Kurulunun 2020 kararına göre de her iki durumda, kanunun aradığı anlamda yeni delil ortaya çıkmadıkça Cumhuriyet savcısı aynı fiilden aynı işe tekrar el atamaz.1

Önleme etkisi "aynı fiil" içindir. Ceza Genel Kuruluna göre fiilin aynı olup olmadığı, iddianamede ya da takipsizlik kararında yer alan fiilin işlendiği yer, süresi, zamanı, kullanılan araçlar ve kullanılma biçimleri belirtilerek bireyselleştirilen olaylara göre belirlenir; savcının yaptığı hukuki nitelendirmenin bunda önemi yoktur.1 Kurulun 2023 kararındaki örneğe göre kasten öldürme suçundan takipsizlik kararı verilen şüpheli hakkında yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiil bu kez taksirle öldürme olarak nitelendirilip kamu davası açılamaz.9

Ceza Genel Kurulunun 2017'de incelediği olayda avukat olan sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen takipsizlik kararı, katılanların itirazının merciince reddedilmesiyle kesinleşmişti; aynı fiil için sonradan kamu davası açıldı. Kurula göre itiraz üzerine kesinleşen karardan sonra kanundaki şart gerçekleşmeden, farklı hukuki nitelendirme yapılarak aynı fiilden kamu davası açılması usul ve kanuna aykırıdır; karar oy çokluğuyla verildi. (Yargıtay CGK, E. 2017/586)10

Aynı iddialarla yapılan ikinci şikâyet de bu ilkeyle ilgilidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2026'da incelediği olayda ilk takipsizlik kararı itiraz edilmeden kesinleştikten sonra şikâyetçi benzer iddialarla yeniden şikâyette bulunmuş, savcılık mükerrer soruşturma olduğu gerekçesiyle ikinci kez kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Daireye göre bu ikinci karara yapılan itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği, kararı usul ve özellikle mükerrer soruşturma olup olmadığı açısından esasa yönelik olarak değerlendirmeliydi; yalnız ilk karara yönelik inceleme yaparak itirazı reddetmesi kanuna aykırı bulundu ve hâkimlik kararı kanun yararına bozuldu.5

Takipsizlikten sonra dava ne zaman açılabilir? Yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı (CMK m. 172/2 ve 173/6)

CMK m. 172/2'nin bugünkü metnine göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden kamu davası açılamaz. CMK m. 173/6'ya göre itirazın reddedilmesi hâlinde de aynı fiilden dava açılabilmesi için m. 172/2 uygulanır.

Bu metin 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle getirilmiş ve 7072 sayılı Kanunla aynen kabul edilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 2020 kararında aktarıldığı üzere önceki metin yalnız yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dava açılamayacağını söylüyordu; değişiklikle yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hâkimliğince bu konuda karar verilmesi şartları eklendi. Kurul bunu kanun koyucunun ceza muhakemesi şartı olarak düzenlediğini belirtir.1

Bu sayfadaki Yargıtay kararlarının bir kısmı KHK-680 öncesi olaylara ilişkindir ve olay tarihindeki metni uygular; bu kararlarda itiraz edilmeden kesinleşen takipsizlikten sonra yeni delilin ortaya çıkmasını yeterli sayan açıklama bugünkü kural değildir. Ceza Genel Kurulu 2017 ve 2024 kararlarında, usul hükümlerinin derhâl uygulanacağını ve itirazın reddinden sonra dava açılabilmesinin artık yeterli şüphe oluşturacak yeni delile ve sulh ceza hâkimliği kararına bağlı olduğunun gözetilmesi gerektiğini ayrıca belirtmiştir.106

Ceza Genel Kurulunun tanımına göre takipsizlik kararından önce mevcut olan ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunduğu hâlde savcı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil yeni delildir. Yeni bir soruşturma için delilin yeni olması yetmez; tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir.1 Kurulun 2017 kararına göre delil, kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldıracak ve davanın açılmasını sağlayacak düzeyde suç şüphesi doğurmalıdır.10

Kurulun 2020'de incelediği olayda, mağdurun iftira suçundan yargılandığı davaya bakan mahkeme, beraatle sonuçlanan bu dava dosyasını yeni delil sayarak suç duyurusunda bulunmuş ve sanıklar hakkında iddianame düzenlenmişti. Kurula göre soruşturmada elde edilenler dışında yeni bir delil elde edilmemişti ve iftira davasındaki beraat dosyası tek başına sanıkların kasten yaralama suçunu işlediklerini kuvvetle ispatlama gücüne sahip değildi.1

Ceza Genel Kurulunun 2023'te incelediği çocuğun cinsel istismarı davasında ise takipsizlik kararından sonra alınan ve mağdurun ruh sağlığının bozulduğunu gösteren rapor yeni delil sayıldı. Kurula göre bu delil, takipsizlik kararından önce mevcut olan ancak olaydan yaklaşık üç yıl sonra alınan ve bu nedenle savcının değerlendirmesi mümkün olmayan, ilk kez değerlendirilen bir delildir; karar oy çokluğuyla verildi.9 Olay KHK-680 öncesine aittir: takipsizliğe itirazı ağır ceza mahkemesi başkanı incelemiş, dava açılmasına da ağır ceza mahkemesi karar vermişti. Kurul bugün aranan sulh ceza hâkimliği kararı şartına değinmez.

Anayasa Mahkemesi 2020'de, 7072 sayılı Kanunla değiştirilen CMK m. 172/2 ve 173/6 hakkındaki iptal taleplerini reddetti. Mahkemeye göre yeni delilin elde edilmesi ve sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi şartlarının aranması şüphelinin haklarının korunması bakımından daha güvenceli bir durum oluşturmaya yöneliktir; değerlendirmenin Cumhuriyet savcısı yerine hâkim tarafından yapılması da suçun mağdurları olabilecek kişiler bakımından etkili başvuru hakkını sınırlamaz. Mahkemeye göre sulh ceza hâkimliği bu kararda yeni elde edilen delilin diğer delillerle birlikte kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadığını değerlendirir. (Anayasa Mahkemesi, E. 2018/91)11

Yeni delil yolunun kanun yararına bozmadan farkını Ceza Genel Kurulu 2023'te açıkladı: takipsizliğe itirazın reddine dair sulh ceza hâkimliği kararı, verildiği anda mevcut hukuka aykırılıklar bakımından kanun yararına bozmayla denetlenebilir; karardan sonra ortaya çıkan ya da karar verilinceye kadar hâkimliğin bilgisine sunulmamış yeni delil gibi durumlarda ise kanun yararına bozma değil, m. 172/2 ve 173/6'daki ayrı yol izlenir. Karar oy çokluğuyla verildi. (Yargıtay CGK, E. 2020/303)12

CMK m. 172/3, takipsizlik kararının etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da bu karar aleyhine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilirse yeniden soruşturma açılacağını öngörür. Fıkra 6459 sayılı Kanunla eklenmiş, dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon hâli 7145 sayılı Kanunla getirilmiştir.1 Bu sayfadaki kararların hiçbiri bu fıkranın uygulanmasına ilişkin değildir.

Takipsizlik kararına rağmen dava açılırsa mahkeme ne karar verir? Ret, düşme ve durma (CMK m. 223/7-8)

CMK m. 223/7 uyarınca aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. CMK m. 223/8'e göre soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde davanın düşmesine, kovuşturmanın yapılması şarta bağlı olup şart henüz gerçekleşmemişse gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir; durma kararına itiraz edilebilir.

Takipsizlik kararına rağmen aynı fiilden açılan davada Yargıtay kararları farklı sonuçlara varmıştır; her karar kendi olayındaki duruma bağlıdır:

1) Davanın reddi: Ceza Genel Kurulunun 2020 kararında ek takipsizlik kararı itiraz edilmeden kesinleşmiş ve yeni delil ortaya çıkmadan aynı suçtan iddianame düzenlenmişti; Kurul, davanın reddine karar verilmesi gerekirken sanıkların mahkûmiyetine hükmedilmesini bozma nedeni saydı.1 Kurul olayı iddianamenin düzenlendiği 2009 tarihinde yürürlükte olan m. 172/2 metnine göre değerlendirdi.

2) Davanın düşmesi: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2026 kararına göre takipsizlik kararı CMK m. 223/7'deki davanın reddi nedenlerinden değildir; yeni delil olmadan aynı fiilden açılan davada kovuşturma şartı gerçekleşmediği için m. 223/8 uyarınca düşme kararı verilmelidir. Daire davanın reddine ilişkin hükmü bozdu ve yeniden yargılama gerektirmediği için davanın düşmesine kendisi karar verdi.3 Daire m. 172/2 ve 173/6'yı kararda eski metinleriyle aktarır; bugünkü şart yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararıdır.

3) Durma: Ceza Genel Kurulunun 2017 kararında itiraz merciince reddedilen takipsizlikten sonra kanundaki şarta uyulmadan iddianame düzenlenmişti; Kurula göre mahkeme durma kararı verip önceden itirazı inceleyen merciin bu konuda karar vermesini beklemeli ve sonucuna göre hüküm kurmalıydı.10 Kurul burada işlem tarihindeki m. 173/6'yı uyguladı ve KHK-680 değişikliğinin derhâl uygulanacağını ayrıca belirtti; bugün itirazın reddinden sonra dava açılması m. 173/6 ve 172/2 uyarınca yeterli şüphe oluşturacak yeni delile ve sulh ceza hâkimliği kararına bağlıdır. Kurulun 2024 kararında takipsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediği belirsizdi; mahkeme durma kararı verip kararın katılana tebliğ edilip edilmediğini ve katılanın itiraz edip etmediğini araştırmalıydı.6

4) Takipsizliği kaldıran hâkimlik kararı: Ceza Genel Kurulunun 2026 kararına göre bölge adliye mahkemesi, takipsizlik kararını kaldıran sulh ceza hâkimliği kararını yok hükmünde sayıp aynı fiilden daha önce takipsizlik kararı verildiği ve yeni delil bulunmadığı gerekçesiyle davaları reddedemez. Hâkimliğin itirazın süresine ilişkin değerlendirmesi hatalı olsa bile bu, kararın hukuki varlığını ortadan kaldırmaz; karar hukuka aykırı görülüyorsa mahkeme önce durma kararı verip kanun yararına bozma yolunun işletilmesini sağlamalı ve sonucuna göre hüküm kurmalıdır.7 Kurul temel uyuşmazlığı tartışmadı.

5) Tebliğ edilmemiş karar: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2024 kararında taraflara tebliğ edilmeden başsavcı vekilince iade edilen takipsizlik kararı hukuken henüz varlık kazanmadığından, iddianame üzerine verilen durma kararı kanuna aykırı bulundu; mahkeme esas hakkında karar vermeliydi.8

6) İddianamede anlatılmayan fiil: Ceza Genel Kurulunun 2023 kararında ek takipsizlik verilen ihaleye fesat karıştırma fiili iddianamede anlatılmadığı için bu suçtan usulünce açılmış bir kamu davası bulunmadığı kabul edildi ve mahkûmiyet bozuldu.2

Bu kararlarda sonuç, takipsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediğine, itiraz merciinin karar verip vermediğine ve uyuşmazlığın hangi aşamada çıktığına göre farklı kurulmuştur. Bu sayfa kararları olayına bağlı aktarır ve onlardan genel bir kural çıkarmaz.

İlgili mevzuat

CMK m. 172 — Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.

(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 170 — Kamu davasını açma görevi

Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.

(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;

a) Şüphelinin kimliği,

b) Müdafii,

c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,

d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,

e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,

f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,

g) Şikâyetin yapıldığı tarih,

h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,

i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

j) Suçun delilleri,

k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

Gösterilir.

(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.

(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.

(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 158 — İhbar ve şikâyet

Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.

(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.

(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 173 — Cumhuriyet savcısının kararına itiraz

Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.

(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 223 — Duruşmanın sona ermesi ve hüküm

Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.

(2) Beraat kararı;

a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,

Hallerinde verilir.

(3) Sanık hakkında;

a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,

b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,

c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,

d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,

Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;

a) Etkin pişmanlık,

b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,

c) Karşılıklı hakaret,

d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,

Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.

(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.

(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.

(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.

(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

5235 sayılı Kanun m. 18 — Cumhuriyet başsavcısının görevleri

Madde 18- Cumhuriyet başsavcısının görevleri şunlardır:

1. Cumhuriyet başsavcılığını temsil etmek,

2. Başsavcılığın verimli, uyumlu ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak, iş bölümünü yapmak,

3. Gerektiğinde adlî göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak,

4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısının; ağır ceza mahkemesinin yargı çevresinde görevli Cumhuriyet başsavcıları, Cumhuriyet başsavcıvekilleri, Cumhuriyet savcıları ile bağlı birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır.

Asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısının o yer yargı çevresinde görevli Cumhuriyet savcıları ile bağlı birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır.

(Ek fıkra:17/6/2021-7328/2 md.) Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesi ile bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesi hususlarında görevli ve yetkilidir.

TCK m. 73 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar

Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.

(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

(5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.

(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.

(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 66 — Dava zamanaşımı

Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.

(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.

(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Ek takipsizliğin hukuki niteliği, önleme etkisi, aynı fiil ve yeni delil; yeni delil olmadan açılan davada davanın reddiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2016/984 · K. 2020/400 ·

    Kasten yaralama soruşturmasında sanıklar hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, mağdur hakkında iftiradan dava açılmıştı; itiraz edilmeyen ek takipsizlik kesinleşti. Mağdurun iftiradan beraat ettiği dava dosyası yeni delil sayılarak sanıklar hakkında iddianame düzenlendi ve mahkûmiyet kuruldu. Ceza Genel Kurulu takipsizliğin nedenlerini, adli-idari niteliğini, ek takipsizliğin takipsizlikten farkı olmadığını, aynı fiilin belirlenmesinde hukuki nitelendirmenin önemsizliğini ve yeni delilin tanımını açıkladı. Kurula göre beraat dosyası tek başına suçu kuvvetle ispatlama gücüne sahip değildi; olay KHK-680 öncesi metne göre değerlendirildi ve hüküm davanın reddi gerekirken mahkûmiyet kurulduğu gerekçesiyle oybirliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Kesinleşmiş ek takipsizlik de takipsizlik gibi sonuç doğurur; yeni delil olmadan aynı fiilden açılan davada Kurul bu olayda davanın reddi gerektiğini söyledi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Takipsizliğin karma niteliği ve ek takipsizlik verilen fiilin iddianamede anlatılmamasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/158 · K. 2023/214 ·

    İade edilen iddianameden sonra savcılık, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, tehdit ve kasten yaralama suçlarından iddianame düzenlemişti; mahkeme ihaleye fesat karıştırmadan mahkûmiyet kurdu. Ceza Genel Kuruluna göre takipsizlik kararı adli-idari, karma nitelikte bir karardır; beraat gibi kesin hüküm doğurmaz ama savcı bu karardan keyfî biçimde dönemez. İddianamede ihaleye fesat karıştırma eylemi anlatılmadığından bu suçtan usulünce açılmış dava bulunmadığı kabul edildi ve mahkûmiyet hükümleri bozuldu. Kurul eylemlerin sübutunu incelemedi; karar oy çokluğuyla verildi.

    Sonuç: Ek takipsizlik verilen ve iddianamede anlatılmayan suçtan mahkûmiyet kurulamaz; o suçtan usulünce açılmış dava yoktur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Takipsizlik CMK m. 223/7 ret nedeni değil: yeni delil olmadan açılan davada düşmeYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2022/5392 · K. 2026/4695 ·

    Tefecilik suçundan verilen takipsizlik kararından sonra yeni delil elde edilmeden, aynı fezlekedeki beyanlara dayanan suç duyurusu üzerine iddianame düzenlenmişti; önceki bozmadan sonra takipsizlik kararı suçtan zarar gören Hazineye tebliğ edilmiş ve itiraz sulh ceza hâkimliğince reddedilmişti. Mahkeme davanın reddine karar verdi. Daireye göre takipsizlik kararı m. 223/7'deki davanın reddi nedenlerinden değildir; kovuşturma şartı gerçekleşmediği için m. 223/8 uyarınca düşme kararı verilmeliydi. Daire hükmü bozdu ve davanın düşmesine kendisi oybirliğiyle karar verdi. Karar m. 172/2 ve 173/6'yı eski metinleriyle aktarır.

    Sonuç: Yargıtay 5. Ceza Dairesine göre takipsizliğe rağmen yeni delil olmadan açılan davada ret değil, kovuşturma şartı yokluğundan düşme kararı verilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Yeterli şüphe ile mahkûmiyet ölçütü farkı; şikâyet süresi içinde itirazın şikâyet sayılmasıYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2023/9956 · K. 2023/21241 ·

    Hakaret suçu bakımından ayrıca ve açıkça şikâyet bulunmadığı gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, şikâyetçi vekili altı aylık şikâyet süresi içinde bu karara itiraz etmiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmişti. Daire, soruşturmada delillerin yeterli şüphe, kovuşturmada mahkûmiyete yeter vicdani kanaat çerçevesinde değerlendirildiğini açıkladı. Şikâyet süresi içinde yapılan itirazla şikâyet iradesi ortaya konduğundan itirazın kabulü gerekirken reddedilmesini hukuka aykırı buldu ve hâkimlik kararını oybirliğiyle kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Şikâyet yokluğu gerekçeli takipsizliğe şikâyet süresi içinde yapılan itiraz şikâyet iradesidir; itiraz kabul edilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Savcılık kararı kanun yararına bozmaya konu olmaz; mükerrer soruşturma gerekçeli ikinci takipsizliğin incelenmesiYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2026/1142 · K. 2026/6799 ·

    Savcılık ilk şikâyet üzerine zamanaşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, karar usulüne uygun tebliğ edilip itiraz edilmeden kesinleşmişti; benzer iddialarla yapılan ikinci şikâyette ise mükerrer soruşturma gerekçesiyle ikinci kez takipsizlik verilmiş, itiraz sulh ceza hâkimliğince reddedilmişti. Daire, CMK m. 309/1'e göre kanun yararına bozmanın yalnız hâkim veya mahkeme kararları için açık olduğunu belirterek itiraz edilmeden kesinleşen savcılık kararına yönelik istemi reddetti. İkinci karara itirazı inceleyen hâkimliğin kararı usul ve mükerrer soruşturma olup olmadığı açısından esastan incelemesi gerektiğini belirterek hâkimlik kararını kanun yararına bozdu. Daire zamanaşımı hesabının doğruluğunu incelemedi.

    Sonuç: İtiraz edilmeden kesinleşen savcılık kararı kanun yararına bozulamaz; mükerrer soruşturma gerekçeli takipsizliğe itiraz ise esastan incelenmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Şüpheli müdafiinin itirazı takipsizliği kesinleştirmez; kesinleşme araştırılmadan hüküm kurulamazYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/10 · K. 2024/66 ·

    Sahte olduğu iddia edilen çekle ilgili şikâyet üzerine verilen takipsizlik kararına şüpheli müdafii maddi hataların düzeltilmesi talebiyle itiraz etmiş, merci itirazı reddetmişti; katılanın yeni şikâyeti üzerine aynı konuda iddianame düzenlenip mahkûmiyet kurulmuştu. Ceza Genel Kuruluna göre bu itiraz ve merci kararı, suçtan zarar görenin itirazı üzerine verilen ve takipsizliği kesinleştiren nitelikte değildir. Mahkeme durma kararı verip kararın katılana tebliğ edilip edilmediğini ve itiraz edilip edilmediğini araştırmalıydı; itirazın reddinden sonra dava açılması için KHK-680 ile getirilen yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı şartı da gözetilmeliydi. Hüküm eksik araştırmadan oybirliğiyle bozuldu; sübut incelenmedi.

    Sonuç: Şüpheli tarafının itirazı ve buna verilen merci kararı takipsizliği kesinleştirmez; kesinleşme belirsizse mahkeme durup araştırır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Zorunlu vekile tebliğ, takipsizliği kaldıran hâkimlik kararının hukuki varlığı ve durmaYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/577 · K. 2026/211 ·

    Takipsizlik kararı, on sekiz yaşını doldurmamış mağdur için görevlendirilen zorunlu vekile tebliğ edilmiş, vekil itiraz etmemişti. Mağdur on sekiz yaşını doldurduktan sonra itiraz etmiş, sulh ceza hâkimliği takipsizlik kararını kaldırmış ve dava açılmıştı. Bölge adliye mahkemesi hâkimlik kararını yok hükmünde sayıp davaları reddetti. Ceza Genel Kuruluna göre hâkimliğin süre değerlendirmesi hatalı olsa bile karar hukuk düzeninde sonuç doğurmaya devam eder; hukuka aykırılık iddiasının yolu kanun yararına bozmadır ve bölge adliye mahkemesi önce durma kararı vermelidir. Hüküm oybirliğiyle bozuldu; zorunlu vekile tebliğin itiraz süresine etkisine ilişkin temel uyuşmazlık tartışılmadı.

    Sonuç: Takipsizliği kaldıran sulh ceza hâkimliği kararı yok sayılıp dava reddedilemez; karar hatalı görülüyorsa durulur ve kanun yararına bozma yolu işletilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Başsavcının "görüldü" denetimi ve tebliğ edilmeyen takipsizlik kararının hukuki varlığıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2023/8 · K. 2024/2183 ·

    Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından 2019'da verilen takipsizlik kararı "görüldü" işlemi için başsavcı vekiline gönderilmiş, eksik soruşturma gerekçesiyle iade edilmiş, ardından iddianame düzenlenmişti. Mahkeme önceki takipsizliğin kesinleşmediği ve usulüne uygun dava bulunmadığı gerekçesiyle durma kararı verdi. Daireye göre "görüldü" işlemi kurucu unsur olmasa da uygulamada karar bu işlem yapılmadan kesinleşmez; başsavcı kararı esastan değiştiren bir makam gibi reddedemez ama yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir; taraflara tebliğ edilmeyen karar hukuken henüz varlık kazanmamıştır. Durma kararı oybirliğiyle kanun yararına bozuldu.

    Sonuç: Taraflara tebliğ edilmeden başsavcılıkça iade edilen takipsizlik kararı, sonradan açılan davayı engellemez; mahkeme esas hakkında karar verir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Takipsizliğin önleme etkisi, farklı nitelendirmeyle aynı fiil ve sonradan alınan raporun yeni delil sayılmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2020/154 · K. 2023/463 ·

    Çocuğun cinsel istismarı iddiasıyla ilgili soruşturmada 2008'de verilen takipsizlik kararına itiraz ağır ceza mahkemesi başkanınca reddedilmişti. Olaydan yaklaşık üç yıl sonra alınan, mağdurun ruh sağlığının bozulduğunu gösteren rapor üzerine ağır ceza mahkemesi dava açılmasına karar verdi ve sanık mahkûm edildi. Ceza Genel Kurulu, non bis in idem ilkesinin takipsizlik kararlarını da kapsadığını, aynı fiilin farklı nitelendirmeyle yeniden dava konusu yapılamayacağını ve itirazsız ya da itirazla kesinleşen kararlar arasında önleme etkisi bakımından fark bulunmadığını açıkladı. Raporu savcının değerlendirmesi mümkün olmayan yeni delil saydı ve direnme kararını oy çokluğuyla isabetli buldu. Olay KHK-680 öncesine aittir.

    Sonuç: Takipsizlik kesin hüküm değildir ama kesin hükmün önleme etkisine benzer güvence sağlar; savcının değerlendiremediği sonraki rapor bu olayda yeni delil sayıldı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. İtiraz üzerine kesinleşen takipsizlikten sonra farklı nitelendirmeyle açılan dava ve durmaYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2017/586 · K. 2017/450 ·

    Avukat olan sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen takipsizlik kararına katılanlar itiraz etmiş, merci itirazı reddetmişti; sonradan aynı fiil için kamu davası açılıp mahkûmiyet kuruldu. Ceza Genel Kuruluna göre yeni delil, kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldıracak düzeyde suç şüphesi doğurmalıdır; itirazla kesinleşen karardan sonra kanundaki şart gerçekleşmeden farklı hukuki nitelendirmeyle aynı fiilden dava açılması usul ve kanuna aykırıdır. Mahkeme durma kararı verip itiraz merciinin karar vermesini beklemeliydi; KHK-680 sonrasında yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı şartının gözetilmesi gerektiği de belirtildi. Hüküm oy çokluğuyla bozuldu.

    Sonuç: İtirazla kesinleşen takipsizlikten sonra aynı fiil başka suç adıyla dava konusu yapılamaz; bu olayda mahkemenin durması gerekiyordu.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11. Yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı şartı Anayasa'ya aykırı değilAnayasa Mahkemesi · E. 2018/91 · K. 2020/10 ·

    Anayasa Mahkemesi, 7072 sayılı Kanunla değiştirilen CMK m. 172/2 ve 173/6 hakkındaki iptal taleplerini inceledi. Mahkemeye göre aynı fiilden dava açılmasının yeterli şüphe oluşturacak yeni delilin elde edilmesine ve sulh ceza hâkimliği kararına bağlanması şüphelinin haklarının korunması bakımından daha güvenceli bir durum oluşturmaya yöneliktir ve adil yargılanma hakkını sınırlamaz. Değerlendirmeyi Cumhuriyet savcısı yerine hâkimin yapması mağdurların etkili başvuru hakkını da sınırlamaz. Kurallar Anayasa m. 36 ve 40'a aykırı bulunmadı; iptal talepleri reddedildi.

    Sonuç: Takipsizlikten sonra dava açılmasının yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararına bağlanması Anayasa'ya aykırı değildir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12. İtirazın reddine dair hâkimlik kararına kanun yararına bozma ile yeni delil yolunun farkıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2020/303 · K. 2023/259 ·

    Delil yetersizliği gerekçeli takipsizlik kararına itiraz sulh ceza hâkimliğince reddedilmiş, bu hâkimlik kararına yönelik kanun yararına bozma istemi Özel Dairece yerindelik denetimi yapılamayacağı gerekçesiyle esası incelenmeden reddedilmişti. Ceza Genel Kuruluna göre itirazın reddine dair hâkimlik kararı, verildiği anda mevcut hukuka aykırılıklar bakımından kanun yararına bozmayla denetlenebilir; karardan sonra ortaya çıkan ya da hâkimliğin bilgisine sunulmamış yeni delilde ise m. 172/2 ve 173/6'daki ayrı yol izlenir. Ret kararı kaldırıldı ve dosya istemin esası için Daireye gönderildi; karar oy çokluğuyla verildi.

    Sonuç: Hâkimlik kararındaki hukuka aykırılık kanun yararına bozmayla, sonradan çıkan yeni delil ise CMK m. 172/2 yoluyla ileri sürülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Takipsizlik kararı ne demek?

Takipsizlik kararı, kanundaki adıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda kamu davası açmama kararıdır. CMK m. 172/1'e göre savcı bu kararı, kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse ya da kovuşturma olanağı yoksa verir.

Takipsizlik kararı beraat anlamına gelir mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre takipsizlik kararı adli-idari, karma nitelikte bir karardır ve beraat kararı gibi kesin hüküm sonuçları doğurmaz. Bununla birlikte kesinleşen karardan sonra aynı fiilden dava açılabilmesi CMK m. 172/2'deki şartlara bağlıdır; Ceza Genel Kurulu bu sonucu kesin hükmün önleme etkisine benzetir.

Takipsizlik kararı kime bildirilir?

CMK m. 172/1'e göre karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Madde, ifadesi alınmamış ya da sorguya çekilmemiş şüpheliye bildirimden söz etmez.

Takipsizlik kararına itiraz süresi ne kadardır?

CMK m. 173/1'e göre suçtan zarar gören, karar kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. CMK geçici m. 6/1-b'ye göre bu süre 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlarda uygulanır; daha önce verilen kararlarda değişiklikten önceki on beş günlük süre geçerlidir. İtirazın usulü ayrı rehberde anlatılır.

Takipsizlik kararından sonra aynı olay için yeniden dava açılabilir mi?

Bugünkü CMK m. 172/2'ye göre aynı fiilden kamu davası açılabilmesi için iki şart birlikte gerekir: kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delilin elde edilmesi ve bu konuda sulh ceza hâkimliğinin karar vermesi. CMK m. 173/6'ya göre itirazın reddedildiği durumda da aynı kural uygulanır. Anayasa Mahkemesi 2020'de bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.

Takipsizlikten sonra yeni delil ne demektir?

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre takipsizlik kararından önce mevcut olan ancak ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunduğu hâlde savcı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil yeni delildir. Delilin yeni olması yetmez; tek başına veya diğer delillerle birlikte suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir.

Şikâyete bağlı suçta şikâyet süresi geçerse takipsizlik kararı verilir mi?

TCK m. 73/1'e göre şikâyete bağlı suçta yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; Yargıtay Ceza Genel Kurulu şikâyet süresinin geçmesini kovuşturma olanağını ortadan kaldıran durumlar arasında sayar. Süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrenme gününden başlar; şikâyete bağlı hakaret suçunda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/2). Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre şikâyet yokluğu gerekçeli takipsizliğe şikâyet süresi içinde yapılan itiraz şikâyet iradesi sayılır.

Soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı ile takipsizlik kararı aynı mıdır?

Hayır. CMK m. 158/6'daki soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı, fiilin suç oluşturmadığı araştırma gerektirmeden açıkça anlaşılıyorsa ya da ihbar ve şikâyet soyut ve genel nitelikteyse verilir ve şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilmez. Takipsizlik kararı ise CMK m. 172/1'e göre soruşturma evresi sonunda verilir. İki karara da CMK m. 173'teki usule göre itiraz edilebilir.

Ek takipsizlik kararı nedir?

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, aynı soruşturmada bazı fiiller için dava açılırken ya da başka bir karar verilirken dava açılmasını gerektirmeyen fiiller için verilen karardır. Kurula göre bu kararın hukuki niteliği ve sonuçları bakımından takipsizlik kararından farkı yoktur.

Takipsizlik verilen fiil başka bir suç adıyla yeniden dava konusu yapılabilir mi?

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre fiilin aynı olup olmadığı olayın yeri, zamanı ve işleniş biçimine göre belirlenir; savcının yaptığı hukuki nitelendirmenin önemi yoktur. Kurulun örneğine göre kasten öldürmeden takipsizlik verilen şüpheli hakkında yeni delil olmadıkça aynı fiil taksirle öldürme diye nitelendirilerek dava açılamaz.

Takipsizlik kararına rağmen dava açılırsa mahkeme ne karar verir?

Yargıtay kararlarında sonuç olaya göre değişmiştir. Ceza Genel Kurulu 2020'de kesinleşmiş ek takipsizlikten sonra yeni delil olmadan açılan davada davanın reddi gerektiğini söylemiş; Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026'da benzer bir durumda kovuşturma şartı gerçekleşmediği için düşme kararına hükmetmiştir. Ceza Genel Kurulu, 2017'de itirazın reddinden sonra kanundaki şart gerçekleşmeden açılan davada, ayrıca takipsizliğin kesinleşip kesinleşmediği belirsizse ya da takipsizliği kaldıran hâkimlik kararının denetlenmesi gerekiyorsa mahkemenin durma kararı vermesi gerektiğini belirtmiştir. Ceza Genel Kurulunun 2020 ve 2017 kararları ile 5. Ceza Dairesinin kararı KHK-680 öncesi metni uygular; bugün aynı fiilden dava açılması yeterli şüphe oluşturacak yeni delile ve sulh ceza hâkimliği kararına bağlıdır (CMK m. 172/2, 173/6).

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.